Meclis’e gelen kanun teklifi hakkında konuşan Barış Anneleri, en büyük beklentilerinin Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü olduğunu söyledi
Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin hukuki zeminin oluşturan ilk adım olan “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi” Kanun Teklifi Meclis’e sunuldu. Yasaya dair tartışmalar devam ediyor. Yıllardır barış mücadelesi veren ve Kürt özgürlük mücadelesinde çocuklarını kaybeden Barış Anneleri, yasaya dair konuştu.
Demir: Önderimiz fiziki özgürlüğüne kavuşmalı
İlk olarak konuşan Şirin Demir, bir kardeşini özgürlük mücadelesinde kaybederken, oğlu ise 10 yıldır ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla cezaevinde tutuluyor. Sürecin başlamasından bu yana Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a güvendiklerini belirten Şirin Demir, “Bu sürecin boşa düşmemesini istiyoruz. Artık savaş istemiyoruz. Cezaevindeki tüm siyasi tutsaklar serbest bırakılmalı ve Önderimiz fiziki özgürlüğüne kavuşmalı. Tüm halkların önderleri kendi halkıyla birlikteyken neden bizimki cezaevinde olsun? Sayın Abdullah Öcalan barış istiyor; ölüm, kan, tutuklama ve gözyaşı istemiyor. Barış için her zaman mücadele etti. PKK de Önderimiz de çok büyük adımlar attı ve artık sıra devlette. Meclis’e gelen yasanın da bir an önce yürürlüğe girmesini istiyoruz. Bu yasada öncelikle Önderimizin fiziki özgürlüğü olmalıydı. Sonrasında ise tüm siyasi tutsakların serbest bırakılması gerekiyor. Biz barış istiyoruz. Buradan asker ve polis annelerine de sesleniyoruz; Kürdistan anneleriyle el ele versinler ve savaş dursun. Bizler bu yaşımıza rağmen sokaklarda, her yerde barış için çalışıyoruz. Artık bizler de evimizde
Menekşe: Önderimiz serbest bırakılırsa diğer her şey düzelir
Raziye Menekşe ise 19 yıl önce bir çocuğunu özgürlük mücadelesinde kaybettiğini anlatarak, “Bizler artık barışın sağlanmasını ve kanın durmasını istiyoruz. Artık çocuklarımız öldürülmesin. Barış dışında bir şey istemiyoruz. Önderimizin serbest bırakılmasını istiyoruz. Artık o da halkının içinde olmalı. Eğer Önderimiz serbest bırakılırsa diğer her şey düzelir. Anadilimiz de serbest olur o zaman” diye konuştu.
İverendi: Özgürlüğüne kavuşmadan sürece inancımız yok
Nermiye İverendi ise bir çocuğunun özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirdiğini, bir çocuğunun ise cezaevinde tutsak olduğunu belirterek, “Öncelikle Önderimizin serbest bırakılmasını istiyoruz. Sonrasında ise tüm siyasi tutsaklar serbest bırakılmalı. Biz aynı zamanda artık kendi dilimizle, kültürümüzle serbest bir şekilde yaşamak istiyoruz. Okullarda artık çocuklarımız kendi dillerinde eğitim alsınlar. Biz her yerde kendi dilimizle yaşamak istiyoruz. Önderimiz serbest olduktan sonra diğer tüm halklar gibi biz de kendi haklarımızı istiyoruz. Önderimiz özgürlüğüne kavuşmadan sürece inancımız yok” şeklinde konuştu.
Fidan: Önderimiz halkların arasına gelsin
Meliha Fidan da 11 yıldır bir oğlunun cezaevinde tutsak olduğunu, bir çocuğunu ise özgürlük mücadelesinde kaybettiğini dile getirerek, “Çocuklarımız artık cezaevlerinden çıksın, Önderimiz özgürlüğüne kavuşsun, halkının arasına gelsin. Kendi dilimizle yaşamak istiyoruz. Hastanelerde veya resmî kurumlarda kendi dilimizle konuşmak ve anlaşılmak istiyoruz. Artık savaş istemiyoruz. Hiçbir annenin gözyaşı akmasın. Bizim köylerimiz de 90’lı yıllarda yakıldı. Artık köylerimize dönmek istiyoruz. Bizler Şax köyündeniz ve hâlâ köyümüz yasaklı. Artık bu yasak kalksın, topraklarımıza dönelim” ifadelerini kullandı.
Özgün: Hepimiz çözüm odaklı yaklaşmalıyız
Cizîr’de ilan edilen sokağa çıkma yasaklarında iki çocuğunu kaybeden Behiye Özgün ise, “Biz en başta Önderimizin özgürlüğünü istiyoruz. Ölümler artık yaşanmasın. Bizim çocuklarımız bodrumlarda yakıldı. Biz de son nefesimize kadar onların mücadelesini sürdüreceğiz. Çocuklarımız canlarını verdiler bu uğurda, bu yüzden bizler de barış istiyoruz. Önderimizin özgürlüğü artık sağlanmalı. Bizler adım attıkça karşı taraf adım atmıyordu. Hepimiz çözüm odaklı yaklaşmalıyız” dedi.
Durmuş: Herkesin gözü atılacak adımlarda
Barış Annesi Hatice Durmuş da bir çocuğunu kaybetti, diğerinden ise yıllardır haber alamıyor. Yasada Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğünün sağlanması gerektiğini vurgulayan Hatice Durmuş, “Cezaevinde tutulan tüm siyasi tutsaklar serbest bırakılmalı. İçeride birçok hasta tutsak var. İçeride siyasetçilerimiz var; biz hepsinin özgürlüğünü istiyoruz. Kimliğimizi istiyoruz ve tüm halklar gibi hak sahibi olmak istiyoruz. PKK silah bıraktı. O silah bırakma basit bir karar değildir. Herkesin gözü bundan sonra devlet tarafından atılacak adımlarda” diye belirtti.
Kurt: Özgürlüğü için adım atılmazsa, devleti samimi bulmayız
Bir çocuğu Kobanê direnişinde yaşamını yitiren Nafiye Kurt, “Artık barış sağlansın ve kan dursun. PKK birçok adım attı. Bizler barış için çok bedel ödedik, artık kimse bedel ödemesin. Biz de yorulduk. Devlet bizi kandırmasın ve elini çabuk tutsun. Savaş istemiyoruz. Önderimiz özgürlüğüne kavuşsun. Eğer ki Önderliğimizin özgürlüğü için bir adım atılmamışsa biz devleti samimi bulamayız. Artık onun için ne gerekiyorsa yapılsın” diye konuştu.
Haber: Neslihan Kardaş\JINNEWS
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

