ÖHD Ocak ile Haziran 2026 aylarını kapsayan ‘Marmara Bölgesi Hapishaneleri Hak İhlalleri Raporu’nu açıkladı. Raporda; tecrit, sağlık hakkına erişimin engellenmesi, infaz ertelemelerindeki ayrımcılık ve iletişim kısıtlamalarının sürdüğü belirtildi
Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu, Ocak ile Haziran 2026 aylarını kapsayan “Marmara Bölgesi Hapishaneleri Hak İhlalleri Raporu”nu Beyoğlu’nda bulunan dernek binalarında yaptıkları basın toplantısıyla açıkladı. Toplantıda, raporu ÖHD üyesi Zozan Vargün okudu.
Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin Türkiye’de uzun yıllardır devam eden Kürt meselesi başta olmak üzere çeşitli yapısal toplumsal sorunların çözümüne yönelik yeni bir siyasal ve toplumsal bir arayış olduğunu ifade eden Zozan Vargün, sürece rağmen cezaevindeki hak ihlelerinin artarak sürdüğünü vurguladı. Devletin sürece ilişkin sistematik bir plan ortaya koymadığı için “hukuki belirlilik” ilkesinde zedelendiğini söyleyen Zozan Vargün şöyle devam etti:
“Meclisi bünyesinde oluşturulan ‘Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’, teorik olarak demokratikleşme, toplumsal uzlaşı ve insan hakları reformları açısından önemli bir kurumsal zemin oluşturma potansiyeline sahip olmakla birlikte, uygulama düzeyinde bağlayıcı ve somut norm üretimi bakımından sınırlı bir ilerleme göstermiştir. Bu çerçevede 27 Şubat itibarıyla başladığı ifade edilen barış ve demokratik toplum sürecine ilişkin değerlendirmelerde, hapishane rejiminin ayrıca ve özel olarak ele alınması zorunludur. Zira hapishaneler, yalnızca bireylerin özgürlüklerinden yoksun bırakıldığı kapalı kurumlar değil, aynı zamanda devletin pozitif yükümlülüklerinin, insan haklarına saygı standardının ve demokratik hukuk devletinin sınırlarının en görünür biçimde ortaya çıktığı alanlardır. Marmara Bölgesi başta olmak üzere çeşitli hapishanelerde yapılan gözlem ve değerlendirmeler, mahpuslara yönelik tecrit uygulamalarının yoğunluğunu ve sürekliliğini ortaya koymaktadır. Bu tecrit olgusu yalnızca fiziksel mekânın daraltılması ile sınırlı kalmamakta, aynı zamanda sosyal, psikolojik ve iletişimsel alanların da sistematik biçimde kısıtlanması sonucunu doğurmaktadır.”
Hak ihlalleri ve talepler
Cezaevlerinde infazların ertelendiği, sağlığa erişimin engellendiği, iletişimin sağlanamadığı, tutsaklara yönelik tecrit uygulandığı, basın yayına yönelik engellerin sürdüğü, görüş sürelerinin kısaltıldığı gibi çok sayıda hak ihlalini tespit ettiklerini vurgulayan Zozan Vargün, taleplerine ilişkin şöyle konuştu:
“Mahpuslar yasal durumları nedeniyle ayrımcılığa tabi tutulmaksızın ülkedeki sağlık hizmetlerinden yararlanma imkanına sahip olmalı ve genel sağlık sisteminde mevcut olan tüm tıbbi, cerrahi ve psikiyatrik olanaklara ulaşma ve yararlanma olanağından da eşit şekilde faydalanmalıdır. Devletler alıkonulan kişiye tıbbi bakımı her zaman ve derhal sağlamanın yanı sıra mahpusların esenliğini de güvence altına almak için tedavi amacının yanında koruyucu ve önleyici sağlık hizmetlerini de yerine getirmekle yükümlüdür. Bir kişinin hapishanede olması devletin bu yükümlülüğünü askıya almadığı gibi mahpusların temel haklarını da ortadan kaldırmamaktadır. Zira tutulma ve cezalandırma mekânlarında kalanların da yararlanmaları gereken hakların sürekliliği söz konusudur ve bu kişileri temel haklarından yoksun bırakmak ikinci bir cezalandırma anlamına gelecektir. Hasta mahpuslara ilişkin mevzuatta hiçbir değişiklik yapılmaması, hasta mahpusların cezasının tehirine ilişkin süreçte ayrımcılık yapılması, hasta mahpusların uygun ve yeterli tedavi olanaklarına sahip olmaması, tedavi süreçlerinin ayrı bir cezaya dönüşmesi, idarenin ve Bakanlıkların sorumluluklarını yok sayamayacağı bir gerçeklik olarak karşımızda durmaktadır. Maalesef son yargı paketiyle birlikte yapılması umut edilen değişiklikler yapılmamış ve hasta mahpuslar gibi İnsan hakları açısından son derece önem arz eden bir hususta bile siyasi mahpuslar kapsam dışı bırakılarak süregelen ayrımcı infaz sistemi mevcudiyetini korumuştur. Bir an önce hasta mahpusların tedaviye erişimlerinin önündeki engeller kaldırılmalı, ağır hasta mahpusların infaz erteleme talepleri kabul edilerek, derhal tahliye edilmelidir.”
