Site icon Serbest Görüş

Duran Kalkan: Süreç kritik aşamada, pratikleşmesi Önder Apo ile olur


Sürecin kritik bir aşamada olduğunu ve atılan adımların önemli olduğunu belirten Duran Kalkan, ‘Sürecin pratikleşmesi, yürütülmesi Önder Apo tarafından olur’ dedi

Abdullah Öcalan Sosyal Bilim Akademisi üyesi Duran Kalkan Medya Haber’de güncel gelişmelere dair değerlendirmelerde bulundu.

Süreci bozmaya yönelik provakatif girişimlere dair konuşan Duran Kalkan, “Evet, bugün sürece dair Önder Apo’nun açıklaması oldu, Türkiye Cumhurbaşkanı da değerlendirmeler yaptı, sürece ilişkin daha net ve kesin ifadelerle süreç üzerine görüşler belirtti. Şunu görüyoruz; taraflar süreci geliştirmede daha net ve kararlılar. Hem Türkiye Cumhurbaşkanlığı açıklamasında hem de Önder Apo’nun açıklamasında net olarak ifade ediliyordu. Bu kesin bir defa. Tabii açıklamaların önemli bir yanı da süreç karşıtlarının provokatif girişimleri karşısında uyarıyı ifade ediyordu. Hiçbir provokasyonun sürecin gelişimi önünde engel oluşturamayacağını, barış ve demokratik toplum sürecinin başarıyla yürütülüp ilerletileceğini ortaya koyuyordu. Burası oldukça önemli, net. Bu şunu da gösteriyor; saldırılar var birçok cepheden, özellikle rantçı çevrelerin, ırkçı çevrelerin, çok fazla nasıl diyelim kibirli, kuruntulu bazı çevrelerin süreç karşıtlıkları var. Ama bazı ırkçı, rantçı çevreler çok daha saldırganlar bu son süreçte.

Çeşitli düzmece oyunlar tezgâhlayarak süreci sabote edebilir miyiz acaba diye girişim halindeler. Baştan beri de vardı bu tabii. Ama son zamanda biraz daha arttığı görülüyor. Bu neye işaret ediyor? Demek ki gelişme var süreçte, ilerleme var, daha fazla kararlaşma var. Böyle olmasa süreç yürümese, gelişme olmasa kuşkusuz bu kadar saldırı yapmaya gerek olmazdı. Bu kadar çok yönlü birçok cepheden saldırı olmazdı. Bu provokasyonların olması süreçteki ilerlemeyi açıkça gösteriyor. Kısaca süreç yürüyor, son dönemlerde daha hızlandı. Biliyoruz, 10 Ağustos gecesi Meclis’ten geçen çerçeve yasa denen kanunla birlikte ikinci aşamaya da girdi süreç aslında. Sürecin hukuki ve siyasi boyutunun gelişme aşaması. İlk defa yasal bir adım atıldı. Kuşkusuz birçok demokratik çevre eleştiriyle karşıladı. Kürt tarafı da eksikliklerini, yanlışlarını, darlığını, kapsayıcı olmayışını, dilini eleştirdi. Ama tabii tarihi anlam ve önemine de güçlü vurgularla sahip çıktı.

Darağacından masaya 

Önder Apo’nun tutumu başta böyleydi. Yasanın en azından savaşı şimdilik durdurduğunu, tarafların siyaset yapmasının önünü açtığını, siyaset yapmaya imkân tanıdığını değerlendirdi. Bunu oldukça önemli gördü. Demokratikleşme gibi, Kürt sorunu gibi, yüzyıllık ağır bir sorunun, tümüyle şiddet etrafında yoğrulmuş bir sorunlar yumağının buradan kurtarılması, çıkarılması, bu sorunlarda siyasetin önünün açılması, siyasi yöntemlerle sorunların çözümüne çare aranır hale gelmesi basit bir durum değil. Bunu Önder Apo darağacından masaya gelme olarak tanımladı. Kürt sorunu açısından da, demokratikleşme sorunu açısından da durum bu denli önemli ve ciddiydi. Kuşkusuz eksiklikler eleştirilir, o ayrı bir konu ama tarihsel önemi bu düzeydeydi. Bu çerçevede de yeni adımlar atılıyor. Yasanın ifade ettiği süreci yürütmeden sorumlu kurul 24 Ağustos itibarıyla ilk toplantısını yaptı. Bu da önemli bir adım” dedi.

