Genel Kurul’da görüşülen ‘Çerçeve Yasa’ya dair değerlendirmelerde bulunan TJA Aktivisti Çağlar Demirel, ‘Kadınların olmadığı bir barış eksik, kadınların özne olmadığı bir demokratik toplum ise mümkün değildir. Bu nedenle kadınlar olarak hem yasanın uygulanmasının hem de bundan sonraki sürecin takipçisi olacağız’ dedi
Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin hukuki zemininin oluşturulması kapsamında hazırlanan “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi” kanun teklifi Meclis Genel Kurulu’na geldi ve teklifin kısa süre içinde Meclis’ten geçmesi bekleniyor. Sürece dair beklenti ve talepler sürerken, TJA Aktivisti Çağlar Demirel, “Kök Yasa”ya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Kürt halkı inkardan bugünlere geldi
Cumhuriyet tarihinde Kürtlerin inkarından bugünlere gelindiğini belirten Çağlar Demirel, “Cumhuriyet tarihi boyunca Kürt halkı idamlardan sürgünlere, katliamlardan imha ve inkâr politikalarına kadar çok ağır süreçlerden geçirilmiştir.Kürtler, bir yandan asimilasyon ve imha politikalarıyla karşı karşıya bırakılırken diğer yandan zorunlu göç, köy yakmalar, faili meçhuller, 12 Eylül zindanları ve farklı dönemlerde yaşanan ağır baskılarla tarihsel bir kuşatmaya maruz kalmıştır. Ancak bütün bu politikalara rağmen Kürt halkı direnmiş ve varlığını korumuştur. Kürt halkı; inkâr, imha, sürgün, göç, darbeler, zindanlar ve katliamlarla karşı karşıya kaldığı uzun bir tarihsel süreçten bugünlere gelmiştir” dedi.
“Bir dönem varlığı dahi kabul edilmeyen Kürt halkının bugün varlığının tanınması ve haklarının yasal ve anayasal güvenceye kavuşturulması temel bir mesele olarak önümüzde duruyor” diyen Çağlar Demirel, yasaların tarihsel bir eşik olduğunu belirtti.
Tecrit koşullarında başardı
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın süreçteki rolüne değinen Çağlar Demirel, “Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, silahın bir amaç değil, koşulların dayattığı bir araç olduğunu; Kürt halkının yok edilme ve inkâr politikalarıyla karşı karşıya kaldığı dönemde silahlı mücadelenin ortaya çıktığını ifade etti. Bugüne kadar demokratik siyasetin önü yasaklar, tutuklamalar ve baskılarla kapatıldı. Gelinen aşamada temel mesele, bu engellerin kaldırılması ve demokratik siyasetin hukuki zemine kavuşturulmasıdır. Bugün yaşanan sürecin temelleri, Öcalan’ın ortaya koyduğu Demokratik Toplum Manifestosu ve deklarasyonunda adım adım örüldü. Dolayısıyla Öcalan, demokratik siyasetin yasal ve hukuki zemine kavuşacağı yeni bir sürecin önünü açtı. Bütün bunlar ağır tecrit koşullarında ve sınırlı imkânlarla yürütüldü” diye vurguladı.
Kendi özgürlüğünü önceliklemedi
Yasaya değinen Çağlar Demirel, en büyük eksikliğin Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın özgürlüğünün ve cezaevlerinin boşaltılmaması olduğunu belirten Çağlar Demirel, “Kürt Halk Önderi hiçbir zaman kendi durumunu merkeze alan bir yaklaşım ortaya koymadı. Her zaman toplumun özgürleşmesini, halkların önünün açılmasını ve daha demokratik bir yaşamın kurulmasını önceleyen bir perspektif ortaya koydu. Bu nedenle bugün demokratik bir çözümden söz ediyorsak, öncelikle Kürt Halk Önderi’nin eşit ve özgür koşullarda, fiziki özgürlüğüne kavuşarak bu sürece katkı sunmasının önü açılmalıdır” dedi.
