Site icon Serbest Görüş

‘Şerife Bacı’ mı ‘Hulusi Dayı’ mı?

‘Şerife Bacı’ mı ‘Hulusi Dayı’ mı?


BÜLENT KORUCU | YORUM

“Kepimi getir ulan, ne zaman kepsiz çıktığımı gördünüz!” demiş olabileceğine milyonlarca tanık gösterebilir; ancak “Sık ulan şerefsiz!” dediğine kendi dışında kimse inanmıyor. Tıpkı Şerife Boz’un 15 Temmuz gecesi kamyonla Taksim’e direnişçi taşıdığına inanılmadığı gibi. Artık AKP’li belediyeler ‘Şerife Bacı’yı konferansa çağırıp şişkin zarflarla uğurlamıyor. Hulusi Akar da ‘pilav üstü kuru’ satan dükkanlarda tekmil almakla tatmin ediyor kendini. Mareşal Fevzi Çakmak’a özentiyle hazırlattığı forslu montlar, bir umut askıda bekliyor. Fakat ona ayrılan sürenin çoktan sonuna gelindi.

Resmi anlatıya göre Akar rehin alındı, ancak çerez yiyip filtre kahve içen ve sağa sola emirler yağdıran bir rehine pek inandırıcı gelmiyor. 15 Temmuz gerçekten darbe girişimiyse, önleyebilecekken önlemediği için Divanı Harp’e gitmeliydi. Devleti ele geçirmek için çakma-kurgu darbeyse, suç ortaklarından biri olduğu muhakkak.

15 Temmuz Rejimi ayakta kaldıkça onun da yargı önüne çıkması imkansız. Ama vicdanlarda mahkum edildi bile. ‘Müşteki’ olduğu mahkemelere gelme cesaretinden yoksun bir asker, sanık sandalyesinde ne halde olur, düşünebiliyor musunuz? Tuzağa düşürdüğü birçok astının o günlerin hayaliyle yaşadığına eminim.

Onlardan biri olan Üsteğmen Kübra Yavuz’un ‘Tanık’ belgeselini umarım izlemişsinizdir. Hulusi Akar’ın emirlerini yerine getirmekten başka suçu ve Hakan Fidan’ı Genelkurmay’dan uğurlarken çekilmiş görüntüleri dışında delil olmayan protokol subayı…

Düşman askerine dahi yapmaması gereken işkenceleri, bir kadın subaya yapanlar kadar, buna zemin hazırlayanlar da şeref yoksunu değil mi?

Genelkurmay Başkanlığı, bir mahkemenin sorusu üzerine işkence iddialarını doğrulamış ama kimin yaptığını bilmediklerini öne sürmüştü. Kübra Yavuz isim isim işkencecileri ifşa ediyor.

15 Temmuz’un resmi anlatısında ciddi çelişkiler ve adaletsizlikler var. Tüm suçlamalardan beraat eden Üsteğmen Yavuz, bunun ete kemiğe bürünmüş hali gibi. Yargıtay, “Tamam, darbeci değil ama örgüt üyesi olabilir. Tekrar yargılayın!” diyerek yeniden yargılanmasını istedi.

Bu rejimi bir cümleyle anlatmam istense, “Masum bir kadın subaya işkence edenlerin yükseldiği ve itibar gördüğü sistem.” derdim.

Zekai Aksakallı ve Hulusi Akar…

Kübra Yavuz’un deşifre ettiği işkencecilerden biri de 15 Temmuz’un sahte kahramanlarından Özel Kuvvetler Komutanı Zekai Aksakallı. General İsmail Metin Temel’in savcılık ifadesinden sonra ÖKK’dan alınarak 2. Kolordu Komutanlığına gönderilmiş ve buna çok içerlemişti. Uğruna işkenceciliği göze aldığı koltuk altından çekilmişti. Ne demişti Metin Temel o ifadede: “Hemen karargâhına gitmesini, karargâhı temizlemesini söyledim. Kendisi dışarıdan çatışma seslerinin geldiğini, çıkacak durumda olmadığını, hanımını teskin etmekle meşgul olduğunu ifade etti.”

Bedeni Antalya’da tatil yaparken ruhen çatışmaların ortasında kalan Kahramankazan Belediye Başkanı AKP’li Lokman Ertürk de, Aksakallı gibi ‘uzaktan çalışan’ kahramanlardandı. “O gece çok zorlu anlar yaşadık. Hatta, yakıt tankerini patlatıp üssü kullanılmaz hale getirmeyi bile düşündük. 15 dakika boyunca 400’ü aşkın hain üzerimize ateş açtı.” cümlelerinin hayal mahsülü olduğu anlaşılınca, “Orada gibiydim!” diye pişkinlik göstermişti.

Abidin Ünal, Akın Öztürk’le (solda) birlikte görülüyor. Akın Öztürk, 15 Temmuz gecesi dönemin Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar ve Abidin Ünal’ın görevlendirmesiyle Akıncı’ya gitmişti.

Hepsi bir tarafa, ihanetin resmini yapabilen Abidin, 15 Temmuz’un en hakiki kahramanlarından! Onun portresini yazarken ‘yavrularını peşine takıp tilki yuvasına götüren anaç tavuk’ demiştim. Böyle bir ‘anaç tavuk’ distopyalarda bile abartı görülebilir fakat bizde aynıyla yaşandı.

Hava Kuvvetleri Komutanı koltuğunu işgal eden Abidin Ünal, namusuna emanet edilen Harbiyelileri, ölüm, zulüm ve işkence dolu bir çukura attı. ‘Mavi Otobüs 1’ ve ‘Mavi Otobüs 2’ belgesellerini izlediğinizde ihanetin boyutunu net biçimde görüyorsunuz.

Kendisi güya derdest edilmiş ama uçaktayken telefonla talimat yağdırmaya devam etmiş. Efkan Ala, bu gerçeği ağzından kaçırınca Hande Fırat şaşkınlığını gizleyememişti. Akıncı Üssü’nde eli cebinde gülücükler saçarak yürüdüğü görüntüler de cabası.

Eski AKP Milletvekili Prof. Dr. Mazhar Bağlı, “15 Temmuz gecesi insanlar, 11. katta alçaktan uçan uçaklara kafa atarak şehit oldular.” dediğinde hep birlikte gülmüştük. Şimdi düşünüyorum da Abidin Ünal’ın hikayesinden daha inandırıcı gelmeye başladı.

Satranç bittiğinde şah da piyonda aynı kutuya girer!

Şerife Bacıyla Hulusi Dayı gibi… Şerife Boz, kamyonunu AKP’li İstanbul Büyükşehir Belediyesine okuttuğunda aldığı paranın ve haksız menfaatlerin hesabını verecek. Hulusi Akar ise başta sokaklarda ‘kim vurduya giden’ şehit 251 kişi olmak üzere eline bulaşan kanların bedelini ödeyecek.

Şerife Boz’un 15 Temmuz kahramanlık hikayesinin de ‘düzmece’ olduğu ortaya çıkmıştı. Boz, 15 Temmuz’dan sonra AKP’den milletvekili aday adayı olmuştu. Kendisini ’15 Temmuz kahramanı’ olarak tanıtıyordu…

Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Exit mobile version