Site icon Serbest Görüş

Ayşegül Doğan: Abdullah Öcalan’ın doğrudan kamuoyuna seslenebileceği gelişmeleri bekliyoruz


Silahsızlanma ve demokratik siyasete geçiş sürecinde önümüzdeki günlerde atılması gereken adımları değerlendiren DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, Abdullah Öcalan’ın doğrudan temas olanaklarına kadar birçok başlıkta adım atılmasını beklediklerini söyledi

Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında hazırlanan ve kamuoyunda “çerçeve yasa” olarak anılan 7595 sayılı kanunun yürürlüğe girmesiyle birlikte, Takip ve Değerlendirme Kurulu da 24 Ağustos’ta Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında ilk toplantısını gerçekleştirdi. Toplantıda dört alt komisyon oluşturularak uygulamaya ilişkin çalışmaların bu komisyonlar üzerinden yürütülmesi kararlaştırıldı.

Yasanın uygulanmasına ilişkin takvim, kurulların çalışma biçimi Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın süreçteki aktörlüğü, silahsızlanma ile demokratik siyasete geçişin nasıl eşgüdümlü yürütüleceği ve Meclis bünyesinde oluşturulması öngörülen İzleme Komisyonu’nun yapısı ise henüz netleşmeyen başlıklar arasında.

DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, önümüzdeki günlerde atılması beklenen adımları ve sürecin yeni aşamasına ilişkin beklentilere ilişkin konuştu. Ayşegül Doğan, “Biz önümüzdeki günlerde yeni gelişmelerle yeni bir aşamaya geçilmesini bekliyoruz. Silahsızlanmadan siyasallaşmaya dönük yeni bir aşamaya dair çok güçlü bir beklentimiz var. AİHM ve AYM kararlarının, hukukun üstünlüğünün herkese eşit bir biçimde uygulanmıyor olması, Türkiye’nin ne yazık ki yeni meseleleri değil. Tabii ki AİHM ve AYM kararları uygulanmalı. Burada çerçeve yasayla bağlantılandırmadan, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun ortak raporundaki maddeleri de göz önünde bulundurarak, Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerin de tekrar uygulanması gerektiğini hatırlatarak; hâlihazırdaki demokratik olmayan Anayasa’nın yükümlülüğü gereği zaten AİHM ve AYM kararları uygulanmalı. Bunlar bir an evvel hayata geçirilmesi gereken kararlar. Fakat çerçeve yasanın da teyit ve tespit üzerinden yaşanan tartışmaya çakılı kalmaması ya da orada boğulmasına izin verilmemesi gerekiyor. Toplumsal desteğin, toplumsal güvenin artabilmesi için bir an önce yürürlüğe girmesine dair bu belirsizliğin giderilmesi gerekiyor” dedi.

‘Kurullara dair bilgi ve takvim yok’

Önümüzdeki günlerde bu konudaki belirsizliklerin giderilmesini beklediklerini söyleyen Ayşegül Doğan, “Bu kurulların nasıl çalışacağı henüz açıklanmadı, kamuoyuyla paylaşılmadı. Dolayısıyla buna ilişkin de bir beklenti var. Bu kurulların kimlerden oluşacağı bilgisi de yok. Yine Sayın Öcalan’ın bu kurullarla nasıl çalışacağına dair resmen yapılmış bir açıklama yok. Sayın Öcalan’ın liderlik etkisinin, kapsamının, gücünün etkin bir biçimde değerlendirilebileceği, tüm bunları koordine edebileceği bu kurulun diğer kurullarla nasıl çalışacağı ve kendisinin içinde bulunacağı kurulun birtakım çalışma gruplarına ihtiyaç duyacağı, bizler tarafından tespit edilen ancak henüz aleni ve resmî bir biçimde belirlenmemiş konular. Bunu, yöntemi kamuoyuyla doğrudan paylaşarak; silahsızlanma ve siyasallaşmaya dair yapılacaklar için bir yol haritası ve takvim belirleyerek; kurulların nasıl çalışacağını, nasıl eşgüdümlü hâle getirileceğini aleni bir biçimde açıklayarak sağlamak mümkün” diye belirtti.

