Bir buçuk yıl önce tahliye olması gereken ağır hasta tutsak Mehmet Sait Yıldırım, İdari ve Gözlem Kurulu raporlarıyla tecrit altında tutuluyor. Mehmet Sait Yıldırım’ın avukatı Şükran Öztürk, durumun hukuken karşılığı olmadığını, tamamen siyasi talimatların bir yansıması olduğunu vurguladı
75 yaşında ve KOAH, hipertansiyon, kalp damar tıkanıklığı gibi çeşitli kronik hastalıkları olan Mehmet Sait Mehmet Sait Yıldırım, 27 Şubat 1995 tarihinden bu yana cezaevinde tutuluyor. 27 Şubat 2025’te tahliye olması gereken Mehmet Sait Yıldırım 2020 yılında kurulan İdari ve Gözlem Kurulu’nun raporları gerekçesiyle infazı erteleniyor.
2018 yılından bu yana tutulduğu İzmir Kırıklar 1 Nolu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde 24 Ağustos’ta kurul toplantısının ardından kalp krizi geçiren Mehmet Sait Yıldırım, hastaneye kaldırılarak anjiyo yapıldı, kalbine stent takıldı. 4 gün hastanede kalan Mehmet Sait Yıldırım, tekrar cezaevine götürüldü.
ATK raporu bakanlık talimatıyla yazdı
Bu uygulamanın daha çok siyasi tutsaklarla ilgili yapılan değerlendirmeler olduğuna dikkat çeken Şükran Öztürk, şöyle devam etti:
“Mehmet Sait Yıldırım özelinde verilen İdari Gözlem Kurulu raporlarında sağlığıyla ilgili bir değerlendirme olmadığını görüyoruz. Geçmişe dönük şunu da söylememiz mümkün; Mehmet Sait Yıldırım, 2018’de Kırıklar Cezaevi’ne getirildiğinde bakanlığın özel talimatıyla tek kalınması idareye söyleniyor. Ancak o dönemde Sait Mehmet Sait Yıldırım’ın kalp rahatsızlığı, eski bir rahatsızlık olmasından kaynaklı bir Adli Tıp Kurumu raporu var. ‘Tek kalamaz’ raporu var. Kurum, bakanlığın bu sözlü talimatına binaen bu raporu söylüyor ve ‘ben bu riski göze alamam, tek başına tutamam’ diyor. Arkasından bakanlık, tekrar rapor aldırın, gibi bir cevap veriyor. Mehmet Sait Yıldırım, tekrar Adli Tıp’a gönderiliyor ve bu sefer 2 yıl önce ‘tek başına kalamaz’ raporu, ‘tek başına kalabilir’ diye düzeltilerek, 2018’den itibaren aslında infaz mevzuatına baktığınızda aykırı olarak tek başına tutuluyor.”
Bu konuda da defalarca başvuru yaptıklarını, savcılığa itiraz ettiklerini ve bakanlık nezdinde başvurularda bulunduklarını dile getiren Şükran Öztürk, “Ama yazılı bir cevap alamadığımız gibi çözüm de olamadık. En sonunda kurum müdürü sözlü olarak bize, ‘bu sözlü bir talimattır, ben bunun dışına çıkamam’ gibi bir cevap vermişti. O tarihten bu tarihe Mehmet Sait Mehmet Sait Yıldırım üzerinde özel bir infaz rejimi uygulandığını biz avukatları olarak tanıklığını yaptık” dedi.
‘Hukuki değerlendirmelerden bağımsız’
İdari ve Gözlem Kurulu’nun talimat doğrultusunda hareket ettiğini vurgulayan Şükran Öztürk, raporların hukuki değerlendirmeden bağımsız bir karar içerdiğinin altını çizdi. Bu nedenle sürekli olumsuz yönde kanaat bildirerek, birçok siyasi mahpusun koşullu salıverilmesinin engellendiğini belirten Şükran Öztürk, söz konusu kurulların içerisinde yer alan kişilerin hapishanedeki su, elektrik teknikeri, imam gibi hukuktan ve liyakattan uzak kimselerin olduğuna işaret etti.
Bu kişilerin sağlıklı bir değerlendirme yapabilmelerinin mantık çerçevesinde mümkün olmadığını vurgulayan Şükran Öztürk, şunları söyledi:
“Çünkü bir tekniker, bir mahpusa nasıl temas etmiştir? O mahpusla nasıl bir paylaşımı olmuştur? O mahpusun nasıl yaşamını gözlemlemiştir? Buna dair zaten verilen kurul kararlarında somut bir veri yok. Aslında İdari Gözlem Kurulu’nda yer alması gereken kişilerden biri de savcı. Diğeri müdürü, psikososyal servisten bir psikolog gibi kişilerin dahi mahpuslarla bir teması olmadığını verilen raporlardan anlıyoruz.”
Şükran Öztürk, Mehmet Sait Yıldırım başta olmak üzere hasta tutsaklara dönük hukuksuz uygulamalara son verilerek bir an önce tahliye edilmelerinin hukuk gereği olduğunu vurguladı.
Kaynak: İbrahim Açıkyer / MA
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

