Site icon Serbest Görüş

AKP’nin ‘Üsküdar’ zaferi!

Necip F. Bahadır


NECİP F. BAHADIR | YORUM

Siyasi gündemin hızına yetişmek zor. Günde ‘üç öğün yazı’ kaleme alınsa yeri… Üsküdar mutlaka yazılmalıydı, hem de sıcaklığını yitirmeden. Yarın kim bilir ne tür siyasi manşetler patlayacak.

Ahmet Davutoğlu’nun ‘şüpheli’ sıfatıyla ifade vermesini yazamadım. İçimde kaldı. Ekrem İmamoğlu’nun basılmamış kitabına yasak aynı şekilde yoğun gündemin içinde kaybolup gitti. Gündemin elinden ne kurtarabilirsek…

Yıllardır siyasetin yakından izlerim böylesini ne gördüm ne de yaşadım. Allah’ın her günü manşet bombardımanı! Buna kalem mi dayanır?

Evet, atı ‘çalan’ Üsküdar’ı geçti!

Peki Üsküdar’ı çalan Ankara’ya ulaştı mı? AKP karanlığı Üsküdar’ın üzerine çöktü. Sabah olmadı Üsküdar’da… Acaba Erdoğan akşam kahvesini keyifle yudumlayabildi mi? ‘Zafer kazanmış komutan’ pozlarına büründü mü? Zafer kütüğüne günün anısına Üsküdar amblemini çakabildi mi?

AKP’nin devri iktidarını özetleyen vaka çok. Üsküdar da ‘skandal’ veya ‘kepazelik’ halkasına eklendi. Nasıl bir damla kanın tahlili vücudun geneli hakkında bilgi verirse sırf Üsküdar örneği bile AKP’nin ne menem bir parti olduğunu anlatmaya yeter de artar.

Üsküdar AKP’nin kalelerindendi. Erdoğan 31 Mart’ta bozguna uğradı. Bırakın kalelerini muhalefet AKP’nin tersanelerine kadar girdi. AKP-MHP bloku Üsküdar’da 17, CHP 29 üye kazandı. AKP hem başkanlığı hem çoğunluğu yitirdi.

Erdoğan bunu Üsküdarlıların yanına bırakır mıydı?

Onu tanımıyorlardı. Bir siyasetçinin gerçek yüzü zaferlerde değil yenilgilerde ortaya çıkar. Zaferi herkes yönetir, asıl marifet ve meziyet bozgunu yönetebilmekte… Yenilgi sahipsiz ve yetimdir. Siyasette yenilgi, başarı kadar eğitici olabilir. Onun için “Yenilgi yenilgi büyüyen zafer vardır…”

Erdoğan şiirini okudu ama gereğini yapamadı. Başka yollara tevessül etti. Kaba strateji benimsedi. Toplumla, seçmenle cedelleşmeyi seçti. Sandıkta yitirdiğini ‘ayak oyunlarıyla’ kazanmanın peşine düştü. Birçok başkanı ‘tehditle’ AKP’ye transfer etti.

Peki seçmeni transfer edebildi mi? Mümkün mü bu?

‘Ya AKP, ya zindan’ seçeneği karşısında rozet değiştiren çok CHP’li çıktı. Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş onuruyla direndi. Teklifi de, tehdidi de elinin tersiyle itti. Kendisine oy veren seçmene ihanet etmedi, sadık kaldı. Ve bir sabah polis kapısına dayandı. Önce gözaltına alındı, sonra Silivri’ye gönderildi.

Ağustos ayında belediye meclisinde ‘başkan vekilliği’ seçimi yapıldı. CHP adayı kazandı. AKP-MHP ikilisi yarışamadı bile. Erdoğan Üsküdar’ı kafasına koymuştu bir kere… Yanlarına bırakamazdı.

Rezilliğin dik alası, kepazelik!

AKP oylamaya itiraz etti. AKP yargısı durumdan vazife çıkardı, devreye girdi ve ‘oylamanın yenilenmesine’ karar verdi. Keşke seçimi tümden iptal etse, son sözü Üsküdar halkı söyleyebilseydi. Bu demokrasinin de, siyasetin de ruhuna daha uygun düşerdi. Mahkeme sadece belediye meclisindeki oylamanın yenilenmesini istedi.

