Site icon Serbest Görüş

Tuncer Bakırhan: Bu ilk adımı hep birlikte atalım, birlikte yürüyelim


Meclis’e sunulması beklenen çerçeve yasaya dair konuşan Tuncer Bakırhan, ‘Sayın Öcalan görüşmede kendisinin de dediği gibi ‘bin kilometrelik yol bir adımla başlar’ demişti. Bu ilk adımı hep birlikte atalım. Önümüzdeki uzun yolu hep birlikte yürüyelim diyoruz’ dedi

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin haftalık Meclis grup toplantısında güncel gelişmelere dair değerlendirmelerde bulundu. Cezaevlerinde bulunan siyasetçilerin isimlerini sıralayan Tuncer Bakırhan, “Bu salonda bütün arkadaşlarımızla daha büyük toplantılar yapacağımız günleri de göreceğiz” dedi. 3 Ağustos 2014 yılında DAİŞ eliyle gerçekleştirilen Êzîdî soykırımında yaşamını yitirenleri anan Tuncer Bakırhan, Êzîdî toplumunun yanında olduklarını belirtti.

Meclis çalışmalarında önemli bir haftada bir araya gelindiğine işaret eden Tuncer Bakırhan, “Meclis’in bu hafta çok önemli ve tarihi bir gündemi var. Bu önemli gündemin başarıyla inşallah amacına ulaştırabilirsek yeni bir kapı ve aralık açılacak. Türkiye toplumu daha da umutlanacak. Türkiye toplumunun geleceğe daha güvenle bakacağı bir süreç içerisinde grup toplantımızı yapıyoruz. Ancak başlarken yine dünya ve Ortadoğu’da önümüzdeki 100 yılı etkileyecek günlerden geçiyoruz. Önümüzde, bir yüzyılın kapanışı yeni bir yüzyılın şafağı durmaktadır. Bugünlerde dünya hem yeni krizlere hem de eski düzenin çözülüşünü iç içe yaşıyor” ifadelerine yer verdi.

‘Barış baharına omuz hizasında yürüyelim diyorum’

İran’dan Suriye’ye, Irak ve Türkiye’ye kadar Ortadoğu’nun değiştiğini belirten Tuncer Bakırhan, geçmişe takılıp kalanların yeni düzenin nesnesi haline geldiğini belirterek, “Herkesi geleceği kurmaya çağırıyoruz” diye belirtti. Ortadoğu’da Kürt jeopolitiği ile doğru ilişkiyi kuranların kazanacağına dikkat çeken Tuncer Bakırhan, “Barış baharına omuz hizasında yürüyelim diyorum. Omuz hizasında yürürsek, Türkiye’yi ve bölgeyi demokratikleştireceğimizi umuyorum” diye konuştu.

Tuncer Bakırhan şöyle devam etti:

“Dünya ve Ortadoğu’da büyük riskler ve büyük fırsatlar varken, biz Türkiye olarak ‘hangi zemindeyiz’ sorusunu kendimize sormalıyız. Tespiti doğru yapamazsak çözümü de yanlış kurmuş oluruz. Tabloya baktığımızda hukukun hukuk öngörülebilirliğini kaybediyor. Siyaset sorun çözme kapasitesini yitiriyor. Yurttaş ise geleceğe duyduğu güveni Türkiye’de kaybetmiş durumda. Yargının magazinleştiği, bürokrasinin racon kestiği İş ve aşk güvencesinin kaybolduğu, gençlerin geleceklerini görmedikleri bir manzara var. Türkiye’de ve bu manzaranın artık değişmesi gerekiyor. Türkiye’nin önünde iki yol var; Ya yıllardır ülkeyi yoran çatışma, kutuplaşma ve kriz sarmalı devam edecek ya da barışı, demokrasiyi, hukuku ve refahı esas alan yeni bir yüzyılın kapısını birlikte aralayacağız. Bizim cevabımız açıktır; güçlü, demokratik bir başlangıç yapmak istiyoruz. Bunun için siyasetin artık kutuplaşmanın değil, çözümün diliyle konuşmasının zamanı geldi. Siyaset sorun üreten değil, demokratik akılla sorunları çözen bir zeminde olmalıdır. Güçlü başlangıç için güçlü ekonomiye sahip olmak kaçınılmazdır.

