Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın çağrısıyla başlayan ve 11 Temmuz’da silah yakmaya ile devam eden sürecin üzerinden 1 yılı aşkın zaman geçti. Süreç boyunca hareket adım atmaya devam ederken, devlet gerekli yasal ve hukuki düzenlemeler hala hayata geçirmedi
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın, 27 Şubat tarihli çağrısı ile başlayan Barış ve Demokratik Toplum Süreci, PKK’nin 5-7 Mayıs 2025 tarihlerinde kongresini toplayarak fesih ve silahlı mücadeleyi sonlandırma kararının ardından, tarihi gelişmelere sahne oldu. Abdullah Öcalan, PKK’nin fesih kararı aldığı 12’nci kongreye gönderdiği perspektifte, silahlı mücadelenin neden sonlanması gerektiğine yer verdi.
“Yeni bir tarihi döneme; ‘Barış ve Demokratik Toplum’ aşamasına geçiş için gereklidir” diyen Abdullah Öcalan, “PKK öz itibariyle ömrünü tamamladığı için resmen de feshedilmek durumundadır. Bununla kastedilen reel-sosyalizmin iç nedenle çözülüşü, yeni bir sosyalizm yolunun açılma gereği, Kürt kimliğinin tanınma ve gerçekleşme durumudur. Silahlı mücadele; ulus-devlet amaçlı bir stratejiye dayalı olup bu amaçtan düşüş ve demokratik toplum programına geçiş demokratik siyaset ve hukuka dayanmayı gerektirdiğinden vazgeçilmeyi gerektirir. Karşılığı demokratik siyaset hakkının tanınması ve sağlam bütünlüklü bir hukuki güvencedir” ifadelerine yer verdi.
11 Temmuz’da silah yakma töreni gerçekleşti
Abdullah Öcalan sürecin kilit üç kavramına işaret ederek, bu kavramların demokratik toplum, barış ve entegrasyon olduğunu belirtti. PKK, 11 Temmuz’da silah yakma töreni ile sürece yeni bir ivme kazandırırken, törenin ardından bir yıl geçmesine rağmen hala beklenen yasal ve hukuki adımlar atılmış değil. Tarihi bir adım olarak anılan silah yakma töreni, 11 Temmuz’da Besê Hozat öncülüğünde 30 kişilik Barış ve Demokratik Toplum Grubu tarafından Süleymaniye’de gerçekleşti. Törenden önce Abdullah Öcalan, İmralı Cezaevi’ndeki tutsaklarla birlikte “Barış ve Demokratik Toplum Süreci” kapsamında tarihi bir çağrı yaptı. 9 Temmuz’da yayınlanan görüntülü çağrıda, “Varılan aşama, yeni adımlarla pratiğe geçmeyi gerekli kılmaktadır. Silahın değil, siyasetin ve toplumsal barışın gücüne inanıyorum. Ve sizi de bu ilkeyi hayata geçirmeye çağırıyorum” vurgusu öne çıktı.
KCK’den çağrıya yanıt: Önder Apo’nun bizden istediği adımı atma kararlığındayız
KCK, Abdullah Öcalan’ın yaptığı çağrısına yanıt vererek, “Önder Apo’nun bizden istediği adımı atma kararlığındayız” diye kaydetti. KCK açıklamasında, “Sürecin tek taraflı ve sadece bizim atacağımız adımlarla ilerlemeyeceği bilinmelidir. Sürece doğru yaklaşılmalı ve atılması gereken adımlar atılmalıdır” ifadeleri yer aldı.
Tüm dünyanın gözünün üzerinde olduğu törene, birçok bölgeden aralarında siyasetçi, yazar, hukukçu, gazeteci, sanatçı, sivil toplum örgütü temsilcisinin olduğu çok sayıda kişi katıldı. Süleymaniye kırsalında bulunan Şikefta Casenê’de düzenlenen törende, Barış ve Demokratik Toplum Grubu’nun sözcüsü Besê Hozat yaptığı konuşmada, sürece ivme kazandırmak için Abdullah Öcalan’ın çağrısıyla bu adımı attıklarını belirterek, “Önder Apo’nun çağrısı karşısında tutum belirlemek için ona cevaben geldik” dedi.
