Site icon Serbest Görüş

Kayıp yakınları: Geçmiş aydınlanmadan gelecek aydınlanmaz


Şemzînan’ın Xebişte yaylasında 24 Temmuz 1994’te gözaltına alındıktan sonra kaybedilenler için adalet bekleyen kayıp yakınları, ‘Beklentimiz bir sonraki adımlarda faili meçhullerle ilgili yasal bir adımın atılmasıdır. Geçmiş aydınlanmadan gelecek aydınlanmaz ‘ dedi

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın başlattığı Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında Meclis’e sunulan çerçeve yasa taslağı  8 Ağustos’ta Adalet Komisyon’undan geçti. Dikkatle takip edilen sürece dair umut taşıyanlar arasında adalet arayışını terk etmeyen kayıp yakınları geliyor.

Colemêrg’in (Hakkari) Şemzînan (Şemdinli) ilçesine bağlı Bosisin köyünun Xebişte yaylasında 24 Temmuz 1994 tarihinde gözaltına alındıktan sonra kaybedilen Hayrullah Öztürk, Naci Şengül ve beraberindeki 12 yurttaşın aileleri adalet arayışlarını sürdürüyor. 32 yıldır kaybedilenlere ilişkin hiçbir şey açıklığa kavuşturulmadı.

Adalet mücadelesini sürdüren aileler, sürece ve yaşanan gelişmelere dair konuştu.

‘Faili meçhul değil, failleri belli’  

Yayla yakınlarında yaşandığı iddia edilen bir çatışma ardından köylerine baskın düzenlendiğini kaydeden katledilen Hayrullah Öztürk’ün kardeşi Emrullah Öztürk, o günlere dair şunları anlattı:

“Operasyon sırasında bütün köylüleri bir alanda topladılar. Kadınları, çocukları ve erkekleri ayırdılar. İnsanlara ağır işkenceler yaptılar. Hamile bir kadına yapılan işkence nedeniyle kadının bebeği düştü. Köylülerin kimliklerini topladılar ve ‘Siz bizim vatandaşımız değilsiniz’ diyerek Irak tarafına sürdüler. Operasyon sırasında Kerem İnan köyde öldürüldü. Ağabeyim Hayrullah Öztürk, taksi şoförüydü. Altı köylüyü gözaltına aldılar. Ağabeyim de taksi şoförü olduğu için onların yanındaydı. Onu da diğerleriyle birlikte götürdüler. Gözaltına alınanlar önce Derecik Taburuna götürüldü. Günlerce aramamıza rağmen bize hiçbir bilgi verilmedi. Bir hafta sonra gözaltındaki kişilerin ağır işkence izleriyle Ortaklar Karakolu’na getirdiler. Karakol komutanı ağır işkenceye uğrayan ağabeyim ve yanındakileri gördükten sonra, ‘Ben bu insanları bu halde teslim almıyorum’ dedi. Tekrar tabura götürdüler. Ondan sonra da kendilerinden bir daha haber alamadık. Öldürüldüler mi, başka yere mi götürüldüler, hâlâ bilmiyoruz. Biz sadece mezarlarının yerini öğrenmek istiyoruz. Asker, gözaltındaki insanlara işkence yapıldığını ve tabur çevresine gömüldüklerini anlattı. Kazı yapılacağı zaman tarif edilen yere bina yapılmıştı. Hatta toprağın kamyonlarla başka yere taşındığı yönünde bilgiler aldık. Buna rağmen bugüne kadar hiçbir sonuç çıkmadı. Dosyayı AİHM’e taşıdık. Orada Türkiye mahkûm edildi ancak etkin bir soruşturma yürütülmedi. Sorumluların yargılanmasını istiyoruz. Bu olay faili meçhul değil. Failleri belli. Dönemin Derecik Tabur Komutanı Ali Çamur ve Ortaklar Karakol Komutanı Fatih Akçay’ın bu olaydaki sorumluluğunun araştırılmasını istiyoruz. Adalet Bakanlığı bu dosyanın üzerine gitmeli. Yakınlarımızın mezarına gidip bir dua okuyabileceğimiz günü bekliyoruz.”

Asker itiraf etti  

Naci Şengül’ün oğlu Hacı Şengül, “Bir asker yıllar sonra yaşananları itiraf etti. Günlerce işkence yapıldığını, ardından götürülüp öldürüldüklerini anlattı. Buna rağmen dosyada hiçbir ilerleme olmadı. Adalet sadece geçmiş için değil, gelecek için de gereklidir. Aynı acıların yeniden yaşanmaması için bu dosyaların aydınlatılması gerekiyor. Bu talebi sadece kendi babam için değil, gözaltında kaybedilen binlerce insan adına bulunuyorum” dedi.

‘Kayıplarımız nerede?’

Kayıp yakınları olarak adalet beklediklerini ifade eden Hacı Şengül, “Elbette bu savaşın barışla sonlanması bizi mutlu eder ancak çerçeve yasada faili meçhullerle ilgili madde bekliyorduk. Umudumuz hiçbir zaman tükenmedi. Beklentimiz bir sonraki adımlarda faili meçhullerle ilgili yasal bir adımın atılmasıdır. Geçmiş aydınlanmadan gelecek aydınlanmaz. Yıllardır aynı soruyla yaşıyoruz, bizim kayıplarımız nerede? Bir insanın evladını, eşini, kardeşini, babasını kaybetmesi başlı başına ağır bir acıdır” dedi.

Zamanın acılarını hafifletmediğini söyleyen Hacı Şengül, sözlerini şöyle tamamladı: “Babamın mezarı bile yok. Gidip başında dua edebileceğimiz bir yerimiz yok. Annelerimizin gözyaşları dinmedi. Biz failleri biliyoruz. Tek isteğimiz dosyanın yeniden açılması, sorumluların yargılanması ve yakınlarımızın akıbetinin açıklanmasıdır.”

Kaynak: MA 

Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Exit mobile version