Site icon Serbest Görüş

Messi’nin futbolu kilometreyle ölçülmüyor

Messi’nin futbolu kilometreyle ölçülmüyor


HASAN CÜCÜK HABER ANALİZ

Lionel Messi, bu Dünya Kupası’nda 90 dakika başına en az mesafe kat eden yıldız oyuncu olmasına rağmen, 8 golle gol krallığı yarışının zirvesinde yer alıyor.

Messi hiçbir zaman sahadaki en çalışkan futbolculardan biri olmadı. Messi’yi farklı kılan, çok koşması değil; doğru zamanda, doğru yerde olup en az eforla tabelayı değiştirmesi oldu.

Bu turnuvada da tablo değişmedi. Messi, 90 dakika başına yalnızca 6,8 kilometre koşarak turnuvanın yıldız isimleri arasında en az mesafe kat eden futbolcu konumunda bulunuyor. Buna rağmen beş maç sonunda attığı 8 golle gol krallığında zirveyi Mbappe ile paylaşıyor.

Arjantinli yıldızın maç başına ortalama koşu mesafesi, 6 golle turnuvanın en skorer isimlerinden Harry Kane’den yaklaşık 3 kilometre daha düşük. Gol krallığı yarışındaki diğer önemli isimlerden Erling Haaland ise 90 dakika başına 7,2 kilometreyle Messi’nin ardından en az koşan ikinci yıldız.

Yıldız oyuncuların 90 dakika başına koşu mesafeleri

Peki bu nasıl mümkün?

Gol krallığında zirvede yer alan Messi’nin koşu mesafesinde listenin son sırasında bulunması ilk bakışta bir çelişki gibi görünüyor. Ancak Messi’nin oyunu, rakamların tek başına anlatamayacağı kadar farklı bir anlayış üzerine kurulu.

Messi’yi değerlendirirken önemli olan yaptığı aksiyonların sayısı değil, o aksiyonların kalitesi ve zamanlamasına bakmak gerekiyor. Messi’nin oyunun her anında topa dokunmasına ya da sürekli hareket hâlinde olmasına gerek yok. Maçın kaderini belirleyebilecek birkaç kritik anda doğru noktada bulunması çoğu zaman yeterli oluyor.

Messi’nin attığı her adımın bir amacı var. Zamanının önemli bir bölümünü yürüyerek geçiriyor; çevresini izliyor, oyunu okuyor ve rakibin savunmadaki kırılgan noktalarını tespit ediyor. Top doğru bölgeye ulaştığında ise hâlâ herkesten daha hızlı düşünüyor. İlk birkaç metredeki patlayıcılığı ve benzersiz karar verme becerisi sayesinde tek bir dokunuşla maçın seyrini değiştirebiliyor.

Bu oyun anlayışı kariyerini uzattı

Messi’nin turnuvadaki en yüksek fiziksel eforu, Arjantin’in Yeşil Burun Adaları’nı uzatmalarda 3-2 mağlup ettiği son 32 turu karşılaşmasında geldi. 120 dakika süren mücadelede toplam 8,8 kilometre koştu.

Karşılaşmanın ardından Arjantin Teknik Direktörü Lionel Scaloni’ye, 39 yaşındaki yıldızın Mısır ile oynanacak son 16 turu mücadelesine hazır olup olmadığı soruldu.

Scaloni’nin yanıtı oldukça netti:

“Leo gayet iyi durumda. 120 dakika oynadı ve tek kelime şikâyet etmedi. Evet, 39 yaşında ama ne olursa olsun bir sonraki maçta da sahada olacak.”

Messi’nin sakin ve kontrollü oyun tarzı, 39 yaşında hâlâ Dünya Kupası seviyesinde zirvede olmasının en önemli nedenlerinden biri olarak görülüyor.

Elbette gençliğindeki gibi topu kendi yarı sahasında alıp onlarca metre sürerek dört ya da beş rakibini peş peşe geçemiyor. Ancak bu, etkisini kaybettiği anlamına gelmiyor. Aksine oyununu, en ölümcül silahlarına indirgemiş durumda: kusursuz ilk dokunuş, doğru pas, bitiricilik, duran toplar ve ceza sahasında doğru pozisyon alma.

Vücudunu son derece ekonomik kullanıyor; enerjisini yalnızca gerçekten belirleyici olabileceği anlar için saklıyor. Bunu mümkün kılan ise yıllar içinde daha da gelişen olağanüstü futbol zekâsı.

Takım arkadaşları onun yükünü paylaşıyor

Messi’nin takım arkadaşlarının 90 dakika başına koşu mesafeleri:

Elbette Messi’nin daha az koşması, takım arkadaşlarının kapatması gereken boşluklar oluşturuyor.

Arjantin Milli Takımı’nda bu denge yıllardır kabul görmüş durumda. Takım arkadaşları, kaptanlarının oyuna en büyük etkiyi hücumda yapacağını biliyor ve onun eksik bıraktığı alanları kapatmak için fazladan mesai harcamaktan çekinmiyor. Aksi hâlde Arjantin’in oyun planının önemli bir bölümü işlemezdi.

Messi’nin savunmaya dönüşlerde daha az yer alması nedeniyle oluşan boşluklar, orta saha oyuncularının bitmek bilmeyen koşularıyla telafi ediliyor. Dört orta saha oyuncusu ve Lautaro Martinez’in sürekli yer değiştirerek rakip savunmayı hareketlendirmesi, oyunun yönünü değiştirmesi ve alan açması çoğu zaman gözden kaçıyor.

Bütün bu çabanın tek bir amacı var: Topu Messi’nin en tehlikeli olduğu bölgeye ulaştırmak.

Çünkü herkes biliyor ki, Messi bazen sadece birkaç dokunuşla bile bir maçın kaderini değiştirebilir.

Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Exit mobile version