14 yaşında özgür basınla tanışan Apê Musa’nın küçük generali Ramazan Şahin’i anlatan abisi Sefer Şahin, ‘Dağıtım yaptığı zamanlar çok zorlu süreçlerdi ve çok baskı altındaydılar. PKK’ye katılana kadar da o gazeteleri bir gün olsun elinde bırakmadı’ dedi
Bazı hayatlar vardır; kısacık bir ömre sığmasına rağmen ardında yıllar geçse de silinmeyen izler bırakır, bazı isimler ise yalnızca yaşadıklarıyla değil, dokundukları insanların hafızasında yaşamaya devam eder. Ramazan Şahin de (Êriş Babanis) Wan’ın sokaklarında çocuk yaşta başlayan hikayesini, özgür basının ağır yükünü omuzlayarak, mahallenin ve sokağın her köşesine taşıdığı gazetelerle büyüten, henüz 14 yaşındayken kendisine biçilen rolün çok ötesinde bir sorumluluk üstlenen ve zaman içerisinde halkın kendi evladı olarak benimsediği isimlerden biri oldu. O’nun hikayesi, Wan’ın dar sokaklarında elinde gazetelerle dolaşan bir çocuğun, yıllar içerisinde nasıl bir mücadele yürüttüğünün örneğiydi.
14 yaşında özgür basınla tanıştı
2003- 2005 yılları arasında Ülkede Özgür Gündem ve Azadiya Welat gazetelerini Wan’ın mahalle ve sokaklarında dağıtan Ramazan Şahin henüz 14 yaşındayken Özgür Basın’la tanıştı. Apê Musa’nın küçük generallerinden olan Şahin, o yaşında omuzlarına aldığı ağır sorumluluğu bütün baskı ve tehditlere rağmen bırakmadan taşıdı. Wan’ın mahallelerini, sokaklarını tek tek dolaşarak gazeteleri halka ulaştırdı ve kısa sürede esnafından işçisine, kadınından gencine kadar kentin birçok kesimi tarafından tanınan, sevilen bir isim haline geldi.
Geri adım atmadı
Özgür basın çalışmalarını sürdürdüğü yıllarda karşılaştığı tehdit ve baskılara rağmen geri adım atmayan Ramazan Şahin, 2005 yılında PKK’ye katılma kararı aldı. Ancak bu kararını hayata geçirmeden önce, birlikte gazete dağıttığı arkadaşlarına, “Ben katılım yapacağım, benim alanımı boş bırakmayın; alanımı doldurup öyle gitmem lazım” diyerek sorumluluğunu yarım bırakmadı.
‘Gazeteleri elinden bırakmadı’
Yurtsever bir ailede büyüdüklerini dile getiren Sefer Şahin, “1995 yılında baskılardan dolayı köyümüzden çıktık. O zamanlar Ramazan küçüktü. Biz şehre geldikten sonra büyüdü ve okula başladı. Okulu sevmiyordu ve 8’e kadar okudu sonra da okulu bıraktı. Kürt özgürlük mücadelesinin ideolojisini çok benimsiyor ve öyle yaşıyordu” dedi.
Ramazan Şahin’in basın alanına olan ilgisine işaret eden Sefer Şahin şöyle devam etti:
“Özgür Gündem ve Azadiya Welat gazetesini dağıtımında yerini aldı. Dağıtım yaptığı zamanlar çok zorlu süreçlerdi ve çok baskı altındaydılar. PKK’ye katılana kadar da o gazeteleri bir gün olsun elinde bırakmadı. PKK’ye katılacağını bilmiyorduk ve bunda bu kadar kararlı olduğunu bilmiyorduk.”
‘Wan halkı onu kendi evladı gibi sevmişti’
Kardeşinin çok kısa bir sürede Wan halkı tarafından çok sevildiğini anlatan Sefer Şahin, kardeşinin Apê Musa’nın izinde yürümek istediğini söyledi.
Ramazan Şahin’in 2002 yılında tutuklanıp 4 ay cezaevinde kaldığını belirten Sefer Şahin, Wan halkının kardeşine olan sevgini anlattı:
“Wan halkı onu kendi evladı gibi sahiplenmişti. Gazete dağıttı zamanlarda 13-14 yaşlarındaydı. O yaşta gazete dağıtıyordu ve bazen geceleri hiç eve gelmezdi. Halka Özgür Gündem ve Azadiya Welat’ı verdiğinde onlara,’ verecek paranız olmazsa bile ben size bu gazeteyi vereceğim okuyun’ derdi. Gider gazeteyi evlerinin kapılarının altına koyardı, camlarının önüne bırakırdı. İnsanlar bize,’ o sizin değil bizim evladımızdır’ diyorlardı. O ve bir kuzenim şehit düştü. Onun şehadet haberini aldığımızda çok üzüldük. Gazeteyi dağıttı zamanlarda hep, ‘Apê Musa halkını gerçeklerden haberdar etti, bende öyle yapacağım’ diyordu. Ramazan gittiğinde daha çocuktu. Çok zahmet gördü, çocukluğunu yaşamadı. Örgütün içinde büyüdü. Gittikten sonrada zaten hiç görmedik.”
‘Onurlu barış istiyoruz’
Verilen mücadelenin sahiplenmesi gerektiğinin altını çizen Sefer Şahin, “Bizim bu şehitlere layık olmamız gerekiyor” dedi.
Barış istediklerini belirten Sefer Şahin, sözlerini şöyle sonlandırdı:
“Yaşam öldürmekle, tutuklanmakla geçmeyecek. Bazı kesimler çokça eleştiriyorlar ve ‘bu barış nasıl olur’ diyorlar. Onlar için bunu demek çok kolay. Ama bu insanlar özgür olalım diye gittiler. Bu uğurda canlarını verdiler. Bu sürecin devam etmesini istiyoruz, barış olsun istiyoruz. Anneler artık ölüm haberlerini almasın. Bu şehitlerin sayesinde bu aşamaya ulaştık. Herkesin bunu görmesi gerekiyor. Bizim bununla gurur duymamız gerekiyor. Kimse süreci eleştirip köşesine çekilmesin. Hepimizin barışa evet demesi gerekiyor. Bizler onurlu bir barış istiyoruz.”
Haber: Zeynep Durgut – Lütfi Pala / MA
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

