Site icon Serbest Görüş

Av. Mahmut Şakar: Tek bir kanun değil, kanunlar süreci olacak


Abdullah Öcalan’ın avukatlarından Mahmut Şakar, Meclis’e sunulan kanun teklifinin süreç için bir ilk adım olduğunu belirterek, ‘Yasa, mevcut haliyle de zayıf. Anlaşıldığı kadarıyla aslında tek bir kanun değil, kanunlar süreci olacak’ dedi

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat Çağrısı ile başlayan Barış ve Demokratik Toplum Süreci, Meclis Başkanlığı’na sunulan “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi” isimli kanun teklifi ile yasama aşamasına geçildi. Bu kritik aşama, Kürt meselesinin çatışmalı zeminde hukuki zemine geçmesi itibariyle tarihi bir adım olarak görülüyor.

Abdullah Öcalan’ın avukatlarından Mahmut Şakar, ilgili kanun teklifinin hem siyasi hem de hukuki açıdan değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Teklifin, “Barış ve Demokratik Toplum Süreci” bağlamında siyasi bir anlam taşıdığını, bunun yanında hukuki içeriği ve eksikliklerinin de incelenmesi gerektiğini ifade etti. Mahmut Şakar, “Barış ve Demokratik Toplum Süreci, yaklaşık iki yıldır özellikle Sayın Öcalan’ın da büyük çabalarıyla devam ediyor. Bu tarihsel meselenin çatışmalı bir zeminden hukuk ve siyaset zeminine çekilmesi konusunda yoğun bir müzakere süreci de yürütüldü. Çatışma süreci de önemli ölçüde aşıldı. Bundan sonra meseleyi demokratik bağlamda tartışabileceğimiz ya da çözme zemini yaratabileceğimiz bir süreci de görüyoruz” dedi.

‘İlk adım olduğunu unutmamak gerekiyor’

Kanun teklifinin sürecin ilk hukuki ürünü olması bakımından önemli olduğuna dikkat  çeken Mahmut Şakar, “Bu tartışmayı yürütürken Sayın Öcalan’ın son görüşmede söylediği üzere bunun ilk adım olduğunu unutmamak gerekiyor. Bu yüzden yasanın her şey olmadığını, bu ilk düzenlemenin aslında sürecin bir bütün olarak ihtiyaçlarını karşılayamayacağını, sürecin bütünü anlamına gelmediğini ifade etmek gerekiyor. Böylesi bir adımın atılmış olması, kendi bağlamında elbette tarihseldir, değer verilmesi gerekiyor. Ben Sayın Öcalan’ın da bu açıdan baktığını da düşünüyorum” diye konuştu.

‘Tek kanun değil kanunlar süreci olacak’

Kanun teklifinin, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin ihtiyaçlarını karşılamadığını ancak daha kapsamlı bir çözümün başlangıcı olarak değerlendirilebileceğini belirten Mahmut Şakar, şunları söyledi:

“İlk günden itibaren Sayın Öcalan’ın ifade ettiği bütüncül bir yasa beklentisi vardı. Bir bütün olarak aslında bu çatışmalı süreci sonuçlarıyla birlikte ortadan kaldırabilecek bir ‘Barış Yasası’, aslında bu toplumun ihtiyaç olduğu temel bir yasaydı. Genel beklenti açısından baktığımızda elbette yasa, mevcut haliyle de zayıf düşüyor. Anlaşıldığı kadarıyla aslında tek bir kanun değil kanunlar süreci olacak. Bu süreçte yeni yasalara ihtiyaç duyacak.”

‘İnisiyatifin MGK’de olması sorunlu’

Söz konusu kanun teklifinin ‘Barış Yasası’ anlamına gelmediğinin altını çizen Mahmut Şakar, “Bu yasanın zaten yasa kimliğine kavuşabilmesi, yürürlüğe girebilmesi açısından Milli Güvenlik Kurulunun onayı gerekiyor. Tespit ve teyit meselesi var ayrıca. Kürt meselesi bağlamında henüz yasal güvenceler oluşturulmadan, meselenin teyit ve tespite bağlanması ve inisiyatifin Milli Güvenlik Kurulu’nda olması sorunludur. Bu noktada yasayı oldukça uzun bir sürece yayma potansiyeli de taşıyor” diye belirtti.

‘Sayın Öcalan’ın pozisyonu stratejik bir önem taşıyor’

Kanun teklifinin kapsayıcı olmamasının temel eksiklerden biri olduğunu söyleyen Mahmut Şakar, “Sayın Öcalan’ın bu yasa kapsamına alınmaması, statüsüne dair bir belirlemenin olmaması, yasada temel olarak eleştirilmesi gereken noktalardan bir tanesi olmalıdır.  Bu eleştirinin de dile getirilmesi gerekiyor. Bu süreç, aslında Sayın Öcalan’ın omuzlayıp bugüne kadar getirdiği bir süreçtir. En kritik noktalarda kendisi bir yol açıcı, çözümleyici oldu. Hükümetin tüm yaklaşımlarına, Kürt toplumu içerisindeki tüm güvensizlik noktalarına karşı; Sayın Öcalan’a duyulan güvenden kaynaklı Barış ve Demokratik Toplum Süreci Kürt toplumu içerisinde belli bir kabul gördü. Dolayısıyla sürece dair güvenin artması ve sürecin gerecekten ilerleyebilmesi için Sayın Öcalan’ın pozisyonu stratejik bir önem taşıyor” diye konuştu.

