DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, Abdullah Öcalan’ın süreçteki pozisyonunun belirginleştirilmesi ve koordinasyon sağlayabilecek bir konuma getirilmesi gerektiğini ifade etti
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Sözcüsü Ayşegül Doğan, partisinin dün gerçekleştirdiği Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısında gündemdeki gelişmelere ilişkin açıklamalarda bulundu. Çerçeve yasaya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Ayşegül Doğan, Takip ve Değerlendirme Kurulu’nun ilk toplantısını gerçekleştirmesinin MYK tarafından önemli bir gelişme olarak değerlendirildiğini belirtti.
Ayşegül Doğan, önümüzdeki süreçte kurulların çalışma biçimi ve yapısının daha da netleşeceğini belirtti.
‘Sivil toplum dâhil edilmeli’
Sürecin en başından itibaren yalnızca bürokratik bir işleyişe sıkıştırılmaması gerektiğinin altını çizen Ayşegül Doğan, sivil toplumun ve alanda deneyim sahibi kişilerin sürece dâhil edilmesi gerektiğini belirterek şunları söyledi:
“Daha somut ifade etmek gerekirse; sivil toplumun katkısını almak, bu konuda çalışmış, deneyimi olan insanların bugüne kadar biriktirdiklerini o kurullara aktarabilmeleri ve sürecin takibini sağlayabilmeleri için olanakların oluşturulması gerekiyor. Toplumun farklı kesimlerini de bu kurulların içerisine dâhil edebilecek mekanizmaların etkin bir biçimde devreye konulması iyi olur.”
Abdullah Öcalan’ın şartlarının belirlenmesi gerekiyor
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın süreçteki ağır ve tarihi sorumluluğunu yürütebilmesi için gerekli imkânlara kavuşması gerektiğini ifade eden Ayşegül Doğan, Abdullah Öcalan’ın süreçteki pozisyonunun belirginleştirilmesinin ve koordinasyon sağlayabilecek bir konuma getirilmesi gerektiğini belirterek şu sözleri söyledi:
“Yalnızca silahsızlanmanın koordinasyonu açısından değil, Sayın Öcalan’ın kendi sözleriyle ifade etmek gerekirse; Kürt-Türk tarihsel ittifakını ve birlikteliğini kalıcı hale getirmek için de bu sürecin içerisindeki pozisyonunun belirginleştirilmesi ve koordinasyonu sağlayabilecek bir hale getirilmesi partimiz açısından oldukça kritik bir başka nokta.”
Ayşegül Doğan, Abdullah Öcalan’ın “sabırla bu yolu açmanın tarihi bir fırsat olduğu” yönündeki sözünü de aktararak, “Basit, dar ve geleceğe hizmet etmeyen yaklaşımları terk ederek hep birlikte ortak yaşamı örelim” çağrısı yaptı.
Yeni dönemin dili empati dili olmalı
Yeni dönemde kullanılacak dile ilişkin de önerilerde bulunan Ayşegül Doğan, “Bu yeni dönemin dili yeni sözlerle, yeni kelimelerle olmalı. Sürekli itham eden, sorgulayan, yargılayan bir dil yerine empati yapabileceğimiz bir dili, karşılıklı hassasiyetleri gözeterek geliştirebilmeliyiz” ifadelerini kullandı.
‘Annelerin birbirlerine ulaşmalarını sağlamak gerekiyor’
Çeşitli tarihlerde özgürlük mücadelesinde yaşamını yitiren PKK’lilerin taziyelerine ilişkin de konuşan Ayşegül Doğan, “Ülkeye dönüşlerin konuşulduğu bir zamandayız. 2015’te kalıcı bir barışın olanaklarını hukukla oluşturabilseydik, bugün binlerce insanla vedalaşmak zorunda kalmazdık. Bu taziyelerde aynı şeyi gördük. Bu ülkenin insanları daha fazla kan, acı ve annelerin ağlamasını istemiyor. Annelerin birbirlerine ulaşmalarını sağlamak gerekiyor. Gördüğümüz anneler, mezarsız evlatlarına ağlayan anneler. Barış istiyorlar. Diyorlar ki başka hiçbir anne aynı acıyla sınanmasın. Artık bu ülkeden hiçbir genç toprağın altına düşmesin istiyorlar. Bu sesi duymamız, bu hakikati görmemiz gerekiyor. Bu ortak bir acıdır. Barışın tarihsel bir sorumluluk olduğunu içimizi dağlayarak hatırlatıyor. Bunu başarmak durumdayız. Geçmişi unutmadan, inkar etmeden yüzleşme cesaretini gösterebilmeliyiz, başarmalıyız” dedi.
