Site icon Serbest Görüş

Avrupa’dan dağlara uzanan mücadele: Bugün yürütülen mücadele onların eseri


Ailesinin devlet baskısına karşı Avrupa’ya göndermesine rağmen özgürlük mücadelesine katılan HPG’li Devlet Genç’i anlatan ağabeyi İlhan Genç, ‘Bugün bir süreçten ve halkımızın iradesinden söz edebiliyorsak, bu tamamen onların yarattığı değerler sayesindedir’ dedi

Dîlok kentinde Medeniyetler Beşiğinde Yakınlarını Kaybeden Ailelerle Yardımlaşma Dayanışma Birlik ve Kültür Derneği (MEBYA-DER) tarafından düzenlenen ve yaşamını yitirenlerin anıldığı program, geniş bir katılımla son gününe ulaştı. Üç gün süren etkinliklere Barış Anneleri, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve çok sayıda yurttaş yoğun ilgi gösterdi.

Mücadele hafızası salona yansıdı

Anma etkinliğinin gerçekleştirildiği mekan, yarım asırlık bir mücadele tarihinin sergilendiği bir hafıza alanına dönüştürüldü. Salonda Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile yaşamını yitirenlerin fotoğraflarının yanı sıra direnişi simgeleyen flamalar yer aldı. Etkinlikte Barış Anneleri en ön saflarda yer alırken, salonda atılan sloganlar geçmişten bugüne uzanan kolektif hafızayı canlandırdı. Bu atmosferde konuşan ve 22 Mart 2020 tarihinde Xakurkê bölgesinde yaşamını yitiren HPG üyesi Devlet Genç’in (Çekdar Zanyar) ağabeyi İlhan Genç, yıllara ve sınırlara meydan okuyan bir bağlılığın öyküsünü paylaştı.

Baskı ortamında şekillenen bilinç

İlhan Genç, Türkiye koşullarında herkesin bildiği türden bir çocukluk yaşamadıklarını söyleyerek, o yılları şöyle anlattı:

“Çünkü bu topraklarda ana dilini konuşmak, kimliğine sahip çıkmak her zaman devletin zorbalığıyla karşılandı. 1983 yılında İslahiye’de ilkokuldayken dışarıda Kürtçe konuştuğumuzda isimlerimiz kara tahtaya yazılır, her gün cezalara çarptırılırdık. Babamız 12 Eylül askeri darbesinde görevinden ihraç edilen yurtsever bir Pol-Der (Polis Derneği) üyesiydi. Evimizin kapısı hiçbir zaman baskıya yabancı kalmadı. Çekdar işte bu hafızanın içinde büyüdü. Toplumda çok sevilen, haksızlığa karşı tahammülü olmayan dirayetli bir insandı. Hakkında verilen hapis cezaları nedeniyle 2012 yılında onu Avrupa’ya çıkarmak zorunda kaldık. Ancak sınırları geçmek, insanın zihnindeki ve ruhundaki bağı koparmaya yetmiyor.”

Avrupa yaşamını reddetti

Kardeşinin Avrupa’nın sunduğu bireyci ve konforlu yaşamı reddederek yüzünü dağlara çevirdiğini, saflara katılım sürecinin ideolojik bir tercih olduğunu vurguladı:

“Biz onu devlet baskısından korumak istedik ama onun aradığı yaşam Avrupa’nın sunduğu düzen değildi. Ruhu o sınırlara sığmadı. 2016 yılında Hollanda’nın Zaandam kentine giderek oradaki çalışmalara dahil oldu. Ancak onun esas yoğunlaşması halkının doğrudan özgürlük mücadelesiydi. 20 Nisan 2017 günü Erbil uçağına binerek yüzünü dağlara döndü. O günden sonra kendisinden doğrudan haber alamadık ama varlığının ve iradesinin her zaman bizimle olduğunu biliyorduk. Şahadet haberini aradan geçen 6 yılın ardından öğrenmiş olsak da onun hangi değerler uğruna yürüdüğünü çok iyi biliyoruz”

Kazanımlar ödenen bedellerin sonucudur

Yaşamını yitirenlerin fedakârlıklarının bugünkü siyasal dengeleri zorladığını ve Kürt halkını masada irade haline getirdiğini hatırlatan İlhan Genç, şöyle devam etti:

“Onlar bir hiç uğruna toprağa düşmediler; toprağımız, dilimiz ve çocuklarımızın onurlu yarınları için mücadele ettiler. Eğer bu direniş olmasaydı, bugün dünya Kürt halkının adını dahi anmazdı; bizler kendi varlığımızı dahi bu düzeyde savunamazdık. Bugün yürütülen barış ve demokratik toplum sürecinden, halkımızın masadaki iradesinden ve kazanımlardan söz edebiliyorsak, bu tamamen onların ortaya koyduğu duruş ve ödediği ağır bedeller sayesindedir.”

‘Yoldaşların aileleri bize dirayet veriyor’

Salondaki kitlesel birlikteliğin bireysel acıları aşan tarihsel bir kuvvete dönüştüğünü belirten Genç, sözlerini şu kararlılıkla tamamladı:

“Dîlok’a, bu anma salonuna geldiğimde yalnız olmadığımızı gördüm. Burada 14 yoldaşın daha ailesi var. O Barış Anneleri’nin, ablaların yüzündeki dirayeti gördüğümde, bu mücadelenin ne denli sarsılmaz bir miras olduğunu bir kez daha anladım. Bu değerler yalnızca bizim değil, tüm Kürdistan halkının ortak onurudur. İnsan bedenini değil, umudunu kaybettiği gün yenilir. Bizler umudumuzu asla yitirmeyeceğiz; dört parça Kürdistan’ın birliğini ve halkımızın özgür yaşamını bu mirasa sahip çıkarak kazanacağız.”

Dîlok’ta MEBYA-DER öncülüğünde üç gündür devam eden kitlesel anma etkinlikleri, ailelerin dayanışma ziyaretlerini kabul etmesi ve gerçekleştirilen sinevizyon gösterimlerinin ardından tamamlanacak, anma programı 10.00 ve 18.30 saatleri arası sürecek.

HABER MERKEZİ

Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Exit mobile version