MED TUHAD-FED, 24 Eylül 1996’da Diyarbakır Cezaevi’nde 10 tutsağın katledilmesinin yıl dönümünde açıklama yaptı. Açıklamada, ‘Gardiyanından polisine, askerinden cezaevi müdürüne kadar bu suçta payı ve sorumluluğu bulunan tüm faillerin tarafsız yargı önünde hesap vermesini ve hak ettikleri cezalara çarptırılmasını talep ediyoruz’ denildi
Med Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Hukuki ve Dayanışma Dernekleri Federasyonu (MED TUHAD-FED), 24 Eylül 1996’da Diyarbakır E Tipi Kapalı Cezaevi’nde 10 siyasi tutsağın katledilmesinin yıl dönümünde açıklama yaptı. 89 kişinin yargılandığı davanın 2019’da zaman aşımı gerekçesiyle düşürülmesine tepki gösterilen açıklamada, faillerin yargılanması istendi.
MED TUHAD-FED Eşbaşkanı Kerem Canpolat, suçun cezasız kalmaması gerektiğini belirterek devletin cezasızlık politikasından vazgeçmesi gerektiğini söyledi.
‘İnsanlığa karşı işlenmiş bir suç’
Katledilen 10 tutsağın ismini okuyarak konuşmasına başlayan MED TUHAD-FED Eşbaşkanı Pınar Sakık Tekin, tutsakların işkence sonucu katledildiğinin otopsi raporlarıyla ortaya konulduğunu belirtti. Tekin, şöyle konuştu:
“Bu insanlık dışı katliamda; Erkan Hakan Perişan, Cemal Çam, Hakkı Tekin, Ahmet Çelik, Edip Dilekçi, Mehmet Nimet Çakmak, Rıdvan Bulut, Mehmet Kadir Gümüş, Kadir Demir ve Mehmet Aslan yaşamını yitirmiştir. Tutsakların işkence sonucu katledildiği otopsi raporlarıyla kesin olarak kanıtlanmış olmasına rağmen, sorumluluğu bulunan hiçbir kamu görevlisi cezalandırılmamış; aksine cezasızlık politikasıyla adeta ödüllendirilmişlerdir. Bu durum, insanlığa karşı işlenmiş açık bir suç olmanın yanı sıra, devletin siyasi tutsaklara yönelik tahammülsüzlüğünün ve inkar politikasının da tarihsel bir vesikasıdır. Diyarbakır Cezaevinde yaşanan bu katliam, tarihin utanç sayfalarındaki yerini almıştır.”
‘Cezasızlık politikasını protesto ediyoruz’
Katledilen siyasi tutsakların toplumsal muhalefetin, aydın ve entelektüel birikiminin temsilcileri olduğunu belirten Tekin, tutsakların can güvenliğini sağlamakla yükümlü devlet organlarının saldırısıyla katledildiğini ifade etti.
Cezasızlık ve baskı politikalarının cezaevlerinde farklı biçimlerde sürdüğünü söyleyen Tekin, “Cezaevlerindeki gayriinsani koşullar devam etmekte, tutsaklara yönelik baskıcı ve olumsuz yaklaşım hâlâ varlığını korumaktadır. Federasyon olarak, tutsaklara yönelik gerçekleştirilen bu ağır katliamı bir kez daha lanetliyor; insanlığa karşı işlenen suçlarda zaman aşımının uygulanamayacağını hatırlatıyoruz” dedi.
Faillerin yargılanmasını isteyen Tekin, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Gardiyanından polisine, askerinden cezaevi müdürüne kadar bu suçta payı ve sorumluluğu bulunan tüm faillerin tarafsız yargı önünde hesap vermesini ve hak ettikleri cezalara çarptırılmasını talep ediyoruz. Bölgede ve ülkede yürütülen çözüm ve barış arayışlarının kalıcı bir sonuca ulaşabilmesi, geçmişte işlenen bu tür insanlık suçlarıyla yüzleşilmesine ve hesabının sorulmasına bağlıdır. Yapılan saldırıyı ve cezasızlık politikasını protesto ediyor; yitirdiğimiz tutsakların anıları önünde saygıyla eğiliyoruz. Onurlu bir barışın tesisi ve katledilen canlarımızın özgürlük hayallerinin hayata geçirilmesi için demokratik mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğimizin sözünü veriyoruz.”
Ne olmuştu?
24 Eylül 1996’da Diyarbakır E Tipi Kapalı Cezaevi’nde gardiyan, polis ve jandarmanın saldırısı sonucu 10 siyasi tutsak katledildi, 23 tutsak yaralandı. Otopsi raporlarında tutsakların ağır işkence ve darp sonucu yaşamını yitirdiği belirtildi.
Aralarında asker, polis, gardiyan ve cezaevi doktorunun da bulunduğu 89 kişi hakkında dava açıldı. Birçok kez Yargıtay’a taşınan dava, Diyarbakır 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 2019’da zaman aşımı gerekçesiyle düşürüldü. Yargıtay 1’inci Ceza Dairesi de yerel mahkemenin kararını oy çokluğuyla onadı.
Kaynak: MA
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

