Yüzünü Kürdistan dağlarına dönen ve o dağlarda yaşamını yitiren Apê Musa’nın küçük generali İdris Atak’ı anlatan annesi Meliha Atak, ‘Yaşı küçük cesareti büyüktü. Özgür Basın çalışanında Cudi’mi görüyorum’ dedi
Özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirenler için Kürdistan ve Türkiye’de yapılan kitlesel anmalarda, bir yandan aileler çocuklarının hikayelerini anlattı bir yandan da onların ardından bıraktığı mücadele miraslarına sıkı sıkıya sarıldı. Masalara konulan her bir fotoğrafın arkasında; baskı ve zulme karşı mücadele ve direnişin olduğu hikayeleri yankılandı.
Bu hikayelerden biri de Şirnex’e bağlı Spîndarok köyünde 1983 yılında dünyaya gelen Musa Anter’in (Apê Musa) küçük generallerinden olan İdris Atak’a (Cudi Toros) ait. Ailesi o daha 2 yaşındayken devletin baskılarından kaynaklı Adana’ya göç etti. Burada okula giden İdris Atak, 14 yaşına geldiğinde Özgür Gündem gazetesi dağıtmaya başladı. Ölüm tehditleri almasına rağmen gazete dağıtmayı sürdürdü. Bir süre sonra Özgür Halk dergisi dağıtmaya başlayan İdris Atak, bir gece JİTEM tarafından evinde alıkonuldu ve “Sen ellerinle gazeteyi dağıttın, ayaklarınla gazeteyi dolaştırdın, dilinle okudun ve bu şekilde halka güç verdin” denilerek işkence yapıldı. Bu işkenceler İdris Atak’ın gazete ve dergileri dağıtmaya devam etmesiyle paralel birçok kez tekrarlandı.
Yüzünü dağlara döndü
Genç yaşta maruz kaldığı bu ağır işkencelere ve ölüm tehditlerine rağmen geri adım atmayan İdris Atak, tutuklanıp 3 ay cezaevine konuldu. Cezaevinden çıktıktan sonra üzerindeki baskı ve tehditlerin daha da artması nedeniyle 2001 yılında henüz 18 yaşında iken yüzünü dağlara dönen İdris Atak, 15 Temmuz 2004 tarihinde Şirnex’ın Besta alanında çıkan bir çatışmada yaşamını yitirdi. Ailesi çocuklarının yaşamını yitirdiğini öğrense de aradan geçen yıllarda İdris Atak’ın cenazesinin nereye gömüldüğünü öğrenemedi.
‘Adana’da büyüdü ama içinde hep bir ülke aşkı vardı’
Şirnex’ın Silopya (Silopi) ilçesinde 11-13 Eylül tarihleri arasında yapılan anmada yer alan İdris Atak’ın fotoğrafının arkasında 3 gün boyunca ayrılmayan annesi Meliha Atak, yıllardır cenazesini bulmaya çalıştığı oğlunu ve mücadelesini anlattı. Meliha Atak, “Cudim Adana’da büyüdü. Orada okula gitti. Başarılı bir öğrenciydi. Her ne kadar ülkeden uzak olsak da Cudi’nin içinde hep bir ülke aşkı, sevdası vardı. Okuma yazmayı erken kavramıştı. Daha küçük bir çocukken ne yapabilirim diye düşünmeye başladı ve gazeteleri dağıtmaya karar verdi. Gazeteler Kürt halkının yaşadıklarını anlatıyordu bu da devletin hoşuna gitmedi. Devlet güçleri basında çalışmasını istemiyor ve onun önünü kapatmaya çalışıyorlardı” dedi.
‘Yaralı haliyle gazeteleri dağıttı’
Oğlunun gazeteleri dağıtmasından kaynaklı birçok kez tehdit edildiğini dile getiren Meliha Atak, “En sonundan kaçırdılar, işkence yaptılar. Ona işkence yapanlar ‘Kürt basınında yer alma’ diyorlardı. Ona işkence yapıyorlardı öbür gün o yaralı haliyle gazeteleri dağıtmaya devam ediyordu. Bu işkenceler bir kez olmadı. O gazeteleri dağıtmakta ısrar edince işkence yapanlarda ona işkence yapmaya devam etti. Yaralarına kendi ellerimle merhem sürdüm. 3 kez vücudunda naylonlar yaktılar. En son yapılan işkence, baskı ve zulme dayanamadı ve yönünü Kürdistan’ın özgür dağlarına çevirdi” ifadelerini kullandı.
‘Cenazesini aradık ancak bir iz bulamadık’
Oğlunun yönünü dağlara çevirmesinden sonra uzun bir süre ondan haber alamadıklarını söyleyen Meliha Atak, “2004’te Besta’da şehîd olduğunu öğrendik. Uzun süre sorduk, cenazesini aradık ancak bir iz bulamadık. Cezaevi olmayınca, partide şehîd ilan etmeyince taziyemizi kuramadık. Öğrenen eş dost evlerimizi gelip başsağlığı dilediler ancak kitlesel bir taziye kuramadık. Aradan 22 yıl geçti şimdi parti şehîd ilan etti ve bizde anmada yerimizi aldık” diye konuştu.
‘Yaşı küçük cesareti büyüktü’
Oğlunun çevrede sevilen biri olduğunun belirten Meliha Atak, aradan 25 yıl geçmesine rağmen Adana’da hala “Gazeteci İdris” olarak tanındığını ve anlatıldığını kaydetti. Oğlunun isyancı bir çocuk olduğunu dile getiren Meliha Atak, devamında şunları söyledi:
“Herkese dokunuyordu. Daha küçük yaşlarında özgürlük hareketini tanıdı ve çalışmalarda yer aldı. Bir gün bile geri adım atmadı. Yaşı küçük ancak cesareti büyüktü. Ona yapılan işkenceler başka birine yapsa belki dayanamazlardı. Ancak o daha yaraları iyileşmeden yeniden gönül verdiği işi yapmaya devam ediyordu. Onu asitle yok etmekle tehdit ediyorlardı. Ancak o ‘Ne olursa olsun geri adım atmayacağım’ derdi.”
‘Özgür Basın çalışanında Cudi’mi görüyorum’
Özgür Basın’ın verilen büyük bedelle bugünlere geldiğinin altını çizen Meliha Atak, “Bu uğurda yüzlerce kişi şehîd verildi. Onlar işkence yaptılar, kaçırdılar, tutukladılar, öldürdüler ama Özgür Basını susturamadılar. Hiçbir zamanda Özgür Basın bitmez. Bugün her gördüğüm Özgür Basın çalışanında Cudi’mi görüyorum. Onlar her bitirmek istediklerinde Özgür Basın daha çok büyüdü. Artık yeter gençler ölmesin. Zindanlarda tutsak olanlar serbest kalsın. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın artık fiziken de halkının arasında olmasının zamanı geldi. Bu topraklara kana doydu. Annelerin gözyaşları artık akmasın. Biz acıyı gördük, yaşadık başka bir anne yaşamasın” şeklinde konuştu.
Haber: Emrullah Acar \ MA
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

