Birbirlerini hiç tanımayan Ahmet ve Hüseyin kardeşlerin kemikleri önce Kizwan Dağı’nda, sonra Garzan’da ardından Kilyos kaldırımlarında, şimdi ise evlerinin önündeki meşe ağacı altında buluştu. Baba Yusuf Döner, ‘Ben onların kemiklerinin peşini bırakmadım. Onların burada olması ve her gün görmem beni ayakta tutuyor’ dedi
Çatışmalarda yaşamını yitiren ve birbirini hiç tanımayan iki kardeşin kemikleri önce Hesekê’nin Kizwan Dağı’ndan Garzan’a; orandan Kilyos kaldırımlarına, oradan da iki yıl sonra köylerindeki mezarlıkta buluştu. Mezopotamya Ajansı’ndan Adnan Bilen, Ahmet (Edîp) ve Hüseyin Döner’in (Sîdar Sipan) hikayesini anlattı.
Bedlîs’in (Bitlis) Xîzan (Hizan) ilçesine bağlı (Kondus) köyü Kürt özgürlük hareketi için büyük kahramanlıklar ve bedellerin verildiği bir köy. Kürt özürlük hareketinin ortaya çıktığı ve savaşın alevlendiği yıllarda köyden onlarca kişi gerillaya katıldı. Ahmet de (Edîp) savaşın en şiddetli yaşandığı 1991 yılında gerillaya katıldı. Aradan 3 yıl geçtikten sonra gerillaya katılımın artması ile köy; 25 Mart 1994’te yakılarak boşaltıldı. Döner ailesi ise aynı tarihte köylerini boşaltarak İstanbul’a göç etti. Ahmet’in katılım yaptıktan 3 ya da 4 yıl sonra Bedlîs’in Motkan ilçe kırsalında yaşamını yitirdiği anlatılsa da aile bunu dair hiçbir bilgiye kadar ulaşamadı.
‘Abimin kemiklerinin ve mücadelesinin peşinden gideceğim’
Ahmet’in yaşamını yitirdiği tarihte yani 1995 yılında Hüseyin İstanbul’da doğdu. 2013 yılında ise “Abimin kemiklerinin ve mücadelesinin peşinden gideceğim” diyerek PKK’ye katıldı. Hüseyin’in katılım yaptığı tarihte Ahmet’in kemikleri, 18 yıl sonra, 2013 kurulan Garzan Mezarlığı’na getirildi; ancak ne aile ne de Ahmet’in bu durumdan haberi olmadı. Hüseyin, DAİŞ’e karşı savaşta Rojava’nın Hesekê kentindeki Kizwan Dağı’nda 10 arkadaşıyla birlikte 6 Mayıs 2015’te yaşamını yitirdi. Ardından 14 Haziran 2015’te Hüseyin’in cenazesi alınarak Garzan Mezarlığı’na defnedildi.
Garzan’dan Kilyos kaldırımlarına taşındılar
Böylelikle birbirlerini hiç tanımayan iki kardeşin cenazeleri ilk kez aynı mezarlık alanında ve ailelerden habersiz bir şekilde buluşuyordu. Çünkü halen Ahmet’in’in akıbeti hakkında hiçbir bilgi olmadığı gibi o mezarlıkta olduğu da bilinmiyordu. İktidarın 8-17 Aralık 2017 tarihlerinde Garzan Mezarlığı’na düzenlediği saldırılardan sonra 267 cenazenin alınarak İstanbul Kilyos’a götürülmesi Döner ailesi için yeni bir gerçeği de ortaya çıkardı. Baba Yusuf Döner’in DNA testi vermesi sonrası ATK, Kilyos kaldırımlarına gömülen iki kişinin aynı DNA örneği ile uyuştuğunu aileye bildirdi. Baba Yusuf, oğlu Ahmet’in de kemiklerinin orada olduğunu öğrendi. Döner ailesinin mücadelesi bu kez de iki çocuklarının kemiklerini oradan çıkarıp köye götürmek oldu.