‘Tüm bunların devam etmesi için yasal düzenlemelere ihtiyaç var’
Barış ve Demokratik Toplum Grubu’nun törende yaptığı basın açıklamasında, “Bundan sonra özgürlük, demokrasi ve sosyalizm mücadelemizi, demokratik siyaset ve hukuk yöntemiyle yürütmek amacıyla ve demokratik entegrasyon yasalarının çıkarılması temelinde silahlarımızı özgür irademizle imha ediyoruz” denildi. Açıklama sonrası Besê Hozat, “Tüm bunların devam etmesi, gerçekleşmesi için yasal düzenlemelere ihtiyaç var” şeklinde konuştu.
Açıklamanın ardından ise etkileyici bir disiplin ve kararlı bir duruşla grup, silahlarını yaktı. Günlerce konuşulan, tartışılan ve büyük bir etki yaratan silah yakma töreni sonrası bir medya kuruluşuna demeç veren Besê Hozat, töreni siyasi bir eylem olarak niteledi ve “Kararlıyız” diyerek, “Biz dağdan buraya gelişimizle yetinmek istemiyoruz. Bizler de bu kadar tecrübeden sonra Amed’de, Ankara’da, İstanbul’da demokratik siyasetin yürütücüleri, öncüleri olmak isteriz” dedi.
Envanterler teslim edildi
Silah envanterinin listesi, bir zarf içinde Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD), İnsan Hakları Derneği (İHD) ve TİHV heyetine teslim edildi. Silêmanî Ulusal Güvenlik Müzesi Müdürü Ako Xerîb, yakılan silahların Casenê Mağarası’nda muhafaza edileceğini açıkladı.
Bahçeli’den açıklama: Fevkalade önemli günler yaşanmakta
Kürdistan, Türkiye ve dünya kamuoyunun gündemine oturan bu tarihi adım sonrası, sürecin tarafı olan devlet ve iktidar kanadından da aynı gün peş peşe açıklamalar geldi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Abdullah Öcalan’ın sözünü tuttuğunu ve taahhüdünün arkasında durduğunu belirterek, “Hakikaten hem Türkiye’miz hem de bölgemiz açısından fevkalade önemde günler yaşanmaktadır” dedi.
Erdoğan: Meclis çatısı altında konuşmaya başlayacağız
Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan, PKK’nin gerçekleştirdiği silah yakma törenine ilişkin X hesabından paylaşımda bulunarak, “Hedefimize giden yolda bugün atılan önemli adımın hayırlara vesile olmasını diliyorum” diye belirtti. AKP Sözcüsü Ömer Çelik, gelinen aşamada hedefe ulaşılması için kritik bir eşiğin geçildiğini belirtti. Dönemin Adalet Bakanı Yılmaz Tunç ise, “Unutulmayacak bir gün. Bundan sonraki süreçte yapacak çok işimiz var” dedi.
Törenden hemen bir gün sonra Erdoğan, Kızılcahamam ilçesinde düzenlenen 32’nci İstişare ve Değerlendirme Kampı’nda yaptığı konuşmada, “Sürecin yasal ihtiyaçlarını Meclis çatısı altında konuşmaya başlayacağız” dedi.
Muhalefetten destek
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, silah yakma töreninin “memnuniyet verici” olduğunu kaydederek, “Türkiye’de tam bir barış ortamının tesisi ancak adalet ve demokrasiyle mümkündür” diye belirtti. Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, “Yapmamız gereken yeni döneme öncülük etmektir” derken, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan ise töreni memnuniyetle karşıladığını ifade etti. Tören dünya kamuoyunda da geniş yer tuttu ve Birleşmiş Milletler (BM) gibi kurum ve kuruluşlardan da destek açıklamaları geldi.
Hareket yasa vurgusunu yineledi
Abdullah Öcalan Sosyal Bilimler Akademisi üyesi Duran Kalkan, 17 Temmuz’da TV programında, gerillanın silahları imha töreniyle demokratik siyasi mücadeleye katılmaya hazır olduğunu kanıtladığını belirterek, demokratik entegrasyon ve özgürlük yasalarının çıkarılması gerektiğinin altını çizdi. 19 Temmuz’da ise KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık, iktidarı demokratik siyaseti esas almaya çağırarak, “Eğer silahlı mücadeleyi ortaya çıkaran altyapıyı ortadan kaldırmazsanız, PKK silah bırakır ama yarın başkası silahlanır” dedi.
