NECİP F. BAHADIR | YORUM
Alihan Kuriş, AKP’yi destekleseydi operasyona maruz kalırlar mıydı? Grubunu diğer bazı dini yapılar gibi AKP’leştirseydi başı ağrır mıydı? Yurtdışında bilmem kaç paraya mal olan bina sorun olur muydu? Şafak baskınında ele geçtiği iddia edilen çelik kasa, para ve altınlar ‘suç unsuru’ olarak kamuoyuna servis edilir miydi? Saçma sapan iddialar yüzünden ‘itibar suikastına’ uğrar mıydı? AKP’nin internet ve medyada konuşlanmış ‘trol ordusu’ veya ‘linç mangasının’ önüne atılır mıydı?
Operasyonun bam teli burası… En can alıcı soru bu?
AKP ve tayfası önce bu sorulara cevap vermeli… Verebilir mi? Hayır, asla… AKP’nin verebileceği bir cevap yok. Erdoğan da ağzını açmadı. Operasyona ilişkin açıklama yapmadı. Uzun boylu sessiz kalamaz. Alihan Kuriş’i ‘kriminal hale’ getirmek için kara propagandaya başvurmaktan çekinmeyecektir. Nitekim ‘hafız bakanı’ konuştu. Bir özel haberleşme programından söz etti. Kaymakamlık günlerine kadar gitti bir hatırasını anlattı. “Mescit diyemediler!” dedi. Sanki suçmuş gibi…!
Soran yok, sorgulayan yok. Meydan boş… Ülke AKP’nin tek taraflı propagandasının etkisi altında… Ekranlarda ‘konuşan kafalar’ Gobbels’in müritlerinden farksız. Çok sesli koro gibi… İddialar ‘büyük gürültüyle’ tekrarlanmakta… Geleneksel medyada aynı şekilde… AKP’nin yayın organı gibi…
Ahmet Taşgetiren ve Fehmi Koru gibi isimler operasyonu yazı konusu yaptı ama suya sabuna dokunmadan… Hiç kimse bam teline vuramadı. Hiç kimse bedel ödemeye, konforundan taviz vermeye hazır değil.
Su tam olarak nedir?
Eğer evde para bulundurmak suç ise bu başkası için de geçerli mi? 17 Aralık soruşturmasında ortalığa saçılan ayakkabı kutularını, banyo liflerindeki yüzbinlerce doları hatırlamak yeterli sanırım.
Yurtdışında mülk edinmek illegal faaliyet mi? Almanya veya başka Avrupa ülkesinde Alihan Kuriş’in başında bulunduğu grubun bina ve merkezleri mi var sadece? 70 milyon Euro’luk merkez binası herkesin dilinde… Dini veya sivil toplum örgütünün böyle bir merkeze sahip olması neden suç gibi anlatılmakta?
Manhattan Ada’sındaki o binaya ne diyeceğiz? Muhammed Ali Clay’ın çiftliği ne olacak? Maddi değer açısından çok daha pahalı değil mi?
Kamuoyunda ‘Cübbeli Ahmet’ diye bilinen şahıs zehir zemberek konuşmuş… Peki aynı radar kendisine tutulsa temiz çıkabilir mi? Hali nice olur? Hiçbir dini grup ‘yanmayan kefen’ gibi bir pazarlama efsanesini düşünemedi. O başardı. Peki neredeydi devlet? Alan veren memnun sana ne de denebilir? Ama insanda biraz utanma olur… Önce aynaya bakar.
Eğer para trafiğinde soru işaretleri varsa elbette ‘yargı konusu’ olur. Şirket veya sivil toplum olması fark etmez. Buna kim itiraz edebilir? Fakat burada söz konusu edilen sadece bir ‘grubun varlığı ve mülkleri…’ Operasyonun ‘hukuki saiklerle’ yapılmadığı konusunda hemen herkes hemfikir… ‘AKperestler’ dışında tabii… Onlar bizzat operasyonun bir aparatı… O AKP kara propagandasının çarkının dişlisi… Akıl ve vicdanları AKP’nin ipoteği altında… Kaç defa sınandılar. Kaybedenlerden oldular.
Medya infaz ediyor!
Alihan Kuriş’in iddialara cevapları medyaya kısa ve bölük pörçük yansıdı. İktidar medyası sadece işine gelen bölümleri kullandı. Suçlayıcı ve mahkum edici bir dil ve üslupla… Başlıklar, spotlar mahkeme kararı gibiydi.