Suriye’deki tarihi gelişmeler
Suriye’deki gelişmelerin yaşanan süreçten bağımsız olmadığını vurgulayan Ayşegül Doğan, “Bugünlerde Suriye’de yaşananlar ülke tarihinin en önemli günleri diyebiliriz. Uzun süren bir iç savaştan sonra yeniden kuruluş ve toparlanma çalışmaları devam ediyordu Suriye’de. Bu sürecin önemli bir parçası olarak Ocak 2026’dan bu yana süren görüşmeler var. 25 Ağustos’ta Rojava bölgesinin, Suriye Kürtlerinin Suriye’nin geri kalanıyla bütünleşmesi için çok önemli bir eşik atlandı. Suriye’nin özgürleşmesinde ve bütün bölgenin IŞİD vahşetinden kurtulması için çok ağır bedeller ödeyen SDG, Suriye ordusunun bir parçası haline geldi. Öncelikle şunu ifade etmek isteriz ki DEM Parti olarak Suriye’nin bu büyük adımları atma cesareti göstermesini sağlayan herkesi tebrik ediyoruz ve sorunların diyalog yoluyla çözülebilmesi için ortaya konan çabayı, gayreti çok önemli buluyoruz” dedi.
Abdullah Öcalan’ın çabasını anlamak gerekiyor
Ayşegül Doğan, “Her türlü zorluğa rağmen büyük bir kararlılıkla inşa ettiği paradigmayla hem Suriye’deki hem de Türkiye’deki sürecin ana belirleyicisi, öznesi olan Sayın Öcalan, Ortadoğu coğrafyasını bir savaş, düşmanlık ve çatışma coğrafyası olmaktan çıkarıp; barış ve eşit ve onurlu yaşam coğrafyasına, barış havzasına dönüştürmeye çalışıyor. Bunun için de çok önemli düşünsel ve politik araçları deniyor. Yıllardır bunlarda ısrar ediyor. Dolayısıyla Sayın Öcalan’ın bu çabasını da burada anmak gerekiyor. Bazı olaylara sadece bugünden baktığımızda tarihsel önemi kavranamayabiliyor. Suriye’de yaşanan sürecin de Kürtler açısından böyle bir anlamı olduğunun altını çizmek gerekiyor. Kürtlerin Suriye’de vatandaş dahi sayılmadığı yıllardan bugünlere kolay gelinmedi. Hiçbir şey kolay gerçekleşmedi. Hiçbir şey kolay olmadı. Bedeli çok ağır oldu. Çok büyük bir mücadele sayesinde oldu ve bundan sonra da bu mücadele devam edecek.”
‘Mazlum Ebdî ve İlham Ehmed Türkiye’ye gelmeli’
Ayşegül Doğan, Mazlum Ebdî ve İlham Ehmed’in Türkiye’ye resmi bir çağrı ile davet edilmeleri gerektiğini de söyledi. Parti olarak bu konuda çağrı yaptıklarını belirten Ayşegül Doğan, “ Yakın zamanda belki Suriye parlamentosunun bir üyesi olacak İlham Ahmed neden gelmesin. Neden Türkiye dostluk ilişkisi kurmasın. İlham Ehmed ve Mazlum Ebdî Türkiye’ye gelmeli” dedi.
Kongre hazırlıkları
Ayşegül Doğan, 6 Eylül’de gerçekleştirecekleri kongreye dair şunları söyledi:
“6 Eylül’deki kongre, büyük dönüşüm kongresinin hazırlığını yapacak bir kongre. Büyük dönüşümü asıl ne zaman örgütleyeceğiz? Değişim ve dönüşümü 6 Eylül’den sonra yapacağımız kongrede örgütleyeceğiz ve o kongremiz yeni bir soluk olacak. Türkiye siyaset tarihinde iz bırakacak. Aynı zamanda da hali hazırda siyasette yeni bir soluk olmasını hedefliyoruz. Bunun yanı sıra bir yandan kongre hazırlık komisyonu, bir yandan genişleme mutabakat komisyonumuz, diğer yandan da biliyorsunuz program tüzük komisyonlarımızın çalıştığında daha önce ifade etmiştim. Bu çalışmalar da devam ediyor. Hem 6 Eylül Kongresi’ne hazırlanıyoruz hem akabinde büyük değişim ve dönüşümün olacağı kongreye hazırlıklarımız sürüyor. Yeni planlamalar da yapıyoruz.”
‘Toplumun farklı kesimleri Öcalan ile doğrudan temas kurabilmeli’
Ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Ayşegül Doğan, İmralı “tutanakları” olarak sızdırılan belgelere ilişkin, “Sızan metinlerin gerçek olmadığını İmralı heyetimiz açıklamıştı. Akabinde Kandil’den bir açıklama geldi. Sonra Sayın Öcalan’dan bir açıklama geldi. Dolayısıyla bunlar gerçek olmayan metinler ve taraflarca da açıklandı. Bu konuya ilişkin gerekli açıklamalar yapıldı” şeklinde yanıt verdi.
Gazetecilerin de İmralı’ya gidebilmesi gerektiğini söyleyen Ayşegül Doğan, Abdullah Öcalan’ın “Toplumun farklı kesimleri Öcalan’la doğrudan temas kurabilmeli” dedi.
ANKARA
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