Bütün alanlar yeniden ele alınmalı
“Kök Yasanın” dışında yasalara da ihtiyaç olduğunu belirten Çağlar Demirel, “Öncelikle Kürtlerin varlığını hukuki olarak tanıyan bir zeminin oluşturulması, ardından demokratik siyasetin önünün açılması ve bunun yasal güvenceye kavuşturulması gerekiyor. Kürtlerin statüsü, kimliği, dili ve kültürü bu sürecin temel başlıklarıdır. Bugüne kadar yasaklanan ve yok sayılan bütün alanların yeniden ele alınması gerekiyor. Terörle Mücadele Kanunu’ndan Siyasi Partiler Kanunu’na kadar, Kürtleri ve Kürt siyasetini kriminalize eden, yok sayan ve demokratik katılımı sınırlandıran düzenlemelerin yeniden ele alınması zorunludur” diye vurguladı.
Kadınlar hep görmezden gelindi
Sürecin kadınlar için önemine değinen Çağlar Demirel, “Bugüne kadar yaşanan savaş ve çatışma süreçlerinden en fazla etkilenen kesimlerin başında kadınlar geldi. Kadınlar dışlandı, ötekileştirildi, yok sayıldı, katledildi ve ev içine hapsedildi. ‘Beka’ anlayışı üzerinden savaşa, silahlanmaya ve güvenlik politikalarına ayrılan kaynaklar, toplumun yoksullaşmasına ve kadınların daha fazla görünmez hale gelmesine neden oldu. Dolayısıyla bugün bir değişim ve dönüşüm sürecinden söz ediyorsak, savaşa, silahlanmaya ve ranta ayrılan kaynakların yoksulluğun ve işsizliğin ortadan kaldırılmasına, emekçiye, kadına, gençlere ve ekolojik tahribatın önlenmesine yönlendirilmesi gerekiyor” dedi.
Kadınlar özne olarak kabul edilmeli
“Barış ve Demokratik Toplum Süreci, kadınların özne olduğu, demokratik siyasetin ve hukuki zeminin toplumsal cinsiyet eşitliği temelinde ele alındığı bir süreç olmak zorundadır” diyen Çağlar Demirel, “Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan da kadın sorununu toplumsal sorunların temel başlıklarından biri olarak ele aldı. Bu sorunun çözümünün en önemli yollarından biri, kadını özne olarak kabul etmektir” dedi.
Kadınlar yoksa barış eksiktir
Bundan sonraki süreçte kadınların demokratik siyasete katılımlarının önmeli olduğunu belirten Çağlar Demirel, “Kadınların komisyonda eşit temsili, özgün kadın komisyonunun kurulması ve kadınların demokratik siyasete katılımının güvence altına alınması temel taleplerimiz olacaktır. Çünkü kadınların olmadığı bir barış eksik, kadınların özne olmadığı bir demokratik toplum ise mümkün değildir. Bu nedenle kadınlar olarak hem yasanın uygulanmasının hem de bundan sonraki sürecin takipçisi olacağız” dedi.
Birlikte inşa edeceğiz
Dönüşlerle birlikte toğlumun demokratik inşasına da değinen Çağlar Demirel, “Hedef yalnızca Kürtlerin değil, Türkiye’de yaşayan bütün halkların ortak geleceğini kurabileceği demokratik bir yaşam alanı yaratmaktır. Demokratik zemin oluştuğunda, komünal yaşamın ve birlikte yaşamın yol ve yöntemlerini hep birlikte geliştirebilir ve bunu somut olarak hayata geçirebiliriz” dedi.
Birlikte yürümek zorundayız
Konuşmasını yasaya dair bir çağrı ile bitiren Çağlar Demirel şunları dedi: “Bütün Türkiye halklarına çağrımız şudur: Gelin hep birlikte değiştirelim ve dönüştürelim. Sessiz kalmayalım, çözümü birilerinden beklemeyelim. Toplumsal değişim ve dönüşümü yaratacak temel güç toplumun kendisidir. Mücadele ve müzakereyi birlikte yürütmek zorundayız. Bundan sonraki görevimiz ise Öcalan’ın elini güçlendirecek toplumsal mücadeleyi büyütmektir. Bu açıdan en temel taleplerimizden biri Öcalan’ın fiziki özgürlüğünün sağlanmasıdır. Bu yasa bir son değil, başlangıçtır. Bu adımı ileriye taşıyacak olan Kürt halkı, Türkiye toplumu ve bütün demokratik güçlerdir.”
Haber: Pelşin Çetinkaya – Rojda Aydın / JINNEWS
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