‘Adaleti sistemi adil ve kapsayıcı olmak zorundadır’
Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin devam etmesine rağmen Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın koşularında iyileşme olmadığının altını çizen Zozan Vargün devamında şunları ifade etti:
“Sayın Öcalan’a yönelik ağırlaştırılmış tecrit uygulaması, yalnızca bireysel bir hak ihlali değil Türkiye’nin demokratik geleceği ve barış süreci açısından da ciddi bir engel oluşturmaktadır. Bu çağrının karşılık bulabilmesi, İmralı tecrit sisteminin kaldırılması ve Sayın Öcalan’ın toplumsal barışa katkı sunabileceği koşulların yaratılmasıyla mümkündür. Süreç bağlamında kamuoyunun gündeminde olan ve yargı alanında ‘reform’ adı altında sunulan 10’uncu Yargı Paketi Kanun Teklifi 4 Haziran 2025 tarihinde resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Birçok alanda düzenlemeler içeren bu yargı paketi, en temel sorunlardan biri olan siyasi mahpuslara yönelik eşitsiz ve ayrımcı uygulamaların sonlandırılması açısından yetersiz kalmıştır. Yine 11’inci Yargı Paketi Kanun Teklifi 25 Aralık 2025 tarihinde resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu yargı paketinde de siyasi mahpuslar kapsam dışı bırakılmıştır. Dolayısıyla, 10 ve 11’inci Yargı Paketleriyle sürdürülen siyasi mahpuslara yönelik sistematik ayrımcılığın, hazırlanması beklenen 12’nci Yargı Paketi ile de devam edeceği anlaşılmaktadır. Bu duruma derhal son verilmeli; infaz rejimine ilişkin düzenlemeler, tüm mahpuslar bakımından eşitlik ilkesine uygun şekilde hayata geçirilmelidir. Adaleti sistemi, toplumun tüm kesimlerine karşı adil ve kapsayıcı olmak zorundadır.”
Ziyaret edilen cezaevleri
Rapor, Marmara Bölgesinde bulunan Edirne F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi, Edirne L Tipi Kadın Kapalı Cezaevi, Çorlu Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi, Tekirdağ 1 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi, Tekirdağ 2 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi, Marmara 5 Nolu L Tipi Kapalı Cezaevi, Marmara Kapalı Cezaevi, Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi, Metris R Tipi Kapalı Cezaevi, Maltepe 1 Nolu L Tipi Kapalı Cezaevi, Maltepe 3 Nolu L Tipi Kapalı Cezaevi, Ümraniye T Tipi Kapalı, Gebze Kadın Kapalı Cezaevi, Kocaeli 1 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi, Kocaeli 2 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi, Düzce T Tipi Kapalı Cezaevi, Sakarya 2 Nolu L Tipi Kapalı Cezaevi ve Bolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’ni aylık olarak ziyaret ederek hazırlandı.
Kaynak: MA
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