Silah yakma töreninin ardından tartışmalar, silah bırakanların geri dönüşünü ve demokratik siyasetin önünün açılmasını da kapsayan Kürt meselesinin demokratik temelde çözümü konusunda gerekli yasal düzenlemeler için Meclis’te bir komisyon kurulması etrafında yürütüldü.
Devletin ilk ve tek adımı: Meclis Komisyonu
Adının ve kapsamının ne olacağına dair tartışmaların odağında olan komisyon, 5 Ağustos tarihinde “Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu” adıyla 51 üyeden oluştu ve ilk toplantısını aldı. Meclis Başkanlığı bünyesinde kurulan komisyonda AKP’den 22, CHP’den 11, DEM Parti’den 5, MHP’den 4, Yeni Yol’dan 3, HÜDA-PAR’dan 1, Refah Partisi’nden 1, EMEP’ten 1, TİP’ten 1, DSP ve DP’den de birer üye yer aldı.
Komisyonun ilk toplantısında konuşan Komisyon Başkanı Numan Kurtulmuş, komisyonun hakikatin göz ardı edilmediği ve siyasetin çözüm üretme cesaretini temsil ettiğini belirterek, “Kürdün onurunu korumayan bir dil, Türk’ün gurunu hiçe sayan bir söylemin barışa değil yeni kırılmalara neden olan yaklaşımlar olduğunu ifade etmek isterim. Birlikte yaşamı sağlamak için buradayız. Bunun inşa edildiği bir zemin olacak komisyon. Barışı kalıcılaştıracak yasal düzenlemelerin önerilmesi de hazırlanması da bu komisyonun sorumlulukları arasındadır. Ortaya çıkacak ihtiyaçlar doğrultusunda öneriler geliştirmek, raporlar sunmak, analizler yapmak ve bunları Meclis’in genel iradesine taşımak da bu yapının asli görevidir” dedi.
Sürecin kilit noktası: Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü
Komisyonun kurulması ile birlikte Kürt Özgürlük Hareketi ve Kürt halkı başta olmak üzere Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğünün sağlanması talepleri de sürecin en kilit noktası olarak işaret edildi. Hareketin yaptığı tüm açıklamalarda Abdullah Öcalan’ın baş aktör olarak hukuki statüsünün belirlenmesi, özgür çalışır ve yaşar koşullarının oluşması sürecin sağlıklı bir şekilde ilerlemesi için birinci adım ve olmazsa olmazlardan olarak nitelendirildi.
‘Umut ilkesi devletin atması gereken bir adımdır’
Komisyon yaptığı toplantılarda her kesimden farklı insanları, kurum ve kuruluşları dinledi. 18 Eylül’de 11’inci toplantısını yaparken, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi Abdullah Öcalan’ın “umut hakkı”na dair açıkladığı ara kararda, Türkiye’yi gecikmeden adım atmaya çağırdı ve gerekli adımların atılması içinde Haziran 2026 tarihine kadar Türkiye’ye süre verdi.
Avukatları ile 13 Ekim tarihinde görüşen Abdullah Öcalan, “Umut ilkesi devletin atması gereken bir adımdır. Bu bagajı kaldırması lazım. Bu, binlerce insanı etkileyen bir meseledir” mesajını verdi.
Hareketten bir adım daha: Türkiye’deki güçler çekildi
Ekim ayına gelindiğinde ise süreç bağlamında komisyonun Abdullah Öcalan ile görüşmesi, Abdullah Öcalan’ın özgür yaşar ve çalışır koşullarının oluşturulması ve yasal adımların atılması çağrıları tartışmaları giderek yoğunlaştırdı. 26 Ekim tarihinde ise Kürt Özgürlük Hareketi, tarihi bir adım daha atarak, Türkiye’den güçlerini çektiklerini açıkladı. Açıklamada, “12. Kongre kararlarına bağlıyız. Bunların pratikleşmesi için hukuki ve siyasi yaklaşımlar gecikmeden gösterilmelidir. Bu çerçevede PKK’ye özgü Geçiş Hukuku esas alınmalı, demokratik siyasete katılabilmek için gerekli özgürlük ve demokratik entegrasyon yasaları gecikmeden çıkarılmalıdır” ifadelerine yer verdi.
Bu adımın hemen akabinde, Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, silah ve çatışmanın geride bırakılarak, demokrasinin, fikirlerin konuşulduğu yeni bir döneme girileceğini belirtti.
