Site icon Serbest Görüş

Premier Lig’de şampiyonluk hafızası siliniyor

Premier Lig’de şampiyonluk hafızası siliniyor


HASAN CÜCÜK | HABER İNCELEME

Dünyanın bir numaralı ligi olarak öne çıkan İngiltere Premier Lig, 2026-27 sezonuna tarihinin en büyük teknik direktör değişimlerinden biriyle girdi. 20 kulübün dokuzu sezona yeni teknik adamıyla başlarken, ligde daha önce şampiyonluk yaşamış yalnızca bir teknik direktör bulunuyor: Mikel Arteta. İngiliz teknik adamların sayısı ise üçte kaldı.

Premier Lig’de yeni bir dönem başlıyor. Son yıllara damga vuran Alex Ferguson, Arsène Wenger, José Mourinho, Antonio Conte, Jürgen Klopp ve Pep Guardiola gibi teknik direktörlerin tamamı artık kenarda değil. Onların yerini daha genç, daha uluslararası ve geçmişi henüz şekillenmekte olan bir kuşak aldı.

2026-27 sezonuna 20 kulübün dokuzu geçen sezonu tamamlayan teknik direktörden farklı bir isimle giriyor. Bu kadar büyük bir değişim daha önce yalnızca 1888-89 ve 1946-47 sezonlarının başında yaşanmıştı. İlki lig futbolunun ilk sezonuydu, ikincisi ise II. Dünya Savaşı sonrasındaki ilk sezon. 11 kulübün başında ise görev süresi bir yılı bile bulmayan teknik adamlar bulunuyor. Premier Lig tarihinde teknik direktörlerin ortalama görev süresi hiç bu kadar kısa olmamıştı.

Bu tablonun en çarpıcı tarafı ise tecrübe eksikliği. Ligde daha önce şampiyonluk yaşamış yalnızca Mikel Arteta bulunuyor.

Zirvede Arteta var

Arsenal’in başına 2019’da geçen Arteta, teknik direktörlük kariyerine Manchester City’de Pep Guardiola’nın yardımcılığını bırakarak başlamıştı. İlk büyük başarısını Arsenal ile FA Cup kazanarak elde etti. İspanyol teknik adam daha sonra Arsenal’i yeniden şampiyonluk yarışının sürekli içinde olan bir takıma dönüştürdü ve sonunda Premier Lig şampiyonluğuna ulaştı.

Bugün Arteta’nın yalnızca bir lig şampiyonluğu bulunuyor. Bu nedenle 2026-27 sezonu, Premier Lig döneminde teknik direktörlerin toplam şampiyonluk sayısının en düşük olduğu sezon olarak dikkat çekiyor.

Karşılaştırma için 2016-17 sezonuna bakmak yeterli. O dönemde göreve yeni gelen Antonio Conte, Pep Guardiola, Jürgen Klopp ve José Mourinho’nun tamamı dünya futbolunda kendilerini kanıtlamış isimlerdi. Conte ve Mourinho daha önce Premier Lig şampiyonu olmuş, Guardiola ve Klopp ise kısa süre içinde aynı başarıyı yakalamıştı.

Bugün ise böyle bir teknik direktör kuşağının yerini yeni isimler aldı.

Alonso’nun kısa sürede büyüyen kariyeri

Bu kuşağın en dikkat çekici isimlerinden biri Xabi Alonso. Real Sociedad, Liverpool, Real Madrid ve Bayern Münih formalarıyla Avrupa futbolunun zirvesinde oynayan İspanyol, teknik direktörlükte asıl çıkışını Bayer Leverkusen’de yaptı.

Alonso, Ekim 2022’de görevi devraldığında Leverkusen Bundesliga’da 17. sıradaydı. Kısa sürede takımı dönüştürdü ve 2023-24 sezonunda kulüp tarihinin ilk Bundesliga şampiyonluğunu kazandı. Aynı sezon Almanya Kupası’nı da müzesine götürdü. Leverkusen’in uzun süre yenilgi yüzü görmemesi, Alonso’nun Avrupa’nın en çok konuşulan genç teknik direktörlerinden biri haline gelmesini sağladı.

Şimdi Chelsea’nin başında. Dört yıllık sözleşme, Londra kulübünün ona duyduğu güveni gösteriyor. Ancak Premier Lig’in son yıllardaki teknik direktör değişim hızı düşünüldüğünde uzun sözleşmelerin artık gerçek bir güvence anlamına gelmediği de ortada.

Premier Lig’in zirvesi İspanyolca konuşuyor

İspanya’nın küçük Gipuzkoa bölgesi, İngiltere’nin kendisinden daha fazla teknik direktör gönderiyor Premier Lig’e. Arsenal, Aston Villa, Chelsea ve Liverpool’un başında bu bölgeden gelen teknik adamlar bulunuyor.