‘Umut hakkı uygulanabilir’

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) 2014 yılında ağırlaşmış müebbet cezasına ilişkin işkence yasağı ihlali kararına işaret eden Mahmut Şakar, Türkiye’nin yeni bir düzenlemeye ihtiyaç olmadan “umut hakkı” kararını uygulayabileceğini belirtti. Mahmut Şakar, “Böylesine uluslararası bir karar varken Türkiye’nin bunu uygulaması anlamında eli oldukça açık. Eğer Türkiye isteseydi bu yasa kapsamına da çok rahat alabilirdi. Yani bu açıdan da Sayın Öcalan’ın pozisyonunun daha net vurgulanması, barış süreci ile ilgili statüsünün de tanımlanması gerekirdi” dedi.

Kanun teklifinin hukuk tekniği açısından da önemli eksiklikler barındırdığını belirten Mahmut Şakar, şöyle devam etti:

“Haklarında herhangi bir mahkûmiyet kararı bulunmayan, yalnızca haklarında soruşturma başlatılmış kişilerin de bu kapsamda değerlendirilmesi hukuk mantığı açısından sorunludur. İnfaz ertelemesi meselesinin daha sağlıklı ve kapsamlı şekilde düzenlenmesi, bu sorunun aşılması gerektiğini düşünüyorum. Tartışma süreci içerisinde gerek Meclis’te gerekse farklı platformlarda bu eleştirilerin dile getirileceğine inanıyorum.”

‘Tarihsel sürecin ilk adımıdır’

Mahmut Şakar, düzenlemeyi tarihsel sürecin ilk adımı olarak değerlendirdiğini ifade ederek, “Bu çok önemli tarihsel sürecin ilk adımıdır. Zayıf yanları olsa da bu ilk adımın önemini ortadan kaldırmıyor. Elbette daha güçlü, daha kapsamlı bir düzenleme olmasını isterdik. Ancak mevcut haliyle de geliştirilebilecek bir yasal düzenleme, bir taslak olduğunu düşünüyorum” dedi.

‘Yasaların üzerinde olan kararlar bunlar’

Kürt meselesinin çözümünün yalnızca bir yasayla mümkün olmayacağının da altını çizen Mahmut Şakar, bunun aynı zamanda demokratik mücadeleyi de gerektirdiğini söyledi. Mahmut Şakar, mevcut hukuki zeminde atılabilecek adımlara da işaret ederek, “AİHM ya da Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulaması için herhangi bir yasaya gerek yok. Bu kararlar yerine getirilerek de aslında toplumda umut yaratabilecek adımların atılabileceği de açık. Hem Sayın Öcalan’ın ‘umut hakkı’ meselesi hem de şu an cezaevinde tutuklu bulunan pek çok Kürt siyasetçi ile ilgili zaten AİHM kararları mevcut. Bunun için ayrıca bir yasaya gerek gerek yok zaten yasaların üzerinde olan kararlar bunlar. Dolayısıyla bu yasanın dışında da pratik olarak atılabilecek adımlardı. Onun da ötesinde, Kürt toplumunun temel haklarına ilişkin de elbette düzenlemelerin yapılması ya da engellemelerin kaldırılması da gerekiyor. Tüm bunları hem politik açıdan hem hukuki açıdan mücadelesi yürütülmesi gereken alanlar olarak tarif edebiliriz” şeklinde konuştu.

Mahmut Şakar, kanun teklifinin uygulanması halinde demokratik siyaset olanaklarının artacağını, demokratik siyasete katılım olanaklarının artmasıyla birlikte Kürt meselesinin çözümüne dönük hem politik hem yasal düzenlemeler için de mücadele etme olanaklarının da artacağını belirterek, devamla şunları söyledi:

“Bu yasayla birlikte demokratik siyasete katılım olanaklarının artmasıyla, cezaevindeki insanların tahliyesi, farklı ülkelerde sürgünde bulunan insanların geri dönebileceği bir atmosferle birlikte ben, Kürt halkının temel haklarına ilişkin mücadelelerin düzenlemelerin daha için daha uygun ortam, daha elverişli ortam yaratacağını da düşünüyorum. Demokratik siyasete katılım imkanının artması, aslında mücadele olanaklarının artması, bu taleplerin daha güçlü dile getirilmesi ve yerine getirilmesinin olanaklarını da artıracak.”

Haber: Sema Bingöl\MA

Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Exit mobile version