Site icon Serbest Görüş

Siyaset Bilimci Aksoyoğlu: Adımlar belli bir disiplinde atılmalı


Çerçeve yasa hakkında konuşan Siyaset Bilimci Eren Aksoyoğlu, adımların belirli bir disiplin içinde atılmasının birçok tarafı tatmin edebileceğini kaydederek, ‘Biz, yeni toplumsal merkezimizi nasıl ve kimlerle inşa edeceğiz? Bir arada yaşamı nasıl kurgularız? Bunları daha fazla konuşmamız gerekiyor’ dedi

Çerçeve yasa, Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Gelinen aşamada yasanın uygulanması için hazırlanacak kurulların oluşması ve Milli Güvenlik Kurulu’nun  (MGK)  teyit/tespit raporunun hazırlanması bekleniyor. Yayınlanacak olan raporla beraber, kanunun uygulama aşamasına geçilecek.

Siyaset bilimci Eren Aksoyoğlu, sürecin kritik bir eşikte olduğunu belirterek, “Barıştan hala uzağız ama ilk adımlar, sürecin gideceği yer açısından önemli. Ben kritik bir eşikte durduğumuzu düşünüyorum. Buradan yıllar öncesine çekilme ve yıllar sonrasına gitme ihtimalleri ortada duruyor. Aldığımız pozisyonlar, barış iklimini belirler. Şu ana kadar fazla yara almadık. Bu da iyiye işaret” dedi.

‘Yeni toplumsal merkezimizi nasıl inşa edeceğiz, bunları konuşmamız gerekiyor’

“Sonraki birlik yasaları şüphesiz önemli olacak ama kanımca birlikte yaşamın pratiklerini konuşmak daha iyi olabilir” diyen Eren Aksoyoğlu, adımların belirli bir disiplin içinde atılması halinde daha fazla tarafın tatmin edilebileceğine dikkat çekerek, “İçinde insanın olmadığı, insanın içine sindirmediği yasalar kimsenin işine yaramayabilir. Biz, yeni toplumsal merkezimizi nasıl ve kimlerle inşa edeceğiz? Bir arada yaşamı nasıl kurgularız? Bunları daha fazla konuşmamız gerekiyor” şeklinde konuştu.

‘Ankara’nın nasıl bir önceliği olacağıyla ilgili’

Devletin kolektif aklını MİT’in temsil ettiğini söyleyen Eren Aksoyoğlu, “Koordinasyonu da bu kurumun sağlayacağı anlaşılıyor. Zamanla denetim rolünü de üstlenecektir. Bu koordinasyon kurulunun bilirkişilikler alabileceği durumlar yaratılabilir. Bu da rızanın genişlemesi anlamına gelir. Yıllar içinde içe de kapanabilir. Bu tamamen Ankara’nın nasıl bir önceliği olacağıyla ilgili” ifadelerini kullandı.

‘Bu pratiğin dışına çıkılırsa ne olur?’

Çerçeve yasadaki süre sınırlamasının eksik kalacağını ifade eden Aksoyoğlu, altı aylık sürelerin revize edileceğini belirtti. Eren Aksoyoğlu, “Ayrıca dönüşler devlet denetimine tabii olacak. Bunu bir uçak rezervasyonu gibi düşünelim; uçuş ve varış yerlerini belirlemeniz gerekiyor. O halde Ankara bu iki bilgiyi talep edecek ve bir ihtimalle istihbarat eliyle bir takip süreci işletecek. Sahada tarafların razı geldiği bir pratik olduğunu ve yasanın bunun üzerine yazıldığını düşünmek gerekir. Ama bu pratiğin dışına çıkılırsa ne olur? Sorunlar orada başlar” dedi.