Daha yolun başı… Ortada iddianame yok. Sadece iddia var. Ama kimin umurunda… Hiç değilse ‘savunma hakkına’ saygı duyulsa… İddia ve cevapları yorumsuz şekilde verilebilse… Ama ne gezer! Operasyonun siyasi olduğunun bir kanıtı da bu… AKP medyası bak perde arkasını gör…
Kuriş’in ifadesine yansıyan şu satırları önemsedim: “Benim hakkımda yapılan ithamları itibar suikastı olarak değerlendiriyorum. Kesinlikle kabul etmiyorum. Ben dedem Süleyman Hilmi Tunahan hazretlerinin torunu ve temsilcisiyim. Onu sevenler beni sever ben de onları severim…”
Fatih Süleyman Denizolgun
Alihan Kuriş’in kendisini konumlandırdığı yer bu… Yeğeni AKP milletvekili Fatih Süleyman Denizolgun’un itirazı var. “Yalan ve yanlış…” dedi. Niye sen de varisi olabilirsin… Sen de dedeni sevenlere kendini sevdirebilirsin… Bu kıskançlık niye? İnsan kuzenine en zor gününde böyle yaklaşır mı? Bu hangi vicdana sığar? Siyaset ve hırs bu kadar mi köreltti?
Alihan Kuriş’le arası öteden beri soğuktu. Doğru… Kaç kez kamuoyuna saçma sapan mektuplar yazdı. Peki Amcası Arif Ahmet Denizolgun’la arası çok mu iyiydi? Kavgaya amcasını da bulaştırdığı için söylüyorum. Maalesef siyaset kardeşlerin arasına açtı. Erdoğan aileyi parçaladı. Mehmet Bayazıt Denizolgun, resmi olarak görünmese de AKP’nin kuruluş çalışmalarında yer aldı. Ailenin diğer kanadına savaş açtı. Mehmet Denizolgun yalnız kaldı. Annesi Feriha Ferhan Hanım da AKP’den siyaset yapmasını onaylamadı. Kendi yolunu çizdi.
Bugün acımasızca Kuriş’i eleştirenler ‘AKP ve Erdoğan’a tavır’ koyduğunu özellikle vurgulamaktan geri durmuyor.
Peki selefi Arif Ahmet Denizolgun’un AKP ve Erdoğan’la arası çok mu iyiydi? Alihan Kuriş, ‘AKP karşıtlığını’ dayısı Arif Ahmet Denizolgun’dan miras aldı. Grubun sıradan fertleri bile bu gerçeğin farkında değil mi? Fatih Süleyman Denizolgun’un söyledikleri sadece AKP, Sol, Kemalist ve Perinçek medyasında karşılık buldu. Grup hatta aile içinde yankılanmadı. Yok sayıldı.
İfadesinde Kuriş, misyonunu da anlatmış; “Kur’an-ı Kerim hizmetlerini devam ettirmek en önemli vazifemdir. Aynı zamanda sivil toplum kuruluşunun kanaat önderiyim…”
İktidar sözcüleri ve medyası gülünç duruma düşme pahasına operasyonun bir dini gruba yapılmadığını dile getirebilmekte… Operasyonun adı ‘Alihan Kuriş ve suç örgütü’ olarak kondu. Kuriş sıradan biri mi? Bir yapının başını alacaksınız sonra da gruba dokumadık diyeceksiniz… Biraz ciddiyet… Teşbihte hata olmaz, ‘başını kopar, sonra da “Vücuda dokunmadık, zarar vermedik!” de…
Alihan Kuriş ve arkadaşlarının en büyük suçu ‘siyasi bağımsızlığı’ ve AKP’den uzak durmaları… Grubu AKP’leştirmemeleri… Evet bugün medya tek yanlı… Gerçeğin sesi AKP ve medyasının kara propaganda gürültüsü altında zayıf kaldı. Tenekenin sesi fazla çıkar ama hükmü geçicidir.
AKP kendisini tarih ve Kader’in karşısına konumlandırdığını Alihan Kuriş’in başında bulunduğu dini gruba yaptığı operasyonla kanıtladı. Kemalistler, laikler, solcular ve özellikle Doğu Perinçek pek memnun…
Mümtazer Türköne’nin tabiriyle AKP’ye medyan-u şükran içinde… Buna karşılık milletin memleketin selametini düşünenler ise kaygılı…
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