Bayık: Devlet entegrasyon yasalarını biran önce çıkarmalı
KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık, “26 Ekim’deki açıklama, Hareketimizin barış ve demokratik toplum amacını gerçekleştirmedeki kararlı iradesini ortaya koymaktadır. Devlet de entegrasyon yasalarını bir an önce çıkarmalıdır” dedi.
Pozitif aşamanın gereklilikleri
Bir taraftan Abdullah Öcalan’ın komisyonda dinlenmesi çağrıları yapılırken, bir taraftan da iktidar ve devlet kanadından, sürecin yıl sonuna kadar tamamlanacağına dair açıklamalar yapıldı. Abdullah Öcalan, 4 Kasım’da heyet ile yaptığı görüşmede, “Pozitif aşamaya geçebilmek için bu süreçte herkesin hassasiyet, ciddiyet ve sorumluluk bilinciyle hareket etmesi hayati önemdedir” mesajını verdi.
12 Kasım’da konuşan Abdullah Öcalan Sosyal Bilim Akademisi üyesi Duran Kalkan, “Süreçte yeni bir aşamaya, ikinci aşamaya geçme yönünde bir çaba var” dedi. DEM Parti İmralı Heyeti Üyesi Pervin Buldan, 13 Kasım’da yaptığı bir açıklamada yasal düzenlemelere olan ihtiyacın “zaruri” olduğunun altını çizerek “Aslında bu yasalar çıktığında, adımlar daha hızlı atılabilecek” dedi.
Yeni bir adım daha: Güçler Zap’tan çekildi
Komisyon İmralı’ya gidecek mi gitmeyecek mi tartışması uzun süre yapılırken, Kürt Özgürlük Hareketi, Barış ve Demokratik Süreci kapsamında 17 Kasım tarihinde, harekete bağlı gerilla güçlerinin Zap alanından başka alanlara çektiklerini duyurdu. Hareket Yönetimi imzasıyla yayınlanan açıklamada “Bu yeni adımımızın, Kürt sorununun çözümüne ve Türkiye’nin barışı ve demokratikleşmesine hizmet edeceği inancındayız” denildi.
18 Kasım da ise Devlet Bahçeli, partisini grup toplantısında yaptığı konuşmada, “Komisyon artık son düzlüğe girmiştir, İmralı’ya gidilmesine ayak sürülmesinin bir manası yoktur. Hiç kimse bu ziyarete yanaşmayacaksa alırım yanıma 3 arkadaşımı İmralı’ya gitmekten imtina etmem” dedi.
Komisyon İmralı’da
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Meclis Komisyonu’nun ziyaret gerçekleştirmesi durumunda Abdullah Öcalan’ın demokratik müzakere sürecini başlatacağını dile getirdi. Hareketin bu iki adımdan sonra Komisyon 21 Kasım tarihinde yaptığı 18’inci toplantısında, komisyonun Abdullah Öcalan’ı dinleme konusunda nitelikli çoğunlukla karar aldı. Komisyonda yapılan oylamada AKP, MHP, DEM Parti, TİP ve EMEP olumlu oy kullanırken, Yeni Yol Grubu çekimser oy kullandı. Demokrat Parti, HÜDA-PAR, Demokratik Sol Parti ise ret oyu verdi. CHP ve Yeniden Refah Partisi oylamaya katılmadı.
Bu karar doğrultusunda 24 Kasım 2025 tarihinde, DEM Parti’den Gülistan Kılıç Koçyiğit, MHP’den Feti Yıldız ve AKP’den Hüseyin Yayman’dan oluşan heyet İmralı’ya giderek, Abdullah Öcalan ile görüştü. CHP ise İmralı’ya gidecek heyete üye vermedi. CHP’nin bu tavrına ise çok ciddi tepkiler yükseldi ve çözüm istememekle eleştirildi.
Abdullah Öcalan: Tarihi bir görüşmedir
Meclis Başkanlığı tarafından yapılan açıklamada ise, ziyaretin içeriğinin 27 Şubat’ta yapılan Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı akabinde örgütün kendisini feshetmesi ve silah bırakması yönündeki açıklamaların yanı sıra Suriye’de 10 Mart mutabakatının hayata geçirilmesine yönelik olduğunu ve ziyaretin sürecin pozitif ilerletilmesi açısından olumlu olduğunu ifade etti.
