AHMET KURUCAN | YORUM
“Ben, 15 yıldır Hizmet içinde olmama rağmen 1969 yılında İzmir Tepecik semtinde üç katlı bir kız yurdumuzun olduğunu ilk defa duyuyordum.”
Bu sözler Halit Esendir Ağabey’in yeni yayımlanan Türkiye ve Dünyada Hizmet Okullarının Kuruluş Tarihçesi isimli kitabında yer alıyor. Şimdi söz bende: “Ben de 50 yıldır Hizmet içinde olmama rağmen bunu ilk defa bu kitabın satırları arasında okudum.”
Halit Ağabey bu bilgiyi nereden almış?
O kız yurdunda yöneticilik yapan iki kişiden biri olan Nurdan Abla’dan bizzat dinlemiş. Antalya’da Elvan Dershanelerine, çocuğunu Anadolu Lisesi hazırlık kurslarına kaydettirmek için geldiğinde anlatmış. Yani burada birinci elden bir şahitlik söz konusu.
Sonra ne olmuş?
1971 muhtırası sırasında Hocaefendi hapse girdiğinde Nurdan Abla, merhum Dr. Hüseyin Bey ile; diğer yönetici olan hafize hanım ise bir başka ağabeyimizle evlenmiş. Fethullah Gülen Hocaefendi 6 aylık hapis süresini tamamlayıp dışarı çıktığında, biri ilkokul öğretmeni diğeri hafize olan iki yöneticinin de evlendiği gerçeğiyle karşılaşmış. O günün şartlarında yerlerine aynı vasıfta kadın yönetici bulmanın neredeyse imkânsız olması sebebiyle de yurt kapatılmış.
Nurdan Abla diyor ki: “Eğer o gün biz erken evlenmeyip üç-beş sene daha orada kız talebe yetiştirseydik, bugün Türkiye’de Müslüman dindar bayanların sayısı erkeklerden daha fazla olurdu.”
Bu yorum Nurdan Ablamıza ait. Ben bu değerlendirmeye katılmıyorum. Fakat şunu rahatlıkla söyleyebilirim: Eğer o yurt kapanmasaydı, kadınlara yönelik hizmetlerimiz bugün bulunduğu noktadan çok daha farklı bir yerde olabilirdi.
Kızlarımıza yönelik hizmetler adına sonrasında ne türlü adımlar atılmış?
1970’li yılların ikinci yarısında, başta İzmir olmak üzere çeşitli şehirlerde önce kız öğrenci evleri, ardından yurtlar açılmaya başlanmış. 1985 yılında Antalya’da imam hatip son sınıf kız öğrencileri üniversite hazırlık dershanesine kabul edilmiş. 1987’den itibaren büyük şehirlerde kızlara yönelik üniversite hazırlık yurtları yaygınlaşmış ve 1991-92’den sonra da özel kız liseleri açılmış. 1980 sonrası yapılan bu hizmetlere ben de şahidim.
Şimdi bu bilgileri bir kenara koyalım ve asıl meseleye gelelim… Hocaefendi’yi yaklaşık yarım asırdır tanıyan bir insanım. Önünde oturup ders okudum. Birlikte yurt içi seyahtlerimiz oldu. Yüzlerce sohbetini dinledim. Binlerce sayfa yazısını okudum. Sözlü müdevvenatını kitap formatına dönüştüren ekip içinde yer aldım. Ama bu meseleyi ilk defa duydum.
O dönemleri bilen insanlar da bu çerçevede bana herhangi bir şey anlatmadılar; ya da en azından ben duymadım. İşte tam da bu sebeple Halit Ağabey’in kaleme aldığı bu ve benzeri hatırat kitaplarını son derece önemli buluyorum. Tarihin yapımında rol alan insanlar, tarihin doğru yazılmasında da rol almalıdır. Gelecek nesillere sahih bilgi bırakılmalıdır.
Neden?
Çünkü büyük hareketlerin en sessiz krizlerinden biri, hafızalarının zamanla dumura uğramasıdır. İlk nesiller yaşadıklarını zamanında kayıt altına almazlarsa, bazı sahneler zamanla unutulur; gelecek nesillere de ancak hatırlanabildiği kadarı aktarılır. Aradan yıllar geçince aynı hadisede yer alan insanların hatıraları birbirini tamamlamak yerine kimi zaman birbirini naksetmeye başlar.
Onun için diyorum ki; hatıralar mümkün olduğu kadar eksiksiz bir şekilde kaleme alınmalı, tarihe emanet edilmelidir. Hizmet Hareketi’nin tarihî serüvenini de bu kapsamda ele almak gerekir. Yani belgeler, birinci elden şahitlikler ve dönemin tanıklarının hatıralarıyla. Zira tarih, sonradan kurulan kanaatlerle değil; yaşanmış hadiseler, belgeler ve güvenilir şahitliklerle yazılır.
Kız öğrencilere yönelik ev, yurt, kurs ve okul faaliyetleri; daha genel anlamda ise Hizmet’in ve Hocaefendi’nin kadınlara yönelik yaklaşımı konusunda elbette eleştirilecek çok şey olabilir. Eksikler, yanlış uygulamalar, bölgesel farklılıklar, farklı dönemlerde yaşanan kırılmalar ve ihmaller elbette konuşulabilir. Bunların hiçbirini görmezden gelmek doğru değildir. Fakat tarihî hakikati teslim etmek de ilmî namusun gereğidir.
Halit Esendir Ağabey’in Türkiye ve Dünyada Hizmet Okullarının Kuruluş Tarihçesi kitabı üzerine, nasip olursa, farklı bir açıdan bir yazı daha kaleme alacağım. Başta Halit Ağabey olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ederim.
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

