Site icon Serbest Görüş

‘Başkan Apo’nun koşulları, barış ve siyasallaşma koordinatörü biçiminde düzenlenmeli’


Çerçeve yasayı yetersiz bulan KCK Yürütme Konseyi üyesi Zübeyir Aydar, ‘Başkan Apo’nun koşullarının bir an önce barış ve siyasallaşma koordinatörü biçiminde düzenlenmesini bekliyoruz’ dedi

Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında hazırlanan çerçeve yasa teklifinin maddeleri kamuoyuna yansıdı. Çerçeve yasaya dair değerlendirmelerde bulunan KCK Yürütme Konseyi üyesi Zübeyir Aydar, çerçeve yasada bulunan 2005’ten öncekilerin yasadan yararlanmaması maddesinin “sorunlu” olduğunu, yönetici kadroların kapsam dışına bırakılmasının hedeflendiğini söyledi.

Zübeyir Aydar

Zübeyir Aydar, yasanın güvenlik odaklı değil, özgürlükleri ve siyasal katılımı güvence altına alan bir çerçevede ele alınması gerektiğini ifade ederek, “Başta Abdullah Öcalan’ın konumu olmak üzere, sürecin sağlıklı ilerlemesi için hukuki güvencelerin oluşturulması ve siyaset yapma yollarının açılması gerekiyor. Örgütümüz baştan itibaren Başkan Apo’nun konumunu çok önemsiyor. Bütün bu süreci ancak o yönetebilir, yürütebilir. Bu konuda genel bir karar var. Fesih kongresinde alınan karar da bu yöndedir. Başkan Apo’nun konumuna ilişkin hükümet bir komisyon oluşturacak. Başkan Apo’nun konumunun bir komisyona bırakılması doğru değil” diye konuştu.

‘Başkan Apo olmadan mümkün değil’

Meclis’e sunulan çerçeve yasanın silah bırakanlara dair kısmına değinen Aydar, “Yasada, silah bırakanlar gelecekler, şöyle olacak, böyle olacak deniyor. Bunların Başkan Apo olmadan gerçekleşmesi mümkün değil. O açıdan Başkan Apo’nun koşullarının bir an önce barış ve siyasallaşma koordinatörü biçiminde düzenlenmesini bekliyoruz. Yine yasada, ‘Milli Güvenlik Kurulu (MGK) kararı öncesinde MİT, Milli Savunma Bakanlığı örgütün kendisini feshettiğini, silah bırakıldığını tespit ve teyit edecek’ deniliyor. Sonra MGK kararı uygulanacak. Bu da çok tartışmalı bir konudur. Bu konuda nasıl bir teyit, nasıl bir yöntem olacak? Ondan sonra müracaatlar yapılabilecek” dedi.

MGK kararının beklenmesi konusu

Kanun yürürlüğe girdiği gibi cezaevlerine dair de yasal adımların uygulanması gerektiğinin altını çizen Aydar, “Kanun Meclis’ten çıkıp Resmi Gazete’de yayımlandığında cezaevlerinden tahliyeler başlamalıydı. Ondan sonra da dışarıdan gelecekler gruplar hâlinde, hem Güney Kürdistan’dan hem başka yerlerden hem de Avrupa başta olmak üzere yurt dışından zamana yayılmadan gelebilirdi. Ama MGK kararının beklenmesi bana göre tartışmalı bir konudur” diye belirtti.

Zübeyir Aydar, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Kanun metnine bakıldığında benim gibi birçok kişinin ‘Dönmeyin, gelirseniz sizi tutuklarız’ biçiminde bir mesaj alacağını düşünüyorum. Hâlbuki biz bu süreçte samimiyiz. Bir an önce bu sürecin başarıya ulaşmasını istiyoruz. Biz o ülkenin mensubuyuz. Kendi ülkemizde kendi kimliğimizle, kültürümüzle ve bütün değerlerimizle siyaset yapmak istiyoruz. Hukuk içinde, kanunlar çerçevesinde yaşamak istiyoruz.”

