Gülistan Doku dosyasında soruşturmanın kapsamı genişlerken, kadın örgütleri hastane kayıtlarının silinmesinden delillerin karartılmasına ve koruculara uzanan sürecin devlet içindeki koruma ağını ortaya çıkardığını belirterek, tüm sorumluların yargılanmasını istedi
Duygu Kıt
Gülistan Doku dosyasında yürütülen soruşturma kapsamında ikinci dalgada gözaltına alınan 15 kişi arasında korucuların bulunması, kadınların 6 yıldır özel savaş politikaları, örgütlü yapı ve koruma mekanizmasına ilişkin işaret ettikleri talepler, gelinen aşamada bir kez daha somutlaştı. Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından gözaltılar sonrası yapılan açıklamada, şüphelilerle irtibatlı korucuların Gülistan’ın cansız bedenini gömdüğü veya yok ettiğine ilişkin önemli tespit ve delillere ulaşıldığı duyuruldu.
Hastane kayıtlarının silinmesinden dijital verilere yönelik müdahalelere, delillerin toplanmamasından kamu görevlerinin örtbas eylemlerine, dönemin valisi ve baş şüpheli Tuncay Sonel’in nüfuzunu kullanarak soruşturmanın seyrini değiştirdiğine kadar uzanan çok sayıda başlıkla dosya, devletin idari güvenlik ve yargı mekanizmalarının farklı kademelerinde yer alan kişilerin rolünü daha görünür hale getiren bir sürece dönüştü. Gülistan Doku’nun kaybedildiği ilk günden bu yana durumun münferit değil, erkek şiddetini koruyan bir cezasızlık düzeni gerçeği olduğunu söyleyen ve bir şebekeye işaret eden kadınlar, dosyada ortaya çıkan yeni gelişmelerin tabloyu daha da görünür kıldığını dile getirdi. Kadınlar yaşanan gelişmeleri ve taleplerini gazetemize anlattı.
‘Hala cevap yok’
Dersim Yenigün Kadın Derneği Başkanı Serpil Argın, birçok detayıyla ortaya çıkan gerçekliğe rağmen henüz bir yargılama sürecinin başlamamasının kaygı yarattığını ifade etti. “Soruşturma süreci başlayalı 3 ay oldu. Bir an önce yargılama sürecinin başlamasını ve Gülistan Doku nerede sorusunun cevabını ögrenmek istiyoruz” diyen Argın, şunları söyledi: “Gülistan Doku’nun akıbetine dair gelinen süreçte devlet olanaklarını arkasına alanların gücünü ve yetkisini kullanarak bir kadını nasıl önce katledip sonra kaybettiğini öğrenmiş bulunuyoruz. Adeta bir suç örgütü gibi işleyen ilişki ağlarının kurulduğunu son gelişmelerle öğrendik. Bir ilin hem valisi hem de kayyumunun oğlu tarafından işlenen bir cinayeti örtbas etmek amacıyla hem görevinden gelen gücünü ve yetkilerini, hem görevi sayesinde semirdiklerden elde ettiği servetini kullanarak adeta bir cinayet şebekesi kurmuş olması, kadınlar açısından içerisine bulunduğumuz durumun vahametini açık bir şekilde ortaya koyuyor.”
‘Kadınlar değil katiller korunmuş’
Gülistan Doku’ya dair son gelişmelerin kadınların yıllardır dile getirdiği tabloyu daha da görünür kıldığını belirten Argın, “Güvenli kent söylemlerinin çokça kullanıldığı, kentin bu minvalde güvenlikçi politikalar adı altında dizayn edildiği ve her tarafının kamerayla izlendiği bu küçük kentte aslında biz kadınlar için güvenli bir ortam olmadığını, suç örgütü gibi işleyen bu çetenin 6 yıl boyunca elini kolunu sallayarak dolaşmasından anlıyoruz. Kadınların korunmadığı bir yerde kimlerin korunduğunu, hangi suçların örtbas edildiğini görmüş olduk. Kadınlar birçok yerde güvenlik kaygısı yaşamaya devam ediyor, bu yüzden kendi güvenliğimizi sağlayacak olan esas gücün de mücadeleden geçtiğini ısrarla hatırlatmaya, bunun için örgütlenmeye ihtiyacımız olduğunu bir kez daha hatırlatmak istiyorum“ dedi.
‘Karanlıkta kalan yerler var’
‘Artık cevap istiyoruz’
Yeğin, soruşturmayla ortaya çıkan tablonun bir yanının özel savaş politikalarının sonucu olduğunu belirtirken, bir yanının da toplumdaki yozlaşma ve değer yargılarının zarar görmesi olduğunu söyledi. Yeğin sözlerini şöyle sürdürdü: “Dava sürecinde içinde çokça yerel insanların da ismi geçiyor. Bu, tartışmamız gereken ve üzerinde durmamız gereken bir konu. Çünkü aile 6 yıldır bu davayı sürdürüyor ve bu işin içinde olanlardan bir teki bile bununla ilgili herhangi bir şey yansıtmadı. Dolayısıyla bu da toplum olarak, kurumlar olarak ayrıca ele almamız gereken noktalardan biri ve umuyoruz ki bundan sonraki süreçte suçluların tamamı cezalandırılır. Dolayısıyla kamuoyunun beklentisi bu insanların cezalandırılması ve cenazenin de bir an önce bulunarak ailenin bu konuda rahatlatılmasıdır.”
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

