Site icon Serbest Görüş

Kadınlardan ‘çerçeve yasa’ açıklaması: Barış hukukunu ve Öcalan’ın özgürlüğünü esas almalı


TJA aktivisti Ayla Akat Ata,  ‘çerçeve yasa’nın Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğü ile kadınların kurucu özne olduğu barış hukukunu esas alması gerektiğini kaydetti

Özgür Kadın Hareketi  (Tevgera Jinên Azad-TJA) öncülüğünde Amed Barosu Tahir Elçi Konferans Salonu’nda basın toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıya kente bulunan sivil toplum örgütü ve kurumlarının kadın temsilcileri de katıldı.

Basın metnini okuyan TJA aktivisti Ayla Akat Ata, “Bugün coğrafyamız ve Ortadoğu yeni bir tarihsel dönemin eşiğindedir. Yüzyılı aşkın süredir inkar, imha, asimilasyon ve savaş politikalarıyla derinleştirilen Kürt sorununun demokratik ve siyasal yöntemlerle çözümü artık ertelenemez bir zorunluluk olarak önümüzde durmaktadır. Meclis gündemine gelmesi beklenen çerçeve yasa da bu tarihsel dönemin ilk adımı olma iddiasını taşımalıdır. Çerçeve yasa bir nihayet değil; demokratik çözümün, barış hukukunun ve devamında gerçekleştirilecek dönüşüm sürecinin hangi esaslar üzerine yükseleceğini ifade eden; toplumsal temellerin atılacağı yeni bir dönemin başlangıcı olmalıdır. TJA olarak biliyoruz ki; kalıcı barış ancak kadın özgürlüğünü esas alan bir yaşamın inşasıyla mümkündür. Tüm kadınların demokratik siyasette ve toplumsal alanda aktif rol oynamalarının önündeki hukuki ve siyasi engelleri kaldırmak; kadınların, halkların ve tüm toplumsal kesimlerin eşit, özgür ve örgütlü yaşamını güvence altına almak temel sorumluluğumuzdur” dedi.

‘Yaşamın önünü açan kurucu bir nitelik taşımalıdır’

Bütüncül yasa çağrısında bulunan Ayla Akat Ata, “Kürt sorununun çözümü ve bölgesel krizlerin aşılmasında, Sayın Abdullah Öcalan’ın geliştirdiği barış stratejisi ile kadın özgürlük perspektifi dikkate alınmalıdır. Bugün yürütülen ve tartışılan tüm hukuki düzenlemeler bu meşruiyetle ele alınmalıdır. Sayın Abdullah Öcalan’ın özgür çalışma ve iletişim koşullarına kavuşması, fiziki özgürlüğünün sağlanması sürecin ilerlemesi bakımından tarihsel önemdedir. Bu rolün hukuki güvencesi çerçeve yasada somut karşılığını bulmalıdır. Gelinen noktada, yapılacak yasal düzenlemelerin nasıl hazırlandığı, nasıl uygulandığı ve ayrım yapılmadan toplumun farklı kesimlerinde ne ölçüde meşruiyet ve güven oluşturabildiği sürecin ilerleyebilmesi açısından belirleyici bir nitelik taşımaktadır. Çıkarılacak yasa; Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümüne zemin oluşturacak bir çerçevede, kategorik ayrımlardan uzak ve bütüncül olmalıdır. Sürecin ilerlemesini engelleyecek dar ve güvenlikçi yaklaşımlar yerine; toplumun tüm dinamiklerini kucaklayan, güveni ve adaleti tesis eden, ortak yaşamın önünü açan kurucu bir nitelik taşımalıdır” ifadelerini kullandı.

Barış ve müzakere süreçlerin militarist, cinsiyetçi ve erkek egemenlikçi bir bakış açısıyla değil; kadınların kurucu özne olduğu bir yaklaşımla yürütülmesi gerektiğinin altını çizen Ayla Akat Ata, son olarak şunları söyledi:

“Bu doğrultuda devlet ve Meclis, TBMM bünyesindeki tüm komisyonlarda eşit kadın temsiliyetini sağlamak, dönüş ve entegrasyon süreçlerinde yer alan kadınların siyasete katılımını hukuki güvenceye bağlamak ve gerekli yasal düzenlemeleri hayata geçirmekle yükümlüdür. Bizler ise toplumsal zeminde kadınların doğrudan söz sahibi olacağı bağımsız kadın mekanizmalarını kurma, kadın örgütlerini sürecin asli bileşeni kılma ve kadınların siyasete katılımı önündeki engellerle mücadele etme kararlılığındayız. Kadın özgürlük mücadelesi; kadın direncinin, özgür kadın hareketinin birikiminin ve ‘Jin Jiyan Azadî’ felsefesinin taşıyıcısı olarak bugün demokratik çözümün en güçlü güvencesidir. Kadınlar, barışın toplumsallaşmasının ve özgür yaşamın inşasının öncü gücü olmaya devam edecektir.