Neden? Hangi gerekçeyle? Sudan bahanelerle…

Peki ne değişecek? Üyelerin kanaati mi? AKP’nin bildiği varmış!

Oylamanın gölgesinde Üsküdar’da yeni operasyonlar başladı. CHP’li üyelerin bazısı tutuklandı, bazısı transfer edildi. Öyle dolaylı yoldan değil doğrudan seçimlere yargı da katıldı. İstanbul Valiliği ve resmi kurumlar AKP’nin yanında saf tuttu.

Üsküdar için adeta devlet seferber oldu. Çünkü emir büyük yerdendi. Çaresi yok Üsküdar alınacaktı. Erdoğan ‘zafer’ istiyordu. Artık ne tür zafer olacaksa! Pirus zaferi bile değil bu… Masa başı zaferi…

Allah aşkına böyle zafer mi olur? Bu düpedüz kepazelik… Rezilliğin dik alası… Siyasetin yüz karası…

Adnan Menderes, dilinden çok çektiği Osman Bölükbaşı’nın önünü kesmek ve  milletvekilliğini engellemek için Kırşehir’i ilçe yapmıştı. Ve bu tarihe ‘siyasi rezalet’ olarak geçti, yıllar yılı anlatıldı. Hakkında kitaplar yazıldı. Sonrasında Menderes de pişman oldu, yaptığını savunamadı, ‘hatalı davrandığını’ ikrar etti.

AKP’nin Üsküdar zaferi, Demokrat Parti’nin Kırşehir kepazeliğinden daha ağır. CHP için oy kullanacak üyelerin önce elini kolunu bağladı. Ardından seçime gitti.

Dördüncü turda AKP hedefine ulaştı. İşi dört turda bitirdi. Adım adım ‘zafere’ yürüdü. Uzlaşma veya ikna yoluyla değil. Oyunu değiştiren üyelerden biri CHP’li Ayhan Aydın’dı.

Yeni Parti’den Özgür Çelik, Aydın ile yaptığı telefon görüşmesini anlattı; “Ayhan Aydın, beni savcı tutuklamayla tehdit etti. Benim oğlum engelli, benim eşim engelli… Bunlara kim bakacak? Benim gönlüm razı değil, vicdanım razı değil. Engelli çocuğum var, engelli eşim var, ben tutuklanırsam onlara bakacak kimse kalmaz diye ben bunlara teslim oldum…’ dedi. Hüngür hüngür ağlayarak telefonu kapattı…” 

Bundan daha büyük skandal mı olur?

‘Doğru mu?’ diye sormuyorum, AKP’nin siyaset tarzı bu… Hedefe giden her yol meşru… Erdoğan’ın mezhebi çok geniş. İlke, değer, etik ara ki bulasın.

“Yeter ki AKP’nin olsun… Nasıl olursa olsun!”

Erdemliler hareketi olarak başlayan bir siyasi parti bu kadar ilkesizliğe nasıl sürüklenir? AKP’de akıl ve vicdan sahibi kimse kalmadı mı?

Nerede Bülent Arınç, Cemil Çiçek gibi isimler? Erdoğan’a, “Bu kadarı da olmaz. Yapmayın…” diyemezler miydi? Sürüye onlarda uydu. Günün sonunda AKP’nin geldiğe nokta Üsküdar oldu. Ne erdem kaldı, ne siyasi ahlak!

Üsküdar CHP’den AKP’ye geçti. Gerçek başkan dört duvar arasında AKP zindanında… Asıl Başkan CHP’li, vekili AKP’li… Erdoğan’ın AKP’si sözde Üsküdar zaferiyle ‘siyasi kepazeliğin’ kitabını yazdı.

Merak ediyorum, Arınç gibi isimler bunu içlerine sindirebildi mi? “Neleri hazmettiler, bu ne ki…” mi diyelim?

Yazık… Bu ülke bu kadarını hak etmedi (mi acaba?)

 

 

 

 

Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Exit mobile version