İki kardeşin kemiklerinin birlikte köye götürülmesine izin verilmedi
Aile, onlarca kez İstanbul ve Bitlis Savcılığı arasında adeta mekik dokudu. Aile, kemiklerin Garzan’dan alınmasının üzerinden 2 yıl 70 gün sonra yani 15 Aralık 2019’da ilk olarak Hüseyin’in cenazesini alarak Bedlîs’in Xîzan ilçesine bağlı Kondus köyüne götürdü. Yani devlet burada da iki kardeşin kemiklerinin birlikte köye götürülmesine izin vermedi. Aile cenazeyi defnettikten sonra bu kez de diğer çocukları Ahmet’in cenazesini almak için yollara düştü. İki aylık bir girişimin ardından Ahmet’in cenazesi de 29 Şubat 2020’de alınarak köye götürüldü. Birbirlerini hiç tanımayan Ahmet ve Hüseyin kardeşlerin kemikleri ilk kez yan yana gelecek; anne Hicret’in deyimiyle “kemikler ilk kez birbirlerine sarılacak”tı. Yani iki kardeşin kemikleri; yıllar sonra evlerinin bahçesindeki meşe ağacının altından Çiyayê Sînegir’in heybetine bakan mezarda buluştu.
‘Ben onların kemiklerinin peşini bırakmadım’
Baba Yusuf Döner’in her sabah ilk işi çocuklarının mezarına gelerek iki mezar taşını kolları arasına almak ve onlara o gün neler yaşandığını anlatmak. Tüm itirazlara rağmen çocuklarını evinin önüne defneden Yusuf Döner, “İkisi de her an gözümün önünde olsun istedim” diyor. Nasıl dayanılır? Sorusuna “İnsanın iradesi sağlam olursa asla yenilmez. Ben çocuğumun şahadetiyle gururluyum. Oğlum 40 milyon insanın davası için şehit düştü. Biz bir söz ve karar verdik; bunun için irademizi güçlü tuttuk. Her sabah buraya geliyorum. Sanki çocuklarım yaşıyor gibi sarılıyorum, öpüyorum, kokluyorum, konuşuyorum. Bugün cenazesi olmayan binlerce insan var. Ben onların kemiklerinin peşini bırakmadım. Onların burada olması ve her gün görmem beni ayakta tutuyor. Benim oğlum daha 15 yaşındayken gitti, diğeri İstanbul’dan katıldı. İnsanın çocuğunu kaybetmesi çok zor ama iradem güçlü olduğum için kendimi diri tutuyorum” dedi.
‘Çocuklarıma müjde vereceğim’
Tüm yaşadıklarına rağmen barış talep ediyor Yusuf Döner, “Bu barış olursa ben çocuklarımın mezarına geleceğim ve onlara; müjde vereceğim. Onlara, ‘verdiğiniz söz yerine geldi, verdiğiniz emek, acı boşuna gitmedi. Ben, babanız olarak size verdiğim tüm emeği ve hakkımı helal ediyorum. Şimdi huzurla uyuyun’ diyeceğim” diye anlattı.
‘Biz ve çocuklarımızın kemikleri çok acı çekti’
Tüm bu süreçlerin en büyük tanığı ve acısını hisseden ise Anne Hicret Döner, “Her sabah onların mezarlarıyla karşılaşmak beni her gün öldürüyor. Onların kemiklerini buluşturmak için o kadar acı çektik ki anlatamam. Hepimiz çocukları mezarlığa defnedelim dedik ama dinletemedik. Ben, oradan geçerken içimden bir acı ve çığlık yükseliyor. Her gün onları düşünüyorum ve ağlıyorum. Biz ve çocuklarımın kemikleri çok acı çekti. En büyük acıyı onların kemiklerini getirmek için çektik. Ben, bazen, ‘en azından kemikleri getirdim’ diyorum. Ama binlerce kişi kemiklerini bile bulamadı. 1994’te köyümüz yakıldı, göç ettik, çocuklarım şehit düştü. İki çocuğunu yitirmek çok zor ve bunu sadece ben anlayabilirim” dedi.
Hicret Döner, şunları söyledi:
“İki kardeş birbirlerini hiç görmedi. Kemikleri her yeri gezdi ve sonra buluştu. Hiç birbirlerini tanımayan görmeyen iki oğlumun kemikleri birbirlerini tanıdı. Kemikleri yan yana gelsin diye çok acı ve mücadele ettik. Çünkü Ahmet (Edîp) şehit düştükten sonra Hüseyin doğdu. Onların kemikleri birbirlerini gördü ve şuan birlikteler. Hüseyin abisinin fotoğraflarını bile görmedi. Bana, ‘Abimin peşinden gideceğim ve onun kemiklerini getireceğim’ dedi. Gitti ve ikisinin kemikleri geldi.”
Hicret Döner, “Biz barış olsun istiyoruz. Kimse artık ölmesin. İki çocuğumu kaybettiğim halde bunu söylüyorum” diye ekledi.
HABER MERKEZİ
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