‘Demokrasisi zayıf bir siyaset ne içeride ne de dışarıda güven verir’

Ekonomide yıllardır çatışmaya, yolsuzluğa, kayırmacılığa ve israfa akan kaynakların artık herkesin sofrasına adil bir şekilde aktarılmasının zamanı geldi. Hukukta yapısal ve demokratik reformlar için bu olmazsa olmazdır. Herkesin aynı hukuktan yararlandığı bir adalet düzeni inşa etmenin vakti geldi. Artık pusula adalet, rota “Reya Heq” olmalıdır. Güçlü bir başlangıç için güçlü bir demokrasi ekmek ve su kadar gereklidir. Herkesin kendisini özgürce ifade edebildiği, karar alma süreçlerine ve yönetime katıldığı demokratik bir düzen artık olmalıdır. Artık demokrasiyi bir sahne dekoru olmaktan çıkarmalıyız. Özgür siyaset, eşit ekonomi, adil hukuk ve güçlü demokrasi bir arada yaşamın temel kolonlarıdır. Unutmayalım, bir yapı en zayıf kolonu kadar sağlamdır. Biri zayıf kalırsa, hepsi eksik kalır. Bu sebeple hukuku es geçen bir ekonomi kalıcı olmaz. Demokrasisi zayıf bir siyaset ne içeride ne de dışarıda güven verir.

‘Demokratik bir yürüyüşün başlangıcına dönüştürelim diyoruz’

Bazen bir ülkenin kaderini değiştiren şey, atılan ilk adımdır. Çerçeve yasa işte böyle bir adımdır. Meclis’in önüne gelecek çerçeve yasa teknik bir düzenleme değildir. Silahın yerine siyaseti, çatışmanın yerine hukuku koyacak ve demokratik ortaklığı büyütecek yeni bir dönemin eşiğidir bu yasa. Şimdi bu eşiği geçmek için o ilk adımı hep birlikte atalım, diyoruz. Bu yasayı Demokratik bir yürüyüşün başlangıcına dönüştürelim diyoruz.

‘Muazzam bir eşikteyiz’

Bakın yıllarca büyük acıların yaşandığı İrlanda deneyiminden bir örnek vermek istiyorum. 20’nci yüzyılın sonunda onlarca yıl süren bir savaşın ardından İrlanda’da kimse barışa güvenmiyordu. Çünkü üç kuşak boyunca her aileye bir mezar, her sokağa binlerce acı düşmüştü. Bu nefret bitmez cümlesi adanın her tarafında yankılanıyordu. Çözümsüzlük sanki bir kader, sanki değişmez bir yasa olarak ifade ediliyordu. Oysa o bitmez, o değişmez denilen döngü silahların gölgesinde değil, bir müzakere masasının etrafında çözüldü. 100 yıllık hesaplaşma bir gecede belki silinmedi. Ama bir imzayla şiddetin dili sustu. Siyasetin dili konuşmaya başladı. Çözülme sanılan düğümü kılıç değil, hukuk ve müzakere çözdü. İrlandalı bir şair bu durumu şöyle tarif ediyor. ‘Bir halkın ömründe umut ve tarihin aynı kafaya düştüğü en değerli anlardan birini yaşadık’ diyordu. Biz de önümüzde yıllardır çözülmeyen Kürt meselesi var. Bu mesele çok ağır düğümlerle birbirine bağlanmış. Şimdi muazzam bir eşlikteyiz.

‘Adımları hukuka bağlama zamanıdır’

22 Ekim’de Sayın Bahçeli’nin ortaya koyduğu irade, 27 Şubat’ta Sayın Öcalan’ın çizdiği barış perspektifi ve çözüm iradesi, Sayın Erdoğan’ın çözüm iradesi, muhalefetin desteği Türkiye’ye 100 yıllık kısa döngüyü aşma fırsatı sunuyor. Bu fırsat kolay kolay bir daha gelmez. Bu fırsatı heba etmememiz gerekiyor. Bugüne kadar tarihi adımlar atıldı. Şimdi bu adımları hukuka bağlama zamanıdır. Çerçeve yasa tarihi eşiğin hukukla aşılmasının ilk adımıdır. Pazar günü heyetimiz İmralı’da Sayın Öcalan’la olumlu bir görüşme gerçekleştirdi. Yine Sayın Öcalan hepinize selam ve sevgilerini yolluyor. Sayın Öcalan bu görüşmede kendisinin de dediği gibi ‘bin kilometrelik yol bir adımla başlar’ demişti. Bu ilk adımı hep birlikte atalım. Önümüzdeki uzun yolu hep birlikte yürüyelim diyoruz.

