Site icon Serbest Görüş

Gülistan Tara ve Hêro Behadîn Silêmanî’de anıldı: Hakikatin sesi susturulamaz


Gülistan Tara ve Hêro Behadîn, katledilişlerinin ikinci yılında Silêmanî’de Özgür Basın çalışanları tarafından anıldı. Yapılan açıklamada, ‘Onların hakikat sesi susturulamaz. Kalemleri, özgürlüğe susamış binlerce gencin elinde yazmaya devam ediyor’ denildi

Güney Kürdistan’daki Özgür Basın çalışanları, kadın gazeteciler Gülistan Tara ve Hêro Behdaîn’in katledilişinin ikinci yıl dönümünde, meslektaşları ve arkadaşlarıyla birlikte Silêmanî’de anma gerçekleştirdi. Anmanın ardından açıklama yapıldı.

Gazeteci Hewar Mihemmed tarafından okunan açıklamada, “Kelimelerin gerçeğe köprü olduğu ve kameranın ülkenin acılarını kaydetmek için uyanık bir göz haline geldiği bu hassas dönemde, Kürdistan’ın özgür basını için yeni bir tarih yazılıyor; doğruyu söyleyen gazetecilerin kanıyla kırmızıya boyanmış bir tarih. Bu tarih, terörizmin sis ve dumanı altında asla kaybolmayacak bir onur öyküsüdür ve katillerin utancı da aydınlığa giden yolu kapatamaz. Bugün burada sadece birkaç ismi anmak için değil, kamuoyunu bilinçlendirmek ve büyük fedakarlıklar gerektiren temel insan haklarını korumak için bir araya geldik” denildi.

Özgür Basın olarak büyük risk ve tehlikeler barındıran bir coğrafyada çalışma yürüttükleri belirtilen açıklamada, “Bu bölgede gazeteciliğin görevi sadece haber yapmak değil, aynı zamanda büyük bir susturma mekanizmasıyla mücadele etmektir. Kürdistan ve savaş bölgelerinde özgür seslerin her türlü yasal ve insani standartta korunması gerektiği gibi, bu ülkede de Özgür Basın, halkımız için özgürlüğe giden yolu aydınlatan bir meşale gibi olmuştur. Çoğu zaman, baskıya karşı en etkili silah, gerçeği yazan ve onu çarpıtmayan bir kalemdir” diye belirtildi.

Açıklamanın devamında şu ifadelere yer verildi: “Bugün 23 Ağustos 2026. Seyidsadiq beldesi yakınlarında gerçekleşen vahşi katliamın üzerinden iki yıl geçti. O acı günde, özgür basının iki parlayan yıldızı, Gülistan Tara ve Hêro Behadîn, vahşice hedef alındı. Silahları yoktu ve savaş cephesinin bir parçası değillerdi; sadece halklarının sesini, rengini, gerçeğini ve insanlık direnişinin sayfasını kaydettikleri kameraları vardı. Cenevre Sözleşmeleri Birinci Protokolü’nün 79. maddesine göre, savaş bölgelerindeki gazeteciler ‘sivil kişiler’ olarak kabul edilir ve onlara yönelik herhangi bir saldırı ‘savaş suçu’ sayılır. Gülistan ve Hêro’nun terörize edilmesi, tüm uluslararası sözleşmelerin, insan haklarının ve ifade özgürlüğünün açık bir ihlalidir. İki yıl sonra, yas tutmadığımız, aksine onların felsefesinin ve insanlık yolunun devamcıları olduğumuz doğrulandı. Onların hakikat sesi susturulamaz ve kalemleri, özgürlüğe susamış binlerce gencin elinde yazmaya devam ediyor. Bu iki yıl boyunca saldırılar sadece onlarla sınırlı kalmadı; Aziz Köylüoğlu, Nazım Daştan ve Cihan Bilgin gibi diğer yoldaşlarımız da hakikatten korkan o karanlık bilincin kurbanı oldular. Bu terör zinciri, gazetecileri koruma konusunda yaşanan ahlaki ve hukuki başarısızlığın en görünür işaretidir” ifadelerine yer verildi.

‘Basın özgürlüğünün korunmaması daha da güçlendirilmeli’

Açıklamanın sonunda şu çağrıda bulunuldu: “Bölgenin çok hassas bir aşamada olduğu ve herkesin diyalog ve barıştan bahsettiği bu dönemde, basın özgürlüğünün korunması daha da güçlendirilmelidir. Bizler, şiddet çerçevesinin dışında, barış ve demokrasi içinde yaşamak isteyen insanların sesiyiz. Uluslararası toplumun bu terör eylemleri karşısındaki sessizliği, hukuki oyunun dışında, failleri suçlarına devam etmeye teşvik etmektedir. Bu nedenle, yasal kurumlardan, kalem katillerinin cezasız kalmasına artık izin vermemelerini istiyoruz. Bu şehitlerin onuruna, kameralarımızın ve ekranlarımızın kararmayacağına dair sözümüzü yineliyoruz. Kalemlerimiz ve kameralarımızla, hakikat yolunda yolculuk edenleriz. Terörizm hayatlarımızı elimizden alabilir, ancak temsil ettiğimiz gerçeği asla öldüremez.”

DIŞ HABERLER 

Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Exit mobile version