HASAN CÜCÜK | ANALİZ
İskandinav futbolunun patronu kim?
Bu soruya uzun yıllar boyunca verilecek cevap belliydi: Danimarka. 1992 Avrupa Şampiyonluğu, Laudrup kardeşler Michael ve Brian ile efsane kaleci Peter Schmeichel’in mirası, Morten Olsen döneminin istikrarlı milli takımı ve Avrupa’nın büyük liglerine düzenli oyuncu ihraç eden kulüp yapısıyla Danimarka, kuzey futbolunun standartlarını belirleyen ülkeydi.
İsveç ise 1994 Dünya Kupası’ndaki üçüncülüğü, Henrik Larsson’dan Zlatan Ibrahimovic’e uzanan yıldız jenerasyonuyla bu yarışın en güçlü ikinci aktörüydü.
Norveç mi?
Uzun yıllar boyunca yetenek çıkaran ama bunu başarıya dönüştüremeyen John Arne Riise ya da Ole Gunnar Solskjær gibi bireysel yıldızlarla öne çıkan ancak hiçbir zaman bölgenin lideri olamayan bir futbol ülkesiydi.
Bugün ise tablo tersine dönmüş durumda.
Artık İskandinav futbolunun merkezi Oslo.
Bu değişim bir gecede yaşanmadı. Norveç, son on yılda oyuncu gelişim modeli, altyapı organizasyonu ve Avrupa’nın elit liglerine yaptığı ihracatla sessiz sedasız yeni bir futbol ekolü oluşturdu.
Erling Haaland dünyanın en ölümcül golcülerinden biri haline gelirken, Martin Ødegaard Premier League’in en kreatif orta sahalarından biri olarak oyun aklını temsil ediyor. Alexander Sørloth, Oscar Bobb, Antonio Nusa, Andreas Schjelderup gibi yeni jenerasyon oyuncular ise bunun tesadüf olmadığını gösteriyor.
Asıl dikkat çekici olan ise bu isimlerin aynı dönemde yetişmiş olması.
Norveç artık tek bir yıldız üretmiyor; jenerasyon üretiyor.
Bu jenerasyonun zirve noktası ise Dünya Kupası oldu. Brezilya karşısında alınan tarihi galibiyet yalnızca çeyrek final biletini getirmedi. Aynı zamanda İskandinav futbolunda güç dengelerinin resmen değiştiğini de ilan etti.
İşin ilginç tarafı, bu değişimi en çok hisseden ülke Danimarka.
Danimarka medyasında son haftalarda çıkan yazılar bunun açık göstergesi. Yıllardır kendisini Norveç’ten daha büyük futbol ülkesi olarak gören kamuoyu, ilk kez kuzeyin futbol tahtının el değiştirdiğini kabul etmek zorunda kalıyor. Nöropsikolog Katrine Sværke’nin sözleri de bunu özetliyor: Danimarkalıların sarsılan şeyinin yalnızca futbol başarısı değil, aynı zamanda “biz daha iyiyiz” düşüncesi olduğunu söylüyor.
Uzun yıllar boyunca Danimarka “İskandinavya’nın Brezilya’sı” olarak anıldı. Güzel oynayan, turnuvalarda iz bırakan ve büyük organizasyonların gediklisi olan takım oydu.
Şimdi ise sahne Norveç’in.
Üstelik Norveç bunu yalnızca bireysel kaliteyle yapmıyor. Eliteserien’den Avrupa’nın elit akademilerine uzanan oyuncu gelişim modeli, genç futbolcuların erken yaşta üst düzey rekabete adapte olması ve kulüplerin satış stratejisi, sürdürülebilir bir sistem oluşturdu. Ve tabiki Bodö/Glimt’in son yıllarda Avrupa kupalarında gösterdiği muazzam yükseliş.
Bugün Premier League, Bundesliga ve La Liga kulüplerinin scout ağlarında Norveç, İskandinavya’nın en verimli pazarı olarak görülüyor.
Belki de en çarpıcı değişim burada yaşanıyor.
Eskiden Danimarka’nın yetiştirdiği oyuncular örnek gösterilirken, bugün kuzey futbolunu anlamak isteyen herkesin rotası Norveç’e çevriliyor.
Bu yükselişin kalıcı olup olmadığını zaman gösterecek.
Ancak şu an için gerçek değişmedi:
İskandinav futbolunun en iyi oyuncusu Norveçli.
En formda milli takımı Norveç.
En parlak jenerasyonu Norveç yetiştiriyor.
Ve kuzey futbolunun yeni referans noktası artık Kopenhag değil, Oslo.
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