İmralı’ya giden komisyon üyesi DEM Partili Gülistan Kılıç Koçyiğit, Abdullah Öcalan’ın ziyaret konusunda, “Biz devletle bir mutabakata varmıştık ama şimdi bir siyasal mutabakat arıyoruz. Ve gelen heyet olarak sizleri siyasal heyet olarak kabul ediyorum ve tarihi bir görüşmedir” dediğini açıkladı.
Bir ilk olan komisyonun İmralı’ya gitmesi, siyasetin gündemine otururken sürece de ivme kazandırdı. DEM Parti İmralı Heyeti üyesi Pervin Buldan, “Komisyonun İmralı’ya gitme kararıyla birlikte Kürt sorununun çözümüne ve demokratik Türkiye’nin inşasına daha emin adımlarla yürüyeceğiz” dedi. Bu adımdan hemen sonra Erdoğan, Erdoğan gazetecilere yaptığı açıklamada, komisyonun Abdullah Öcalan ile görüşme kararının sürecin önünü açacağını ve sürece katkı sunacağını belirtti.
Besê Hozat: İktidar kararsız
Sürece yönelik eleştirilerin odağında devletin bir “oyalama” taktiğini içinde olduğu yönünde. 29 Kasım’da KCK Eşbaşkanı Besê Hozat, AKP iktidarının bu sürece yaklaşımda kararsız davrandığını belirterek, “Bu iktidar Kürt sorununu demokratik, siyasi temelde çözmeye halen karar vermiş değil” dedi.
Barış yasası vurgusu
Komisyonun İmralı ziyareti sonrası ise, görüşmeye dair tutanakların tamamının kamuoyuna paylaşılması talebi muhalefetten geldi. Tartışmalar bu yönlü yürürken, Abdullah Öcalan 2 Aralık’ta heyet ile yaptığı görüşmede, “İçinde bulunduğumuz geçiş sürecinde özgün ve bütüncül hukuka dayalı bir barış yasasının gerçekleşmesi ile siyasi şiddet ve demokrasi dışı müdahale olgusu Türkiye gündeminden çıkacaktır” mesajını verdi.
Abdullah Öcalan bu mesajları verirken, iktidar ve devlet kanadından da sık sık süreçten vazgeçilmeyeceği açıklamaları yapıldı. 3 Aralık’ta Devlet Bahçeli, asla geri adım atılmayacağını ve al-ver sürecine de tamamen kapalı olduklarını belirterek, PKK’nin kurucu önderinin de bu süreçte elini taşın altına koyduğunu söyledi.
Tutanak krizi
Görüşmenin özet tutanakları 4 Aralık’ta yapılan Meclis komisyonu toplantısında okunmuştu. Tutanakların özet olarak aktarılmasına başta DEM Parti olmak üzere tüm muhalefet partileri itiraz etti. Meclis, görüşmeden iki ay sonra İmralı’da yapılan görüşmenin tam tutanaklarını, “İmralı Yüksek Güvenlikli Cezaevi Görüşme Tutanağı” başlığıyla sitesinde yayımladı.
‘Benim statüm Kürtlerin statüsüdür’
Süreç kapsamında komisyonun hazırladığı ortak rapor doğrultusunda, gerekli yasal çerçevenin oluşturulması ve adımların atılması sürecin geldiği aşama itibariyle beklentilerin odağı oldu. Abdullah Öcalan ise 26 Şubatta ailesi yaptığı görüşmede, “Benim statüm önemlidir. Bunun açıklığa kavuşması gerekiyor. Benim statüm aynı zamanda Kürtlerin statüsüdür” mesajını verdi. Abdullah Öcalan’ın tarihi 27 Şubat 2025 tarihli Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin birinci yılı tamamlanmasına rağmen gelinen aşamada ise adımlar atılmadı.
Karayılan: Süreç fiilen dondurulmuştur
27 Şubat çağrısının yıl dönümüne mesaj gönderen Abdullah Öcalan, “Demokratik entegrasyona geçiş, barış yasalarını gerekli kılar” ifadelerine de yer verdi. Abdullah Öcalan 16 Şubat’ta heyet ile yaptığı görüşmede de, “Birinci aşama bitmiştir. Bu toplantı entegrasyona giriş toplantısıdır” mesajını verdi.