‘Önümüzdeki yüzyılın stratejisidir’

Barış ve Demokrasi Toplum Süreci 86 milyonun geleceği, Ortadoğu’nun kaderi için tarihi önemde bir süreçtir. Bu süreç sadece Yozgat’taki Türk’ün veya Bingöl’deki Kürt’ün değil, Tahran’ın, Bağdat’ın, Şam’ın, Körfez’e kadar geniş bir coğrafyanın geleceğini de aynı zamanda ilgilendirecek. Bu süreç sadece silahları susturmayacak, enerji ve ticaret koridorlarına rotalar çizdirecek, refah imkanlarını üretecek, iş ve aş potansiyelini yaratacak. Sayın Öcalan’ın ifade ettiği gibi bu süreç bir anın ya da bir dönemin stratejisi değil. Önümüzdeki 100 yılın stratejisidir.  Önümüzdeki yüzyılın stratejisi Kürt meselesinin güvenlikçi akıldan Kürt meselesini güvenlikçi akıldan kurtararak siyasetin, hukukun ve demokratik müzakerenin konusu haline getirmektir. Kürtlerin haklarının tanındığı, yerel demokrasinin inşa edildiği, farklı kimlik ve inançların özgürlük içinde yaşadığı demokratik Türkiye’nin inşa stratejisidir.

‘Her kayıp hepimizindir’

Bu strateji çatışmalara 50 yıldır harcanan trilyon dolarların faturasını kapatarak bu kaynakları okullara, emeklilere, emekçilere, hastanelere, yollara, gençlerin geleceğini ayırma stratejisidir. Bu strateji evde yas tutmayı, sofrada fukaralığı, yaşamda gerilimi ve kutuplaşmayı ortadan kaldırma stratejisidir.  Değerli arkadaşlar, bu toprakların acıya, milyonların açlığı, kutuplaşmaya gerilme artık sabrı kalmadı. Bakın, bu ülkede ateşin düşmediği bir toprak parçası kalmadı. Askerin de gerillanın da, sivilin de tabutu bu topraklara iniyor. Nazım Hikmet’in dediği gibi ‘Bu cehennem, bu cennet bizim.’ Her kayıp bu ülkenin ortak değeridir. Her kayıp hepimizindir. Bu döngüyü silah kırmaz. Bu döngüyü nefret kırmaz. Bu döngüyü yalnız siyaset ve müzakere kırar. Bu sebeple cehennemi zamanları gelin bitirelim diyoruz. Siyasete ve demokratik müzakereye güçlü bir şans verelim diyoruz.

Açıkça ifade ediyoruz: Çerçeve yasa bir ayrıcalık yasası değildir. Tarihsel bir sorunun, 100 yıldır yok sayılan Kürt meselesinin ilk defa müzakereye dayalı yasal çerçeve ile tanışmasıdır. Çerçeve yasa barışa kapı aralanmasıdır. Barış çatışmayı yeniden üreten koşulların ortadan kaldırılmasıdır. Çerçeve yasa tam da bunun için gereklidir. Çatışmalı dönemi sona erdirmek, kalıcı barışın kapılarını açmak için vardır. Bu yasayla kalıcı barışın hukukunu güçlendirmeliyiz.

‘Öcalan’ın çalışma ve iletişim koşulları sağlanmalıdır’

Barışın kalıcılaşması için Sayın Öcalan’ın özgür çalışma ve iletişim koşulları sağlanmalıdır. Barışın kalıcılaşması için Meclis tarihi rolünü oynamalıdır. Meclis uhdesinde barış izleme kurulum mekanizması kurulmalıdır. Tüm partilerin katılımıyla süreç demokratik, katılım ve şeffaflık içerisinde sürdürülmelidir. Bu yasa ile işimiz bitmeyecek. Mersinli barış anneleri, Bursa’dan gelen yoldaşlar yeni başlayacak mücadelemiz.

