TJA, Şengal Katliamı’nın 12’nci yılında İstanbul’da yaptığı açıklamada, kayıp Êzidî kadın ve çocukların bulunması, faillerin yargılanması ve Şengal’de Êzidî halkının iradesinin tanınması çağrısında bulundu. Açıklamada, ‘Êzidî kadınlar özgürleşmeden, Şengal için adalet sağlanmadan bu ferman sona ermiş sayılmayacaktır’ denildi
Özgür Kadın Hareketi (TJA-Tevgera Jinên Azad), DAİŞ’in 3 Ağustos 2014’te Şengal’de Êzidîlere yönelik gerçekleştirdiği katliamın 12’nci yılı dolayısıyla İstanbul Aksaray Meydanı’nda basın açıklaması gerçekleştirdi. TJA öncülüğünde yapılan açıklamaya Barış Anneleri, sivil toplum örgütleri ve siyasi parti temsilcilerinin yanı sıra çok sayıda kadın katıldı. Basın metninin Kürtçesini Kürt Araştırmaları Derneği üyesi (Komeleya Lêkolînên Kurdî) Rojbîn Dağ, Türkçesini ise TJA’lı Gülşen Karasu okudu.
Şengal’de yaşamını yitirenleri anmak, hâlâ kayıp olanların sesini yükseltmek ve Êzidî kadınların adalet ve özgürlük mücadelesini büyütmek için bir araya geldiklerini belirten Gülşen Karasu şöyle konuştu:
“Bundan 12 yıl önce DAİŞ çeteleri, Êzidî halkının kadim yurdu Şengal’e saldırdı. Bu saldırılar sırasında binlerce Êzidî katledildi, yüz binlerce insan yaşadığı topraklardan zorla göç ettirildi. Köyler, evler ve ibadet yerleri yıkıldı; Êzidî halkının inancı, kültürü, hafızası ve toplumsal varlığı hedef alındı. Şengal Dağı’na sığınmak zorunda kalan binlerce insan günlerce açlık, susuzluk ve ölüm tehdidi altında bırakıldı. Birçok insan yollarda yaşamını yitirdi. Katledilenlerin bir kısmının cenazelerine yıllar sonra toplu mezarlarda ulaşıldı. Aradan geçen 12 yıla rağmen birçok toplu mezar hâlâ tam olarak açılmadı, kimliklendirme çalışmaları tamamlanmadı ve ailelere yakınlarının akıbetine ilişkin yeterli bilgi verilmedi. Binlerce kadın ve kız çocuğu kaçırıldı; köle pazarlarında satıldı, tecavüze, işkenceye, zorla evlendirmeye ve cinsel köleliğe maruz bırakıldı. Çocuklar ailelerinden koparıldı, kimlikleri ve inançları zorla değiştirilmeye çalışıldı.”
‘Êzidî toplumunun hafızası, geleceği ve toplumsal bağları hedef alındı’
Kadın bedeninin, bir halkın iradesini kırmanın ve toplumsal varlığını yok etmenin savaş alanına dönüştürüldüğünü vurgulayan Gülşen Karasu şu ifadeleri kullandı:
“Kadınların köleleştirilmesiyle Êzidî toplumunun hafızası, geleceği ve toplumsal bağları hedef alınmıştır. Bugün hâlâ 2 bin 500’ü aşkın Êzidînin akıbeti bilinmemektedir. Bunların arasında kaçırıldıkları sırada çocuk yaşta olanlar ile hâlâ esaret altında tutulduğu düşünülen kadınlar da bulunmaktadır. Binlerce aile, 12 yıldır kayıp yakınlarından gelecek bir haberi beklemektedir. Kayıplar bulunmadıkça, kadınlar ve çocuklar kurtarılmadıkça, toplu mezarlar açılmadıkça ve sorumlular yargılanmadıkça soykırımın sonuçları devam etmektedir. Şengal’de güvenlik, barınma, sağlık, eğitim, geçim ve altyapı sorunları sürmektedir. Şengal’de işlenen suçların Türkiye boyutu da görmezden gelinemez. Türkiye’den DAİŞ saflarına katılan, örgütün hâkimiyetindeki bölgelerde bulunan ve daha sonra Türkiye’ye dönen kişilerin hangi suçları işledikleri; Êzidî kadınların kaçırılması, alıkonulması, satılması, cinsel köleleştirilmesi ve zorla çalıştırılması süreçlerinde sorumluluk taşıyıp taşımadıkları bağımsız, etkin ve şeffaf soruşturmalarla açığa çıkarılmalıdır. Bu kişiler ve diğer bütün DAİŞ mensupları; soykırım, insanlığa karşı suçlar, savaş suçları, cinsel şiddet, köleleştirme ve insan ticareti suçları bakımından da soruşturulmalı ve yargılanmalıdır. DAİŞ’e katılan kadınların yalnızca ‘eş’ ya da ‘mağdur’ kabul edilerek üstlendikleri olası rollerin görünmez kılınmasına izin verilmemelidir.”
‘Êzidî halkının iradesi tanınmalı’
“Şengal’de yaşananları soykırım olarak tanıması önemlidir ancak yalnızca tanıma kararları adalet için yeterli değildir. Soykırımı tanımak, somut hukuki, siyasi ve toplumsal sorumluluk üstlenmeyi gerektirir” diyen Gülşen Karasu son olarak şunları söyledi:
“Buradan Birleşmiş Milletlere, Avrupa Birliğine, Irak merkezi yönetimine, Kürdistan Bölgesel Yönetimine, Türkiye’ye ve ilgili bütün devletlere sesleniyoruz: Kayıp Êzidî kadınların, çocukların ve diğer kayıpların bulunması için uluslararası iş birliğine dayalı, sürekli çalışan ve ailelere düzenli bilgi veren bağımsız bir mekanizma derhâl kurulmalıdır. Türkiye’den ve diğer ülkelerden DAİŞ’e katılarak geri dönen kişiler hakkında etkin soruşturmalar yürütülmeli; bu kişilerin Şengal’de işlenen suçlarla bağlantıları araştırılmalı, deliller korunmalı ve sorumlulukları bulunanlar ilgili uluslararası suçlardan yargılanmalıdır. Toplu mezarlar uluslararası standartlara uygun biçimde açılmalı, kimliklendirme çalışmaları hızlandırılmalı ve ailelerin hakikate erişim hakkı güvence altına alınmalıdır. Deliller korunmalı; kayıp kişilere ve faillere ilişkin bilgiler devletler arasında paylaşılmalıdır. Hayatta kalan kadınlara yönelik sağlık, psikososyal destek, hukuki yardım, eğitim, barınma ve ekonomik güçlenme programları uzun vadeli ve ücretsiz olarak uygulanmalıdır. Şengal’in geleceğinde Êzidî halkının ve kadınların iradesi tanınsın. Êzidî kadınlar özgürleşmeden, Şengal için adalet sağlanmadan bu ferman sona ermiş sayılmayacaktır.”
Kaynak: MA
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

