24’üncü Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nde ‘Dünden Bugüne Kadın Mücadelesi ve Dersim’ başlıklı panel yapıldı. Burada konuşan TJA Aktivisti Sebahat Tuncel, ‘Bizler sadece kadın özgürlüğünden bahsetmiyoruz bir bütün olarak halkın özgürlüğü için mücadele ediyoruz. Biz bu süreçte kadınlar olarak öncü olacağız, erkekleri de davet ediyoruz’ dedi
Bu yıl 24’üncüsü düzenlenen Munzur Kültür ve Doğa Festivali 2’inci gününde çeşitli etkinliklerle sürüyor. Festival programı kapsamında “Dünden Bugüne Kadın Mücadelesi ve Dersim” başlıklı panel yapıldı. Moderatörlüğünü Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Dersim İl Eşbaşkanı Hümeyra Tosun Yeğin’in yaptığı panelde, Tevgera Jinen Azad (TJA) aktivisti Sebahat Tuncel, gazeteci Kibriye Evren ve Nilüfer Akdağ konuşmacı olarak yer aldı.
İlk olarak söz alan gazeteci Kibriye Evren, konuşmasına Sakine Cansız, Aysel Doğan, Zeynep Kınacı, Zarife ve Bese şahsında kadın mücadelesinde yaşamını yitirenleri anarak başladı. Kibriye Evren şunları söyledi:
“Dêrsim Festivali, festivalin ötesinde dilin kimliğin kültürün ve inancın bu coğrafyada vücut bulmasından kaynaklı sadece bir festival değil bir direniş festivali de olarak ele almak gerekiyor. Dêrsim’de ciddi bir doğa katliamı var, analık kültürünün egemen olduğu bir kültür var burada, burada ilk olarak kadın kültürü, inancı ve kadınların yaşam içerisinde kendini var etmesi akla gelir. Analık kültürü asimilasyona uğratılsa da bugüne kadar geldi. Aleviliği sadece bir inanç sistemi olarak görmek yanlış olur, ortak hafıza ortak benlik ve tarihin ifadesidir. Tarih boyunca saldırılar oldu, Osmanlı öncesi dönem, Osmanlı dönemi ve Cumhuriyet dönemi; üç dönem boyunca saldırılar oldu. Cumhuriyet demek tek dil, din, millet olarak bu güne kadar sürdürüldü. Bir süreç başlatıldı, bu süreç halkların beraber yaşayabileceği, demokratik kadın özgürlükçü paradigma çerçevesinde yaşayabileceği bir sistem var. Bu sisteme her dönem saldırılar oldu.”
‘Kadınların örgütlenmesi gerekiyor’
Dêrsim halkının tarih boyunca farklı katliamlara uğradığını hatırlatan Kibriye Evren, kadınların komünal örgütlenmesine ihtiyacı olduğunu vurguladı. Kibriye Evren, “Sıdıka Avar, Kürt kadını asimile etmek için bir misyoner olarak Dêrsim’e gönderilip kız çocuklarını alıp Elazığ’da okutarak ‘medenileştirmek’ istediğini söyleyerek asimilasyon politikasıyla yüz yüze bıraktı. Munzur Üniversitesi bir eğitim ocağı ancak üniversitede yapılmak istenen fuhuş, kadın katliamı, özel savaş politikaları ile uzman çavuşların üniversitede yer alması gibi durumlar söz konusu. Gülistan Doku’nun neden katledildiğine dair çalışmalar yapılıyor. Bu politikaya karşı biz kadınların ses çıkarması ve buna karşı örgütlenmesi lazım” ifadelerine yer verdi.
Dêrsim katliamı ve sonraki süreçlerde kadın
Kibriye Evren’in konuşmasının ardından söz alan Nilüfer Akdağ, Dêrsim katliamında kadınların nasıl hedef alındığına dair konuşma gerçekleştirdi. Nilüfer Akdağ, o günden bu güne kadınların hangi alanlarda nasıl mücadele ettiğinin tarihsel süreçlerine dair aktarımlarda bulundu.
‘Kadınlar süreçte öncü olacak’
Son olarak söz alan TJA Aktivisti Sebahat Tuncel, Gülistan Doku, Rojwelat Kızmaz ve Rojin Kabaiş şahsında katledilen kadınları anarak sunumuna başladı. Sebahat Tuncel şöyle konuştu:
“Kadınlar olarak biz barış mücadelesi verirken hem erkek egemene karşı hem de erkek egemenin varlığını sürdürmek istemesiyle açtığı savaşa karşı bir mücadele yürütüyoruz. Erkek egemen kadının varlığına kast etmiş, yoksa her gün bu kadar katliam normal mi, kabul edilemez. Burada sorun kadın sorunu değil, erk ve iktidar sorunu. Bu erk sistemi nasıl buraya kadar geldi, bu sadece kadınların sorunu değil erkeklerin de sorunu; erkek yoldaşlarımız da bu mücadelede nasıl yer alacağını konuşacak, tartışacak. Kürt sorunu da Kürt sorunu diye değil, Kürt halkının haklarını almak için verdiği mücadele olarak tanımlanmalı. Bizler sadece kadın özgürlüğünden bahsetmiyoruz bir bütün olarak halkın özgürlüğü için mücadele ediyoruz. Biz bu süreçte kadınlar olarak öncü olacağız, erkekleri de davet ediyoruz, kabul ediyor musunuz? Onun için erkeklerin önce erkeklikten istifa etmesi, kadınların da klasik kader anlayışından istifa etmesi lazım. Özgür eşit yurttaşlıkla başlayacağız. Erkeklikten kurtulmak kolay değil, o yüzden bu devrim önemli. Erkeklerin kadın erkek eşitliğine inanması, her türlü baskıya karşı hayır diyen bir toplumsallığı sağlamamız lazım.”
‘Hep birlikte geleceği örelim’
Sebahat Tuncel son olarak şu ifadelere yer verdi:
“Gençler siyasete katılacağına dağa gitsin diyen zihniyetin ürünüdür. Biz bu dağların her yerini, ovasını barış yuvası yapalım demiyorlardı. Siz Kürt gençlerini Kürdistan coğrafyasını yozlaştırsanız batıyı da yozlaştırırsınız. Devlet sadece kendini çürütse bize ne demiştik ama halkları da çürütüyor. Bu çürümüşlüğün ortadan kalkmasının nedenlerinden biri de kadın mücadelesi. Önümüzdeki dönem bizim için yeni bir mücadele süreci başlıyor. Biz erkek egemen sistemin bizi nasıl nefessiz bıraktığını biliyoruz, bu sadece bizi değil erkekleri ve toplumu da nefessiz bırakıyor. Bizler buna itiraz ediyoruz, biz insanlar olarak, kadınlar olarak başka hayat istiyoruz. Mücadele etmek, yan yana gelmek, örgütlenmemiz gerekiyor. Devlet en nihayetinde yoğunlaştırılmış şiddet aracıdır, o daha çok adaleti sağlamak değil toplumu yönetmek ister, o yüzden biz devleti zorlayacağız. Erkek egemen sistemden beklenti içinde olmak değil onu değiştirmemiz gerekiyor, biz bu sistemi beğenmiyoruz, değiştireceğiz. Barış ve Demokratik Toplum Süreci bize nefes aldıracak bir süreç. Mücadelemizde yeni bir dönem başlıyor, yeni kazanımlar için bir yol açılıyor. Yeni bir başlangıç var, bu başlangıca var mıyız? Hep birlikte geleceği örelim.”
Panel soru-cevap kısmı ile sona erdi.
Kaynak: JinNews
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