‘Siyaset kurumunu istemeye istemeye bir değişime itti’

Türkiye’nin kent merkezleri başta olmak üzere ciddi bir değişim sürecinin içinden geçtiğine işaret eden Eren Aksoyoğlu, “Türkiye sosyolojisi sokakta elde ettiği bazı kazanımları hem de aradan yıllar geçmesine rağmen hayatın çeşitli aşamalarına uyguluyor. Artık hemen hemen herkesin başka bir yaşam talebi var. Düşünce kalıplarından pratiklerimize kadar neredeyse her fazda sessiz bir devrim yaşıyoruz. Bu da siyaset kurumunu istemeye istemeye bir değişime itti. Artık popülizme rağmen ve anlatılanın aksine siyasal söylemin daha da netleştiği; toplumun daha fazla netlik talep ettiği bir dönemden geçiyoruz. Bunun iktidar partisine birtakım imkanlar verdiğini; toplumun üzerindeki basıncı artırdıkları yılları geride bırakıp artık siyasal organizasyonlar üzerindeki baskıyı artırdıkları yeni bir dönemi yaşıyoruz. Toplumu kirletemedikleri ölçüde siyasal alanı kirletmeye çalışıyorlar. Tam da bu yüzden yeni başlayan ve gelecek ufkunun bizzat toplumsal muhalefet üzerinden çizilebileceği çözüm süreci gibi tarihsel süreçlerin orta yerine atılmak gerekiyordu. Siyasi atmosfer burayı terk etmemeyi gerektiriyor. Bütün hayırları ve itirazları içeride kalarak gerçekleştirmek gerekiyor. Çünkü AKP’nin çeyrek asırlık iktidarının bugünkü yeni siyaset yapma tarzı karşısındaki siyasal organizasyonları kategorik olarak kirletebilir” diye ifade etti.

‘Hayır kararı ‘bile’ bu iki farklı tutumdan daha iyi sonuç verebilirdi’

Türkiye’deki sosyal demokratların gelişmeler karşısında son ana kadar beklediğini kaydeden Eren Aksoyoğlu, çerçeve yasa aşamasında da aynı tavrın sürdüğünü belirtti. Eren Aksoyoğlu, “Yeni Parti inşa edilirken önünde uzunca bir zaman vardı ve Kürt sorununa ilişkin sosyal demokratik bir yaklaşım geliştirme; en azından bunu tartışmaya açma şansı vardı. Ancak Türkiye’de partinin ismini ve logosunu tartıştırma ihtiyacı duydular. Tartışma yıllardır olduğu gibi yine son iki güne ve sosyal medya basıncına maruz kaldı. O iki günde bulunan çözüm de bu oldu. Genel merkez ve Meclis grubunun iki ayrı tavır alması. Kanımca hayır kararı ‘bile’ bu iki farklı tutumdan daha iyi sonuç verebilirdi” dedi.

‘Geleceği inşa etmeye odaklanmak gerek’

“Türkiye’nin içerisinden geçtiği değişim süreci nihayetinde başka bir geleceği inşa edebilir” diyen Aksoyoğlu, bu inşanın maddi koşullarının oluştuğunu söyledi. Aksoyoğlu, “Sürecin samimiyetinden veya şeffaflığından sıklıkla dem vuruluyor. Bunu anlamakla birlikte bu endişeleri dile getirenlerin geleceği inşa etmeye de odaklanması gerektiğini düşünüyorum. Elbette iktidar partisi faydasını maksimize etmeye çalışacaktır. Bu riski hepimiz görüyoruz. Ancak bunun panzeri siyasetsizlik değildir. Tam tersine alternatif bir siyaset inşa etmektir. Bence bu mülahazanın kendisi, varlığı ve derinliği geleceği inşa edebilir. Yoksa ‘biz söylemiştik’ dersiniz ve haklı olursunuz. Ama haklı olmak bir gelecek kurmaya yetmeyebilir. Biz nasıl bir arada yaşarız? Değişim dinamiği bir arada yaşamı getirebilir mi? Buraya odaklanmamız gerekir” şeklinde konuştu.

Haber: Ömer Güngör\MA

Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Exit mobile version