‘Tartışmalı’ maddeler

Mehmet Ağar’ın “Dağda silah kullanacağına ovada siyaset yapsın” sözünü anımsatan Aydar, “Bu kanun ise siyaset yolunu istediğimiz şekilde açmıyor, açması lazım” dedi. Aydar, devamla şunları kaydetti: Teklifte yer alan bazı hükümlerin uygulamada sorun yaratabileceğini ifade eden Aydar, “Orada bazı kurallara bağlanmış hükümler var. ‘Bazılarında 2 yıl, bazılarında 3 yıl geçmeden haklar konusunda karar alınabilir ya da alınmayabilir’ deniliyor. Bunlar tartışmalı maddeler. Ben bütün bunların Meclis’teki komisyon ve genel kurul görüşmeleri sırasında göz önünde bulundurulmasını istiyorum. Temennim bunların düzeltilmesidir. Kanun maddelerini, çok sıkı denetim öngören ve uygulamada sıkıntı yaratabilecek şekilde görüyorum. Bunların da düzeltilmesini bekliyorum. Tabii ki bu mesele tek bir kanunla çözülmez. Bunu biliyorum. Ama kimlik, kültür, dil ve örgütlenme konusunda da diğer kanunların kısa sürede bir program çerçevesinde hayata geçirilmesini bekliyorum.”

‘Düzenlemelerin önünü açılmalı’

Hareket, örgüt ve siyasetçi olarak sürece ilişkin samimi olduklarını belirten Aydar, yasayı “yetersiz” bulduğunu söyledi. Aydar, “Fakat ben kişi olarak bu kanunu okudum; yeterli bulmuyorum, dar buluyorum. Evet, bir emek verilmiş, bir taslak hazırlanmış. Ancak şunu söyleyeyim: Taslakta iki yerde ‘terör örgütü’ ifadesi geçiyor. Bunu onaylamıyorum. Kürdistan’ın özgürlük hareketi ‘terörist’ bir hareket değil, bir özgürlük hareketidir. Onu onaylamıyoruz. Taslağın uygulamasının da sıkıntılı olabileceğini düşünüyorum. Daha açık ve net olması lazım. Tabi ki bu teklif bir başlangıç. Kürt sorunu çok büyük bir sorundur. İki yüz yılı aşan çatışmalı bir sorunun çözümünden bahsediyoruz. Başta Anayasa olmak üzere çok sayıda kanunda değişiklik gerekiyor. Bu açıdan bu başlangıç kanununun, kök kanunun iyi ele alınması ve diğer düzenlemelerin önünü açması gerekir” diye konuştu.

Kürtlerin kimlikleri, dilleri ve kültürleriyle hukuk içinde yaşamak istediğini belirten Aydar, “Mesele şu: Kürtler kendi kimliği, dili ve kültürüyle o ülkede yaşamak istiyor. Hukuk içinde yaşamak istiyor. Kendisini örgütlemek, siyaset yapmak istiyor. Bunu hukuk içinde, legal alanda yapmak istiyor. Bunun tek bir kanunla, bir ayda ya da iki ayda olması mümkün değil. Ama süreç içerisinde adım adım önce yasakların kaldırılması, ardından da Anayasal değişikliklerin yapılması gerekiyor. Kürtlerin o ülkede hukuk içinde tanımlanmaları ve haklarının güvence altına alınması gerekiyor” dedi.

Zübeyir Aydar, sözlerini şöyle noktaladı:

“Kürtlerin bu coğrafyanın kadim bir halkıdır. Kürtlerin de burada hukuk içinde kendisini tanımlayabilmesi, örgütleyebilmesi, yönetebilmesi, kendisini ifade edebilmesi ve buna uygun biçimde yaşayabilmesi gerektiğine inanıyoruz. Bunun için çalışıyoruz, çalışmaya da devam edeceğiz. Amacımız birlikte herkesle barış ve huzur içinde yaşamaktır. Biz ülkeyi küçültmek değil, büyütmek istiyoruz. Bu hepimizin yararınadır.”

Haber: Helin Özgün\MA

 

Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Exit mobile version