Site icon Serbest Görüş

Çerçeve yasa için ortak çağrı: Demokratikleşme ve özgürlüklerin önü açılmalı


Çerçeve yasa taslağını sürecin ilk hukuki adımı olarak değerlendiren Eren Keskin, Mertcan Titiz ve Ekin Yeter; demokratikleşme, ifade ve örgütlenme özgürlüğü ile Abdullah Öcalan’ın özgür çalışma koşullarının sağlanması gerektiğini vurguladı

Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında beklenen “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi” yasa taslağı, Meclis Başkanlığı’na sunuldu ve Adalet Komisyonu’ndaki görüşmelerden sonrada  yapılan oylama ile kabul edildi.

İnsan Hakları Derneği (İHD) Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyesi hukukçu Eren Keskin, Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) Eş Genel Başkanı Mertcan Mertcan Titiz, ÖHD Eş Genel Başkanı Ekin Yeter, çerçeve yasaya dair değerlendirmelerde bulundu.

‘İfade özgürlüğü sağlanmalı,  TMK kaldırılmalı’ 

Çerçeve yasa taslağının süreç kapsamında yasal olarak atılacak ilk adım olduğunu dile getiren Eren Keskin, yasa taslağında yer alan eksiklikleri de kaydetti.

Genel bir demokratikleşme sürecinin başlaması gerektiğini kaydeden Eren Keskin, ifade ve örgütlenme özgürlüğünün önündeki engeller ve TMK’nin kaldırılması gerektiğini belirtti.

‘Öcalan’ın yasadan yararlanamaması Anayasa’ya aykırı’

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın yasadan yararlanmasının engellemeye çalışıldığını kaydeden Eren Keskin, bu durumun Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırı olduğunu vurguladı.

Sürecin sahiplenilmesini hatırlatan Eren Keskin, “Bence demokratikleşme, sivilleşme ve barışçıl çözüm isteyen tüm kesimler, bu süreci önemsemeli ve sahip çıkmaları gerekiyor. Bu süreci değiştirmek istiyorsak, geliştirmek istiyorsak, söz söylemek, talep yükseltmek gerekiyor” ifadelerine yer verdi.

‘Öcalan özgür çalışma koşullarına erişmeli’

SYKP Eş Genel Başkanı Mertcan Titiz, taslağın önemli bir adım olduğunu ancak uygulama sürecinin izlenebilir ve denetlenebilir olması gerektiğini söyledi. Mertcan Titiz, “En önemli sınavlardan bir tanesi, başmüzakereci Sayın Abdullah Öcalan’ın özgür çalışır koşullara erişmesidir” dedi.

‘Keyfi bağlı veto hakkı doğuyor’

Mevcut taslağın şu anki durumuna dair eleştirileri olduğuna vurgu yapan Mertcan Titiz, “Uygulama aşamasının Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlığında kurulacak bir koordinasyonun içerisinde, neredeyse tüm yürütme erkinin organlarının içinde bulunması ve yürütülürken de bu koordinasyon aşamasında tespit, teyit aşamalarının bir bütün olarak MGK tarafına bırakılmış olması endişe verici. Temas ettiğimiz çeşitli toplumsal kesimlerde de bu endişeleri gözlemliyoruz. Bu uygulama ile keyfiyete bağlı veto hakkı da doğabiliyor” dedi.

Mertcan Titiz, başta DEM Parti olmak üzere Meclis’te bulunan diğer muhalefet partilerinin de bütünlüklü bir tutum içerisinde olarak, taslağın yürütme ve uygulama kısmına dair tavsiyelerde bulunabilecek alt komisyonlar kurulabileceğine dikkat çekti.

‘Süreci sahiplenmeyi görev biliyoruz’

Çerçeve yasa taslağının Türkiye’nin demokratikleşmesinde tek başına yeterli olmayacağını, bunun müzakereler sonucu iyileştirilebilir olduğunu dile getiren Mertcan Titiz, “Bu yasa taslağının yasalaşması konusunda da bundan sonra demokratikleşmeye gidecek tüm mücadele alanlarında Türkiye’nin tüm toplumsal muhalefet kesimleriyle, demokratik, inanç, kimlik, sınıf ve emek kesimleriyle bir arada bu süreci sahiplenmeyi kendimize görev biliyoruz” ifadelerini kullandı.

‘Yeni dönemin ilk hukuki adımı’  

Meclise gelen taslağın on yıllardır süren mücadelenin, ağır kayıpların ve barış ısrarının sonucu olduğunu hatırlatan ÖHD Eş Genel Başkanı Ekin Yeter,  aynı zamanda yeni dönemin ilk hukuki adımı olduğunun altını çizdi.

‘İstisna olmamalıydı’  

Çerçeve yasa içerisinde yer alan 2005 tarihi öncesi ceza gerektiren soruşturma ve kovuşturmaların kapsam dışında bırakılmasına dair de konuşan Ekin Yeter, “Çerçeve yasadan kimler yararlanacak diye genel olarak baktığımızda iki temel istisna görüyoruz; ilk olarak 2005 öncesi müebbet ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alanlar yararlanamıyor. Bir de 2005 sonrası kasten öldürme suçundan yargılananlar ve ceza alanlar yararlanamıyor.  Yasada bazı suçlardan yargılanan ve ceza alan kişilerin kapsam dışı bırakılmasını hukuki ve hakkaniyetli bulmuyoruz ve sürece uygun düştüğünü düşünmüyoruz. Bu yasada hiçbir istisna olmaması gerekirdi. Özellikle uluslararası mekanizmaların da işkence ve kötü muamele yasağına aykırı bulduğu hak ihlali olarak değerlendirdiği ağırlaştırılmış müebbet infaz rejimine tabi olan hükümlülerin kapsam dışı bırakılmaması gerekirdi” dedi.

Sürecin başından beri süren “Teyit ve tespit” tartışmalarına değinen Ekin Yeter, teyit ve tespitin MGK’ye bırakılmasını eleştirdi.

‘Hukuka kavuşturulması gereken temel alanlar’ 

Taslağın çatışmanın hukuki sonuçlarını düzenlediğini söyleyen Ekin Yeter, fakat Kürt sorununun siyasal, toplumsal, ekonomik ve kültürel boyutlarını henüz kapsamadığını belirtti. Ekin Yeter, “Teklifte Kürt sorununun adı, eşit yurttaşlık, anadili hakkı, yerel demokrasi ve demokratik katılım başlıkları bulunmuyor. Bunlar unutulan veya vazgeçilen talepler değil, sürecin devamında hukuka kavuşturulması gereken temel alanlardır” diye belirtti.

‘Umut hakkı uygulanmalı’ 

Bahçeli’nin de yasa metninin meclise geldiği gün sözünü ettiği Abdullah Öcalan’a dair uygulanması beklenen “Umut hakkı” meselesine dair Ekin Yeter, “Meclisteki yasa teklifinin yürürlüğe girmesi ve kapsadığı etki düzeyiyle başarıyla sonuçlanmasında, sonrasında ise sürecin tüm aşamalarında bugüne kadar olduğu gibi Sayın Öcalan’ın oynayacağı rol belirleyici olacaktır. Barışın ve siyasallaşmanın temel politik öznesi olarak bu rolü oynayabileceği koşulların ve zeminin derhal oluşturulması gerekmektedir” dedi.

Kaynak: MA 

 

Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Exit mobile version