Devletin adım atmaması, sürecin yavaş ilerlemesine dönük tartışmalar yaşanırken, Halk Savunma Merkezi Komutanlık Üyesi Murat Karayılan, Meclis raporuna rağmen iktidarın adım atmadığını, heyetin 1 aydır Abdullah Öcalan ile görüştürülmemesinin de süreç açısından tehlikeye işaret ettiğini belirterek, “Şu an itibarıyla süreç iktidar tarafından dondurulmuştur” dedi.
Bahçeli’nin haritası
Süreçte tıkanma tartışmaları yapılırken, 18 Mayıs’ta Devlet Bahçeli, yeni bir hamleye ihtiyaç olduğunu belirterek, 7 başlıkta bir “yol haritası” sundu. Abdullah Öcalan’ın statüsü için “Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü”nü öneren Bahçeli, “Koordinatör PKK’nın kurucu önderi Abdullah Öcalan olacaktır” dedi. Bahçeli, süreci takip etmek üzere yasama ve yürütme içerisinde iki ayrı komisyonun da kurulacağını aktardı.
Abdullah Öcalan’ın üç ayaklı yol haritası
24 Mayıs’ta heyet ile görüşen Abdullah Öcalan, çerçeve bir yasanın, demokratikleşme sürecinin kök hücresini oluşturabileceğini belirterek, “Beklentide kalmak, beklenti halini sürdürmek sadece risk üretir. Kaybedecek zamanımız yoktur” dedi. 28 Mayıs’ta İmralı heyeti üyesi Pervin Buldan, beklenen yasanın 7-8 maddeden oluşacağı bilgisini vererek, yasa taslağını Abdullah Öcalan’a sunacaklarını belirtti.
DEM Parti İmralı Heyeti üyesi Mithat Sancar, yapılan son görüşmede Abdullah Öcalan’ın çıkartılması beklenen yasa taslağına ilişkin sunduğu yol haritasının çerçevesini; “Yasanın niteliği, sürecin kurumsallaşması ve süreçte aktörlerin rolü ile konumunun tanımlanması” diye üç başlıkta ele aldığını belirtti.
Süreç tartışmaları çerçeve ya da “kök” yasanın, Meclis tatile girmeden önce mi yoksa mı getirileceği tartışmaları üzerinden yürürken, Abdullah Öcalan’ın yasaya dair tıkanıklığın giderilmesi için çeşitli öneriler yaptığı kamuoyuna yansıdı.
Hareketten tepki: Kilit İmralı’dan açılacak
Devletin daha çok silah bırakanların “teslim” olması algısı üzerinden yansıttığı çerçeve yasaya dair Kürt Özgürlük Hareketi’nden ise tepkiler geliyor. Abdullah Öcalan Sosyal Bilimler Akademisi üyesi Duran Kalkan 23 Haziran’da, “Önder Apo’nun fiziki özgürlüğü dedik, her şeyin anahtarı bu. Kilit buradan açılacak” dedi.
2 Temmuz’da ise çerçeve yasa tartışmalarına ilişkin KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı’ndan bir açıklama geldi. Açıklamada, “Önderlikle görüşüp tartışmadan, Hareketimizin görüşü alınmadan şöyle bir yasa çıkacak, içeriğinde şu şu olacak demek bir oyun, dayatma, hatta bir komplo olarak değerlendirilir. Ne Rêber Apo ne de Özgürlük Hareketimiz bir emrivakiyi kabul eder” denildi.
Kürtler Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü için ayakta
Süreç geldiği aşama itibariyle çerçeve yasanın Temmuz ayında çıkıp çıkmayacağına ve kapsamına sıkışmış durumda. Bir taraftan devlet aklının oyalamaya dair “teslim” alma üzerinden kurguladığı süreçte, Kürt aklı ise bu bir yıllık süreçte Abdullah Öcalan’ın demokratik siyaset stratejisi kapsamında ulusal birliğini sağlama, komün örgütlenmesi çalışmalarına başlama, demokratik siyaset perspektifi ile konferanslar ve çalıştaylar düzenlerken, Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğü için ise hala ayakta. Bu kapsamda 4 ayrı merkezde yüzbinleri bulan kitleler, “Özgürlük Mitingine” katıldı.
Haber: Diren Yurtsever \ MA
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