Sürece dair kararlılığa ve adımlara işaret eden Duran Kalkan, “Görülüyor ki kararlılık var. Biraz da hızlanma var, özellikle devlet ve iktidar tarafında da artık hızlı adım atma var. Dört alt kurul, komisyonun oluşturulduğu kamuoyuna duyuruldu, isimler ifade edildi. Çerçevesi nedir? Kimlerden oluşuyor? Nasıl çalışacaklar? Bunlar net değil, kamuoyuna yeterince açıklanmış değil. İleriki zamanda kuşkusuz açıklanacak, umut ediyoruz çok geç de kalmayacak. Fakat dört alt komisyonun oluşturulması önemli. Bu komisyonlar birçok cepheden besbelli ki çalışmayı yürütecekler. Süreç daha geniş kapsamlı ele alınıyor. Besbelli ki daha derinlikli ele alınıyor. Bu oldukça önemli. Bu temelde işte taraflar çalışıyorlar. Biz üzerimize düşen çalışmaları yürütüyoruz. Atılan adımları, yasanın çıkışını, takip ve değerlendirme kurulunun toplanıp kararlar almasını önemsedik. Bazı temel ölçülerimiz var, Kürt tarafı olarak. Hareketimizin, halkımızın her fırsatta ifade ediyoruz. 12. Kongre’nin, PKK 12. Kongresi’nin kararı var. Sürecin pratikleşmesi, yürütülmesi Önder Apo tarafından olur. Önder Apo da yasanın kendisinin çalışma koşullarını artıracağını, geliştireceğini ifade etti ve böyle olursa bir rol oynar, anlam ifade eder dedi.

Kritik bir süreç 

Umut ediyoruz bu toplantılarla birlikte söz konusu komisyonlar bu yönlü adımların atılmasını getirecek. Önder Apo’nun özgür yaşar ve çalışır koşullara kavuşmasında yeni bir adım atılacak, aşamalar kaydedilecek. Önder Apo’nun süreci yürütmesinin önü açılacak. Daha etkili, yoğun çalışabilir hale gelmesi sağlanacak. Beklenti bu, umut edilen bu. Atılan adımlar, gösterilen yaklaşımlar da belli bir sürecin daha ciddi ele alındığını ortaya koyuyor ki çok gecikmeden bu tür adımlar atılır diye de düşünüyoruz. Kritik bir süreç. Herkesin sorumluluğu var, görevi var. Bazı kesimlerle yürüyecek bir süreç değil. Bütün toplumsal kesimlerin katılmasını gerektiren çok yönlü bir mücadele süreci. Bunlar kesin, bu anlamda her zaman çok hassas, kritik bir süreç. Çaba harcamayı gerektiriyor. Dikkatli, duyarlı olmayı gerektiriyor. Fakat içinde bulunduğumuz sürecin de bu karakteri başat. Bunu dikkate alarak biz de atılan adımları, sağlanan gelişmeleri, yapılması gerekenleri doğru anlamaya ve üzerimize düşenlerin gereğini yerine getirmeye çalışıyoruz hareket olarak, duyarlılığımız var, çabamız var” diye ifade etti.

Sürece dair daha yaratıcı çözüm yöntemlerine ihtiyaç olduğunu belirten Duran Kalkan şunları dile getirdi: “Daha yaratıcı olmak, daha çözümleyici yol, yöntem geliştirmek, daha fazla kapsayıcı, katıcı olmak gerekli. Bunu da biz de sağlamaya çalışıyoruz kendi cephemizden. Birçok kesimin de bu yönlü çabaları var, demokratik çevrelerin. Ortaya çıkan engellemeleri, provokasyonları önlemek için de çabalarımız var. Yönetimimiz de açıklama yaptı. Son dönemlerde süreci provoke etmeye dönük girişimlere karşı açıklamamız oldu. Bu tür hususlar karşısında da mücadele edilmesi gerektiğini görüyoruz, biliyoruz, Barış ve Demokratik Toplum sürecinin başarısı için gerekenleri yapma çabasındayız. Ancak bu bir mücadele süreci, doğru anlama ve yaratıcı yaklaşma süreci. Karşıtlar var, engelleyiciler var. İçte ve dışta savaş rantçısı çevreler çok fazla. İstiyorlar ki eskiye dönüş olsun. Bu çelişkiler, oradan doğan çatışma sürsün. Kendileri de buradan nemalansınlar.

