Zini Gediği’nde 97 kişinin katledilmesinin üzerinden 88 yıl geçti. Kayıp yakınları, bu yılki anmada katliam alanında yakınlarına ait yeni kemikler bulurken yıllardır sürdürdükleri DNA tespiti ve mezar yeri taleplerini yineledi
Duygu Kıt
1938 Dêrsim Katliamı’nın devamında, Erzîngan (Erzincan) ve Dêrsim arasında bulunan Zini Gediği’nde 97 kişinin katledilmesinin üzerinden 88 yıl geçti. 2011 yılından bu yana her sene çeşitli anma programlarının düzenlendiği katliam bölgesinde, bu yıl da on beşinci kez anma etkinliği gerçekleştirildi. Kayıp yakınları, anma etkinliği sırasında katledilen yakınlarına ait yeni kemikler buldu.
6 Ağustos günü Kılıçkaya köyünden Zini Gediği’ne hareket eden altı ülkeden on dört kişi, 7 Ağustos sabahı günün ilk ışıklarıyla katliam alanında anma töreni yaptı. İlk olarak katliam alanında saygı duruşunda bulunan kayıp yakınları, daha sonra katliam anıtında mum yaktı. Burada konuşma yapan katılımcılar, yıllardır sürdürdükleri adalet taleplerini yineleyerek DNA tespiti ve mezar yeri taleplerini tekrarladı. Anma sırasında kayıp yakınları, katliamda hayatını kaybeden yakınlarının kemiklerini buldu. Bulunan kemikler, kayıp yakınları tarafından anıtın etrafına yerleştirildi.
Hakikat arayışımız sürecek
Zini Gediği İnisiyatifi’nin düzenleyicisi olduğu programda, İnisiyatif Sözcüsü Erdal Kılıçkaya taleplerini gazetemize anlattı. Kılıçkaya şunları söyledi:
“88 yılında Dersim katliamının devamı olan Zini’de atalarımızı andık bugün. Zini anıtlarının tahrip edilmesine dair suçluların artık bulunmayacağından hemen hemen eminiz ama dereye yuvarlanan ateş çemberinin bizim tespit ettiğimiz yere konmasını istiyoruz. Katliamın sorumlularının bulunması, arşivlerin açılması talebimiz ve mağdur yakınlarından özür dilenmesi gibi taleplerimiz güncelliğini koruyor. Geçtiğimiz günlerde DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Zini Gediği ile ilgili bir araştırma komisyonu kurulmasına dair talepte bulundu. Bu çok değerli bizim için. Ümit ediyorum ki parlamento Zini ile ilgili bir araştırma komisyonu kurar, biz de gelişmeleri öğreniriz.”
Hafıza merkezi açılıyor
Zini Katliamı’nın aydınlatılması için bir hafıza merkezi kurduklarını söyleyen Kılıçkaya, “Zini Gediği Katliamı Hafıza Merkezi’nde bugüne kadar Zini ile ilgili yapılan bütün çalışmaları, hukuki politik anmalar, makaleler, haberleri Zini Hafıza Merkezi’nde bulacaksınız” diyerek şöyle devam etti:
“2011 yılında kayıp yakınları olarak Erzincan Cumhuriyet Başsavcılığı’na kemiklerin DNA tespitinin yapılarak ailelere teslim edilmesi talebimiz Erzincan Cumhuriyet Başsavcılığı’nca ışık hızıyla 18 gün içinde reddedilmişti. Üst mahkeme de reddetti. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne konuyu taşıdık. Maalesef oradan da olumlu cevap alamadık. Bu yılki Zini Gediği anmamızın ana teması bu olacak. Özellikle anıtlarımızla ilgili ne yapılacak, hukuki süreçle ilgili durum ne, anmadan sonra yapacağımız değerlendirmelerle gerekli adımları atacağız.”
Ne olmuştu?
8 Ağustos 1938’de, herhangi bir suç isnadı ve yargılama olmaksızın esnaf, öğrenci, köylü 97 kişi evlerinden alınarak Erzîngan ile Dêrsim sınırında yer alan 2700 rakımlı Zini Gediği’ne götürülüp topluca kurşuna dizildi. Katledilenlerin tamamı, Alevi köyleri olan Surbahan, Galolar, Magaçur, Brastik, Balibey ve Kismikör’de yaşıyordu. Kemiklerine ancak 1950 yılında, bölgedeki “yasak alan” kararının kaldırılmasıyla ulaşılabildi.
9 Eylül 2011 tarihinde, katliamda babasını kaybeden Canpolat Yakar, avukatı Cihan Söylemez aracılığıyla Erzincan Başsavcılığı’na “toplu mezarların açılması ve kemiklerin tespiti” talebiyle ilk başvuruyu yaptı. Ancak başvuru, “zamanaşımı” gerekçesiyle reddedildi. Bunun üzerine katliam, 2012 yılında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşındı.
2014 yılında Zini Gediği İnisiyatifi tarafından inşa edilen Zini Gediği Anma-Hatırlama Mekânı, “bilinmeyen kişilerce” yıkıldı. Katliamda hayatını kaybedenlerin yakınları her yıl Zini Gediği İnisiyatifi öncülüğünde, siyasi partilerin katılımıyla anma etkinlikleri düzenleyerek katliamla yüzleşme çağrısı yapmaya devam ediyor.
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