Bu yasayla birlikte daha fazla mücadele edeceğiz. Daha fazla kenetleneceğiz. Daha fazla Türkiye’deki diğer halklar ve inançlarla birlikte ezilenlerle birlikte demokratik mücadeleyi yürüterek yolumuza devam edeceğiz. Çerçeve yasayı güçlendirecek siyasi hukuki ve idari düzenlemeler sonbahardan itibaren hayata geçirilmelidir. Sonbaharda Meclis’in açılışıyla beraber bir yol çıkarmalıyız. Bu yol haritasında eşit yurttaşlığı güvence altına alan, demokratik siyasetin önündeki hukuki ve idare engelleri kaldıran, demokratik katılımı güçlendiren, dil, kültür ve inanç örgütlenmesi önündeki engelleri kaldıran, yerel demokrasinin alanını genişleten, kayyımlara son veren, yeni dönemde cezada adalet, infazda eşitliği karşılayan demokratik ve hukuki reformları artık hayata geçirmeliyiz. Bu sebeple diyoruz ki ağustos ayı çerçeve yasayla barışın temellerini atmanın ayı olsun. Ekim ayıysa Demokratik Türkiye’nin inşasında bir bahar ayı olsun diyoruz.

‘Ortak yolu beraber arayacağız’

Bir yıl boyunca bu grupta çok şey konuştuk, çok şey tartıştık. Türkiye’nin dört bir yanından gelen misafirlerimizle bir araya geldik, fikir alışverişinde bulunduk. Ancak bu hafta bizim için çok özel bir hafta. Bu günler, 100 yıllık bir düğümün çözüldüğü günler olarak tarihe geçecektir. Bu vesileyle bugün hem basının, hem kamuoyunun hem de sizlerin huzurunda milletvekillerimize ve tüm parti teşkilatımıza açıkça seslenmek istiyorum: Bu yasa 86 milyon vatandaşımızı ilgilendiriyor. Şemdinli’yi de ilgilendiriyor, Keşan’ı da ilgilendiriyor. Bu nedenle komisyonda ve Genel Kurul’da yasa görüşülürken hiçbir şekilde polemiğe, provokasyona ve gerilime kapılmayacağız.  Ortak yolu birlikte arayacağız. Diyaloğa ve müzakere her zaman olduğu gibi açık olacağız.

Her olumlu gelişme bizde abartılı bir sevinci değil, güçlü bir tefekkürü ve şükrü getirecektir. Biz süreçte ilk günden beri oynadığımız olumlu rolü güçlendirerek devam edeceğiz. Barışın ve demokratik çözümün dilini birlikte büyüteceğiz. Meclisteki siyasi partilere de sesleniyorum; çerçeve yasayı ‘benim gündemim başka’ diyerek yan gözle izlemek, karşı çıkmak veya pazarlık konusu etmek doğru bir tutum olmaz. Bu ülkenin kardeşlik hukuku ve barış içinde yaşaması, milyonlarca oydan ve koltuktan daha kıymetlidir.

‘Geç kalınan yasayı çıkarmak önemlidir’

Elbette asıl çağrıyı devlete ve iktidara yapıyoruz; evet, geç kalınan bir çerçeve yasayı çıkarmak önemlidir, önemsiyoruz. Her ne kadar yasanın Meclis’in son haftasına sıkıştırılması büyük bir eleştiriyi hak etse de yasayı önemli buluyoruz. Milyonların sürece artan desteğini boşa çıkarmamak, halkın talebine kulak vermek iktidarın tarihsel sorumluluğudur. Bu ülkenin kardeşlik hukuku ve barış içinde yaşaması milyonlarca oydan ve koltuktan daha kıymetlidir. Elbette asıl çağrıyı devlete ve iktidara yapıyoruz: Evet, geç kalınan bir çerçeve yasayı çıkarmak önemlidir, önemsiyoruz. Her ne kadar yasanın Meclis’in son haftasına sıkıştırılması büyük bir eleştiriyi hak etse de yasayı önemli buluyoruz. Milyonların sürece artan desteğini boşa çıkarmamak, halkın talebine kulak vermek, iktidarın tarihsel sorumludur.

‘Yasa 86 milyona hayırlı olsun’

Yeni bir yüzyılın eşiğindeyiz. Bu eşiği korkuyla değil, umutla, çatışmayla değil, barışla, inkarla değil, demokrasiyle, ayrışmayla değil, eşit yurttaş eşit yurttaşlıkla geçmek için gelin hep birlikte kenetlenelim. Bursa’dan Amed’e kadar Türkiye’nin 100 yıllık zincirlerini gelin hep birlikte çözelim diyoruz. Bu yasanın bu topraklarda yaşayan 86 milyona şimdiden hayırlı olmasını diliyorum. Bu yasa barışa, demokrasiye, adalete ve özgürlüğe vesile olsun.”

Kaynak: MA

Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Exit mobile version