TJA olarak; kadın özgürlüğünü esas alan mücadele hattımızdan, Sayın Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğü talebinden ve kadınların kurucu özne olduğu bir barış hukuku ısrarımızdan geri adım atmayacağız. Çıkarılacak yasa ve uygulama süreçlerinin kararlı takipçisi olacağımızı ve bu tarihsel sorumlulukla mücadelemizi büyüteceğimizi kamuoyuna ilan ediyoruz”

‘Önderliğin başlattığı süreçte hepimiz yer alacağız’

Açıklamanın ardından serbest kürsüye geçildi. Kürsüde, sivil toplum örgütü ve meslek oda  temsilcisi kadınlar söz aldı.

Barış Anneleri Meclisi üyesi Mürüvet Demir, “Önderliğin başlattığı süreçte hepimiz yer alacağız. Komisyonlarda hepimiz yer alacağız. Bu süreç çok önemli. Bir buçuk yıldır yasanın çıkmasını bekliyoruz. 50 yıllık direnişin geldiği aşama onurlu barışın inşasıdır. Türklerin ne hakkı varsa Kürtlerin hakkı da o olsun. Hiçbir zaman savaş istemedik, istemiyoruz.  Önderlik cezaevinden çıksın, dağdakiler halkının arasına gelsin ve halkı için burada çalışma yürütsün” diye belirtti.

‘Yeni yasaların çıkarılması gerekecek’

Amed Barosu Başkan Yardımcısı Şilan Çelik Şimşek, “Sürecin başlamasıyla birlikte hukuki çalışmaları başlattık. Kapsamlı bir rapor hazırlayıp Meclis’te bulunan partilere gönderdik. Bugün sürecin taraflarının üzerine mutabık olduğu metnin yasaya dönüştüğünü görüyoruz. Bu metnin bir kapı aralaması olacağını düşünüyoruz.  Tek başına bir çözüm olacağını düşünmüyoruz, kapı aralayacak. Toplumsal destekle meselenin çözüleceğinin ortaya çıktığını söyleyebiliriz. Geç de olsa hukuki adım atıldı. Kürtler için nihai çözüm doğuştan gelen hakların tanınmasıdır. Dönüşlerin sağlanması, cezaevlerindeki tutuklular meselelerinde yasaya yansıtılması gerekiyor. Örgütlenme ve özgür alanların oluşturulması gerekiyor. Yeni yasaların çıkarılması gerekecek.  Kürt Kadın Hareketi’nin barış deneyiminin de görülmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.

‘İHD olarak yasanın takipçisi olacağız’

İHD Amed Şube Eşbaşkanı Suzan Mehmetoğlu Aksoy, “Süreç başlamadan önce barışın inşası için bir konferans düzenlemiştik. Aradan 8 ay geçtikten sonra süreç barışa evrildi. İHD olarak sürekli sürecin içinde olduk. Belgelenme ve raporlama yaptık. PKK ve asker ailelerini bir araya getirdik. İHD olarak barışın inşasında çalışmaya devam edeceğiz. Kürt meselesinin çözümü yaşanan ihlallerini ortadan kaldırılması ile oluşur. Biz kadınlar barış için sesimizi daha da yükseltmeliyiz.  Hakikat ve yüzleşme komisyonlarının kurulması gerekiyor. Kadınların olmadığı süreçlerde barış sürecinin başarıya ulaşması zor oluyor. Kadınların sesi bu süreçte yer alacak. İHD olarak yasanın takipçisi olacağız” diye belirtti.

‘ÖHD olarak üstümüze ne görev düşerse yapacağız’

ÖHD GMY Ayşe Şehriban Demirel, “Bu süreci çok önemli buluyoruz. Çerçeve yasa bugün meclise gelecek. Bu adımı her ne kadar geç olsa da önemli buluyoruz. ÖHD olarak çalışmalarımız sürdü.  Yasaların inşasında kadınların merkezde olması gerekiyor.  Onurlu barışın inşasında kadınlar öncü rolü oynadı, oynayacak. Kadın hukukçuların bu süreçte yani yasanın inşasında yer almaya çağırıyoruz. Onurlu bir barışı hep birlikte inşa edeceğiz. ÖHD olarak üstümüze ne görev düşerse yapacağız” dedi.

‘Diğer adımların atılması için mücadele etmeye devam edeceğiz’

KESK Amed Şubeler Platformu adına konuşan Yıldız Ok Orak, şunları belirtti:

“Demokratik Toplum inşası için yasal adımların atılması önemli. Kadınlardan oluşan izleme kurulunun oluşması gerekiyor. KESK olarak yıllardır barışın inşa edilmesi alanlardayız. OHAL ile birlikte 2 bin yüz arkadaşımız ihraç edildi. Bunların yüzde 30’u kadındı. Haksız, hukuksuz bir şekilde ihraç edildiler. Bir kısım geri döndü, bir kısmı geri dönemediler. Barışın inşasında sorumluluk almaya devam edeceğiz. Binlerce kilometrelik yolun ilk adımı atıldı. Diğer adımların atılması için mücadele etmeye devam edeceğiz.”

Kaynak: MA

Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Exit mobile version