‘Rolü daraltmaya çalışmak Türkiye’ye çok kaybettirdi’

“Sayın Öcalan’ın rolü, misyonu, sorumluluğu, önderlik gücü, bunun etki alanı ve kapsamı, bizim yıllardır üzerine tespitler yaptığımız en kritik konu başlıklarından biri” diyerek hukuki statü ve aktörlük tartışmalarına değinen Ayşegül Doğan, şöyle devam etti:

“Sayın Öcalan’ı eleştirebilirsiniz, görüşlerine katılmayabilirsiniz ancak siyaset yapmak için var olan hakikati görmeniz gerekir. Eleştirenler, bu hakikati görmek istemeyenler için şöyle bir tavsiyede bulunuyoruz: Sayın Öcalan’ın liderlik gücünün neleri değiştirebileceğine ve bu değişikliklerin kimleri kapsayabileceğine de bakmak gerekir. Öcalan bugün bir teklifte bulunuyor. Demokratik cumhuriyetten ve bunun için demokratik toplum inşasından bahsediyor. DEM Parti İmralı Heyeti’nin yaptığı son görüşmede de barışın neye karşılık geldiğini, demokratik siyasetin ve dolayısıyla siyasallaşmanın neyi içermesi gerektiğini zaten Sayın Öcalan söylüyor. Heyetimiz de bunu yazılı bir açıklamayla, olduğu gibi alıntılayarak kamuoyuyla paylaştı. Dolayısıyla Sayın Öcalan’ın rolünü daraltmaya çalışmak, olduğundan farklı göstermeye çalışmak, pozitif etkilerini karalamalarla ikame etmeye çalışmak Türkiye’ye çok kaybettirdi. Ne kaybettirdi? 1993 yılındaki ateşkesin başarıyla sonuçlanmamasına neden oldu ve Türkiye zifiri bir karanlığa girdi. Yıllardır 90’lı yıllarda başlayan dönemin sancılarını yaşıyor. Ardından gelen hiçbir barış arayışı da ne yazık ki başarıyla sonuçlanmadı. Çünkü bu tür kategorik yaklaşımlar, ön yargılarla yaklaşma ve rolünü tarif etmeye, tanımlamaya yönelik birtakım girişimler oldu. Bunlar da barış arayışlarını olumsuz etkiledi. Bugünkü barış arayışına, barış ve demokratikleşme çabasına olumsuz etki etmemek için olanı olduğu gibi, kendi hakikati içerisinde kabullenmek ve ona uygun mekanizmalar geliştirmek gerekiyor.”

‘Koordinasyonu sağlayacak Sayın Öcalan’dır’

Çatışmanın kalıcı biçimde demokratik siyasete evrilmesi isteniyorsa bunu sağlayacak temel aktörün Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan olduğunu söyleyen Ayşegül Doğan, şöyle devam etti:

“Çatışmasızlığın kalıcı hâle gelmesi de siyasallaşmayla mümkün olacak. Silahların tümden ve kalıcı bir şekilde devre dışı kalabilmesi, siyasallaşma ve demokrasi alanının genişlemesiyle mümkün. Silahları ortaya çıkaran nedenleri ortadan kaldırmamız gerekir. Bir örgüt, silahlı mücadeleye stratejik bir şekilde son verdiğini ve bundan sonra demokratik siyaset alanında var olmak istediğini söylüyor. Sözünü ettiğimiz örgütün mensupları bu ülkenin yurttaşları. Geri dönmek ve eşit yurttaşlık haklarından yararlanmak istiyorlar. Peki, silahsızlanma ve siyasallaşma arasındaki koordinasyonu sağlamadan bu nasıl mümkün olacak? Mümkün olmaz. Bu koordinasyonu sağlayabilecek, koordinatör sıfatıyla burada yer alabilecek kişi kim? Sayın Öcalan. Kendisinin de ifade ettiği gibi örgütün kurucu lideri. Bütün bu süreçlere dair çabası, emeği, gayreti bulunan bir insan. Silahların tümden devre dışı kalmasına dair çağrıyı yapan, riski alan, sorumluluğu üstlenen; iletişim olanakları kısıtlı olmasına rağmen sanki özgür iletişim olanakları varmış gibi süreci yürütmeye, ortaya çıkabilecek provokasyonları öngörmeye, bunlara karşı uyarmaya ve kıt kanaat olanaklarla da bunu sağlamaya çalışan aktörün alanını daraltmak ya da oynayabileceği role sınırlar çizmek yerine tam tersini yapmak gerekir. Kimin üzerine ne rol, görev ve sorumluluk düşüyorsa bunları olduğu gibi yerine getirmesi gerekir.”

‘Fiilen yürütülen birtakım çalışmalar resmiyet ve aleniyet kazanmalı’

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın rolü, sorumluğu ve misyonun tarihsel olarak ortada olduğunu anımsatan Ayşegül Doğan, toplumsal etkileri olan bir liderlik hakikatinden söz ettiğini kaydederek, “Dolayısıyla bunu yalnızca PKK’nin kurucu önderliğiyle sınırlayabilir misiniz? Sınırlayamazsınız. Sınırlayamamanızın sebepleri de var. Türkiye’de milyonlarca insan ‘İrademdir’ diye imza verdi, Türkiye’yi ve sınırları aşan bir liderlik etkisinden bahsediyoruz. Barış ve demokrasiden yana değerlendirilmek istenen böyle önemli bir aktör için, böylesi tarihsel bir anda yapılması gereken, iletişim olanaklarını açmak; ön yargılar, karalamalar ve spekülasyonlar yerine doğrudan sesini duyurabilmesini ve o etkiyi artırabilmesini sağlamaktır. Biz en başta Sayın Öcalan’a ilişkin statü tartışmalarını geride bırakmak, fiilen yürütülen birtakım çalışmaların artık resmiyet ve aleniyet kazanması gerektiğini düşünüyoruz. Bizim önerimiz, Silahsızlanma ve Siyasallaşma Koordinatörü olarak sürecin içerisinde yer almasına ilişkin” şeklinde konuştu.