Duyarlılık ve disiplin 

Bu yönlü çaba içinde olan, gayret içinde olanlar çok. Bunu herkesin görmesi, anlaması gerekli. Süreci ilerletme çalışması yapılırken bunlara karşı da duyarlı olmak, mücadeleci olmak gerekiyor. Son olaylar gösterdi ki aslında sürecin yürütülmesi için çok daha fazla dikkatlilik, duyarlılık, örgütlülük, disiplin gerekiyor bunların üzerinde. Biz de hareket olarak duruyoruz. Fakat bazı çevreler de var. Bu süreç karşısında, aslında süreci desteklemeleri gerekiyor. Kendilerini sol, sosyalist, demokrat sayıyorlar. İyi, güzel, sürecin yanlısı olmaları gerekli. Destekleyicisi de değil. Fakat böyle aşırı derecede nazlanan, sağa sola çekiştiren bir tutum onlarda da görülüyor. Süreç karşıtlarına bu tutum biraz güç veriyor, cesaret veriyor aslında. Bir de demokrasi cephesini, bu barış ve demokratik toplum sürecini yürütme cephesini içten zayıflatıyor. Bir tür kuruntu gibi, böyle adeta bir nazlanma gibi. Ne yapıyorlar, ne yapılanı beğeniyorlar. Gelin beraber yapalım diyoruz, gelmiyorlar.

Başkalarıyla yapınca şunla, bununla çalışma yapılıyor diye yapılanları hep eleştiriyorlar. Bir tür rahatsızlık, böyle adeta bir şey yapmayan ama yapılanı da beğenmeyen bir tür rahatsızlık durumu. Böyle çevreler de var. Bunları bugün dile getirmemiz önemli. Bundan vazgeçilmeli. Bu bir şey kazandırmaz kimseye. Herhangi bir ilerleme de sağlatmaz. Eksiklikler böyle tamamlanmaz. Hatalar böyle düzeltilmez. Sahip çıkarsın, içine girersin, yürütürsün, varsa eksiği düzeltirsin, yeterli kılarsın. Varsa hatası düzgün hale getirirsin. Ama böyle hep dışta kal. Sorumluluk üstlenme. İşin içine girme. Deyim yerindeyse sırtına yumurta küfesi bile alma ama hep böyle rahatsız ol. Çekiştir. Olanı didiştir. Bu yaklaşım da doğru değil. Bundan vazgeçilmeli. Esas olarak çağrımız bu çevrelere. Sürecin sahipleri daha fazla dikkatli, duyarlı, yaratıcı olmak durumunda. Her şeye daha çok dikkat etmemiz, daha yaratıcı, etkili mücadele yöntemleriyle sürece yaklaşmamız gerekiyor.

Bunları yoğunca tartışıyoruz. Anlamaya çalışıyoruz. Anladıkça da pratik geliştiriyoruz. Bizim cephemizden sürecin gerekleri yerine getiriliyor. Getirilecek. Bundan hiçbir kuşku olmamalı. İstiyoruz ki daha fazla katılım olsun. Herkes duyarlı yaklaşsın. Çünkü işte durum ortada. Çok ifade etmeye gerek yok. Bölgedeki, Türkiye’deki siyasi, askeri gelişmelerin durumu ortada. Türkiye’nin durumu da, Kürtlerin durumu da ortada. Tehlikeler çok. Çok kritik bir süreç. Bu duyarlılığı hiç kimse kaybetmemeli. Herkes iyi görmeli. Böyle bir durumda öyle zayıf yaklaşacak, dar yaklaşacak, menfaatçi yaklaşacak bir durum söz konusu olamaz. O kimseye bir şey kazandırmaz. Böyle yaklaşılırsa önümüzdeki süreçte daha yeni, güçlü adımlar atılabilir.”

Geçmişi inkar etmeden yeniyi inşanın önemine işaret eden Duran Kalkan, “Geçmişi inkâr değil, geçmişin ortaya çıkardığı değerler üzerinde onları daha da ileriye götürmek için içinde bulunduğumuz koşulların gereklerine göre kendimizi değiştirme, yenileme, dönüştürme çabasındayız. Bunu da herkes bilmeli. Bu bakımdan geçmişi inkâr etmeyeceğiz diye değişime, dönüşüme kesinlikle karşı çıkmamak lazım. Eskiyi olduğu gibi sürdürmemek gerekli. Değişip dönüşeceğiz diye geçmişe, değerlerimize inkârcı yaklaşmamak lazım. Asla inkârcı konuma düşme olmamalı. Çünkü geçmişi olmayanın geleceği de olmaz. Her şey bu geçmiş mücadeleyle ortaya çıkartıldı. 53 yıllık Önder Apo öncülüğündeki mücadelenin yarattığı değerler üzerinden şimdi Kürt sorununun demokratik siyasi çözümü araştırılıyor. Türkiye’nin demokratikleştirilmesi araştırılıyor.