Premier Lig’in zirvesinde İspanyol etkisi giderek güçleniyor. Arsenal’de Arteta, Chelsea’de Alonso, Liverpool’da Andoni Iraola ve Aston Villa’da Unai Emery görev yapıyor.

Iraola’nın kariyeri de dikkat çekici. Athletic Bilbao’da futbolcu olarak uzun yıllar forma giyen İspanyol teknik adam, teknik direktörlükte Mirandés’i Copa del Rey yarı finaline taşıdı, Rayo Vallecano’yu La Liga’ya çıkardı ve Bournemouth’ta başarılı bir dönem geçirdi. Şimdi ise Liverpool gibi şampiyonluk hedefleyen bir kulübün başında.

Unai Emery ise bu grubun en deneyimlisi. Sevilla ile üst üste üç Avrupa Ligi kazanan, Paris Saint-Germain ile Fransa şampiyonluğu yaşayan ve Villarreal ile bir kez daha Avrupa Ligi’ni kaldıran Emery, Aston Villa’yı da orta sıralardan Şampiyonlar Ligi seviyesine taşıdı. Geçen yıl Aston Villa ile Avrupa Ligi’ni kazanarak geleneğini sürdürdü.

İngilizler neden geride?

İspanyol ve diğer yabancı teknik adamların yükselişi, İngilizlerin Premier Lig’deki konumunu da zayıflattı. Eddie Howe’un Newcastle’dan ayrılmasıyla 2026-27 sezonunda ligde yalnızca üç İngiliz teknik direktör bulunuyor: Michael Carrick, Frank Lampard ve Gary O’Neil.

Geçen sezon da sayı üçtü ancak isimler farklıydı. Daha önemlisi, İngiliz teknik adamların şampiyonluk hedefleyen kulüplerde görev alma ihtimali giderek azalıyor. İki İngiliz teknik adamın yeni yükselen takımlarda görev yapması da bu gerçeği ortaya koyuyor.

Frank Lampard, Chelsea efsanesi olarak teknik direktörlüğe geçti. İlk Chelsea döneminde takımı Şampiyonlar Ligi’ne taşıdı ve FA Cup finali gördü. Daha sonra yaşadığı düşüşlerin ardından Coventry City ile yeniden çıkış yakaladı.

Michael Carrick ise Manchester United’da uzun yıllar futbol oynadı ve teknik ekipte görev aldı. Teknik direktörlük kariyerinin ardından yeniden Premier Lig’e dönerek Manchester United’ın başına geçti. Şimdi onun önündeki en büyük sınav, geçici başarıyı sezon geneline yayabilmek. Premier Lig’de bugüne kadar hiçbir İngiliz teknik adam şampiyonluk görmedi. Tablo bu yıl da değişmeyecek gözüküyor.

Futbolun değişen patronları

Premier Lig’deki değişim yalnızca isimlerle sınırlı değil. Sportif direktörlerin kulüplerde daha fazla söz sahibi olması, klasik “menajer” modelini de değiştiriyor. Transferleri ve kadro yapılanmasını tek başına belirleyen güçlü menajerlerin yerini, kulübün futbol yapılanması içinde daha sınırlı yetkiye sahip teknik direktörler alıyor.

Liam Rosenior bunun en çarpıcı örneklerinden biri oldu. Chelsea ile altı buçuk yıllık sözleşme imzalamasına rağmen kısa sürede görevinden ayrıldı. Bu durum, Premier Lig’de sözleşme süresinin bile iş güvencesi anlamına gelmediğini gösteriyor.

1992-93 sezonunda Premier Lig’deki oyun süresinin yalnızca yüzde 8,6’sı Britanya veya İrlanda dışından gelen oyunculara aitti. Geçen sezon bu oran yüzde 69,6’ya yükseldi. Futbolcuların küreselleşmesiyle başlayan değişim artık teknik direktör kulübelerine de tamamen yansımış durumda.

Premier Lig artık yalnızca İngiltere’nin ligi değil. Oyunculardan kulüp sahiplerine, sportif direktörlerden teknik adamlara kadar dünyanın dört bir yanından isimlerin buluştuğu küresel bir futbol sahnesi.

Ferguson, Wenger, Mourinho, Guardiola ve Klopp’un bıraktığı boşluk henüz doldurulmuş değil. Arteta, Alonso, Iraola, Emery ve diğerleri şimdi yalnızca kupa kazanmak için değil, Premier Lig’in yeni büyük teknik direktörleri olduklarını kanıtlamak için mücadele edecek.

Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Exit mobile version