‘Silahsızlanmanın tamamlanabilmesi ve siyasallaşmanın koşulları oluşturulmalı’

Önümüzdeki günlerde yaşanabilecek gelişmelere de değinen Ayşegül Doğan, statü ve kurullar konusunda beklentileri olduğunu ifade ederek, “Birincisi, önümüzdeki günlerde görmeyi beklediğimiz gelişme, bu yasa sonrasında yasanın da öngördüğü üst kurulun ve alt kurulların eşgüdümlü bir biçimde çalışması, koordinasyonu sağlaması ve bir yol haritası belirlemesidir. Silahsızlanmanın tamamlanabilmesi ve siyasallaşmanın eşzamanlı olarak gerektirdiği koşulların oluşturulabilmesi için kurullar etkin bir şekilde çalışmalı. Tabii bir de İzleme Komisyonu var. Yeni yasama döneminde bu İzleme Komisyonunun kuruluş çalışmaları hızla bitirilmeli. Silahsızlanma aşamasının nasıl tamamlanacağının, bunun hangi takvimde ve nasıl olacağının da bir an önce kamuoyuyla paylaşılması, önümüzdeki günlerde beklediğimiz gelişmelerden” ifadelerini kullandı.

‘Abdullah Öcalan’ın kamuoyuna seslenebilmesine dair gelişmeleri bekliyoruz’

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın çeşitli kesimlerle iletişim kanallarının açılıp açılmayacağının da önümüzdeki günlerde netleşeceğini belirten Ayşegül Doğan, “En başından beri Sayın Öcalan’ın sesini doğrudan kamuoyuna duyurması gerektiğini söylüyoruz. Kendisi de son görüşmelerden birinde yazılı mesajıyla topluma doğrudan seslenme ihtiyacı içerisinde olduğunu ifade etti. Bu, sürecin işleyişi gereği olmazsa olmazlardan biri. Bu konuda da önümüzdeki günlerde bir gelişme bekliyoruz ama görüşmelerin hangi kesimle başlayacağına ilişkin henüz bizde de net bir bilgi yok. Yine silahsızlanmayla ilgili sahada pratik olarak karşılıklı çalışmalar yürütüldüğünü biliyoruz. Yani devlet yetkilileri, Sayın Öcalan ve hareket yönetimi arasında temaslar olduğunu biliyoruz. Sürdürülen bu temasların ve çalışmaların neye evrileceğine ilişkin de önümüzdeki günlerde somut bazı gelişmeler olabilir” dedi.

‘1 Ekim’den sonra ilk takvim izleme komisyonu olmalı’

Meclis’te kurulacak izleme komisyonunun çalışma esaslarının somut olarak belirlenmediğini ancak bu konuda tahminleri olduğunu belirten Ayşegül Doğan, “İzleme komisyonu, bu sürecin sağlıklı bir biçimde ilerleyebilmesi için adil, tüm kesimlere eşit bir yerden yaklaşan bir komisyon olmalı. Demokratikleşmeyle ilgili Türkiye’nin yapması gereken pek çok yasal değişiklik var. Çerçeve yasadan sonra Terörle Mücadele Kanunu, İnfaz Kanunu ve yine infazda eşitlik talebi, çok çeşitli kesimler tarafından ifade edilen konuların başında geliyor. Çerçeve yasanın gerekçesinde, bu yasanın bir ilk adım olduğuna ve bir yasalar silsilesinin peşi sıra geleceğine işaret eden bölümler var. Tüm bunların gerçekleşebilmesini sağlayacak bir ‘izleme komisyonu’ olmalı. Meclis Başkanlığının komisyonun kuruluşuyla ilgili çalışmalarda muhtemelen siyasi partilerle görüşmesi bekleniyor. Henüz tarafımıza böyle bir görüşme talebi iletilmiş değil. Bize de ulaşmış bir şey yok. Sanıyorum diğer siyasi partilere de henüz böyle bir bilgi ulaşmadı. Ama diğer siyasi partilerin ve partimizin görüşleri alınarak herkesin adil ve eşit biçimde temsil edilebileceği bir komisyon oluşturulmalı. 1 Ekim’den hemen sonraki ilk takvim bu olmalı” diye belirtti.

Haber: Melek Avcı \ JINNEWS

Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Exit mobile version