Kürt-Türk kardeşliği yeniden tesis ediliyor

Bu kritik süreçte Kürt-Türk kardeşliği yeniden tesis ediliyor. Türkler ve Kürtler için ortaya çıkan tehlikeler bertaraf edilmeye çalışılıyor. Gerçekten de bunların hepsi bu değerler temelinde olduğu bir defa, bu gerçeği hiçbir zaman unutmayacağız. Her zaman sahipleneceğiz. O halde en temel değerlerimiz olan Önderlik gerçeğimize, şehitler gerçeğimize her zaman sahip çıkacağız. Doğru temelde sahip çıkacağız. Onlara yakın yaşayacağız. Şehitlerimizi her zaman anacağız. Önder Apo, geçmişimiz, bugünümüz ve geleceğimizdir dedi şehitler gerçeğine. Mücadeleyi şehitler mücadelesi olarak tanımladı. Önderlik gerçekleşmesine en büyük katkıyı şehitlerimiz sundular. Doğru yaşam şehitlerin kendileridir dedi. Aslında PKK 12. Kongresi de herkes çok iyi biliyor ki şehitleri halka emanet etti. Bir şehitler partisi olarak PKK’yi ifade eden değerleri, bu değerlerin hepsini halka emanet etti ve artık parti şehitler gerçeği olarak halk içinde yaşıyor, yol gösteriyor, halk buna sahip çıkacak dedi.

Değerlere sahip çıkmak 

Bu bakımdan tabii bu temel değerlere bu çerçevede her zaman sahip çıkabilmeliyiz. Eksiklikler olmamalı. Şehitler gerçeğine de sahip çıkmalıyız. Önemli mücadele günlerinin hepsine sahip çıkabilmeliyiz. Mesela geçen 15 Ağustos süreci böyle dağınık oldu. Böyle anlaşıldı ki kuşkular var. Öyle olmamalıydı aslında. 15 Ağustos Atılımı o zaman 12 Eylül karşısında bir nefes alma atılımıydı. Türkiye nefes aldı. Kürdün yok oluşunu önledi. Kürt varlığı ve özgürlüğü adına her türlü gelişmeye imza attığı gibi Türkiye’de demokrasinin tek temsilcisi oldu. Bugün bölgede ve dünyada demokrasiye en yakın, demokratikleşmeye en açık ülke olarak Türkiye görülüyorsa bu 15 Ağustos Atılımı sayesindedir. 12 Eylül askeri darbesinin yaratmak istediği Türkiye’ye izin verilmedi. O anlayışlara, o zihniyete, o politikalara, o sisteme izin verilmedi. Darbelendi. Bu gerçeği herkesin çok iyi görmesi, bilmesi gerekli. Bunun gibi temel günlerimizin hepsine sahip çıkmalıyız.

Amed’ten başladı, Van’a, Botan’a yayıldı. Colemêrg’e, İstanbul’a kadar uzandı. Şimdiye kadar olumlu, ölçülü, dili, talepleri, şeyleri ölçülü. Dikkat etmek lazım. Tek boyutlu eylemlilik içinde de olmamak gerekli. Ama elbette ki her zaman şehitler gerçeğimize sahip çıkacağız. Barış ve Demokratik Toplum sürecinin şehitlerimizin amaç ve özlemlerini başarıya götürme süreci olduğunu bileceğiz. Demokratik entegrasyon stratejisinin geçmişin ulusal kurtuluş stratejisinin aşılıp içinde bulunduğumuz sürecin özgürlük ve demokrasiyi getirecek stratejisi olduğunu bileceğiz. Şehitlerimizin amaçları, özlemleri böyle bir stratejiyle, içinde bulunduğumuz mücadele sürecinin başarısıyla kalıcılaşacak, hayat bulacak, şehitlerimizin amaçları başarılmış olacak. Kesinlikle bu bağı iyi görmemiz, anlamamız gerekli.

Değişim ve dönüşüm 

Bu bakımdan da değişim, dönüşümü, yeniden yapılanmayı geliştirirken bunu en temel değerler olarak Önderlik gerçeğini doğru anlama, bu temelde eleştirel, öz eleştirel yaklaşma, derin bir öz eleştirel yenilenme çabası içerisinde olmak önemli, anlamlı, bir süredir tartışıyoruz bunu. Barış ve Demokratik Toplum Manifestosu’ndan bu yana hareket olarak, halk olarak geçmişin derslerini derinden çıkartmak üzere bir eleştiri, öz eleştiri sürecindeyiz. Bu oldukça önemli. Bizi yeni sürece taşıyor. Değişim ve dönüşümü bu temelde gerçekleştiriyoruz. Bununla birlikte ikinci adım olarak şehitleri anlama temelinde bunu yapmamız yine büyük anlam ifade ediyor. Bir değişim, dönüşüm olacaksa, yeniden yapılanma gerçekleşecekse demokratik entegrasyon stratejisiyle hayata geçiren bir hareket ve halk haline geleceksek bunun temel değerleri yapılanacak. İşte şehitleri, bu süreçteki şehit anmaları tamamen bunun temellerini döşeme anmalarıdır” diye konuştu.

HABER MERKEZİ 

Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Exit mobile version