Serbest Görüş

Halk Sağlığı Uzmanı: İklim değişikliğini engelleyecek ve uyum sağlayacak politikalar birlikte uygulanmalı


Aşırı sıcakların sadece insanları değil tüm ekosistemi etkilediğini ve küresel bir halk sağlığı sorunu olduğunu belirten Halk Sağlığı Uzmanı Prof. Dr. Gamze Varol, iklim değişikliğinin nedenlerini azaltmaya yönelik politikalar ile kaçınılmaz hale gelen etkilerine uyum sağlayacak uygulamaların birlikte hayata geçirmek gerektiğini vurguladı

İklim krizine bağlı olarak hava sıcaklarının değişimi yaşamı etkiliyor. Özellikle yaz aylarında yaşanan aşırı sıcaklar ölümlerin yaşanmasına neden olurken, Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) paylaştığı son verilere göre, 21 Haziran’dan bu yana Avrupa’da 300’den fazla ölüm gerçekleşti. İnsan yaşamının yanı sıra canlı yaşamını da etkileyen aşırı sıcaklar hayvan ölümlerine de sebep oluyor.

Gamze Varol

İklim krizinin halk sağlığı açısından yansımalarını değerlendiren Tekirdağ Tabip Odası Halk Sağlığı ve Çevre Komisyonu’ndan Halk Sağlığı Uzmanı Prof. Dr. Gamze Varol, son yıllarda yaşanan aşırı sıcakların, iklim değişikliğinin artık geleceğe ilişkin bir öngörü değil, günlük yaşamı doğrudan etkileyen küresel bir halk sağlığı sorunu olduğunu dile getirdi.

‘Sosyo-ekonomik koşullar etkilenmede pay sahibi’

Yaşlılar, çocuklar, gebeler ve kronik hastalığı bulunan bireylerin fizyolojik olarak daha kırılgan gruplar olduğuna dikkat çeken Gamze Varol, “Ancak iklim değişikliğinin sağlık yükünü belirleyen bir diğer önemli unsur da bireylerin içinde yaşadığı sosyal ve ekonomik koşullardır. Düşük gelirli haneler, yetersiz konut koşullarında yaşayanlar, açık alanda çalışanlar, güvenli serinleme olanaklarına erişemeyenler ve çalışma koşullarını belirleme olanağı bulunmayan kişiler de aşırı sıcaklardan orantısız biçimde etkilenmektedir. İklim değişikliği herkesi etkilese de herkesi eşit etkilememektedir. Çünkü çevresel risklere maruziyet ve bu risklerden korunabilme olanakları toplum içinde eşit dağılmamaktadır. Aşırı sıcaklar biyolojik kırılganlıklar ile sosyal eşitsizliklerin kesiştiği önemli bir halk sağlığı sorunudur. Aşırı sıcakların sağlık üzerindeki etkisini belirleyen yalnızca hava sıcaklığı değildir. Hava sıcaklığına yüksek nem, yoğun güneş ışınımı, hava kirliliği, yetersiz hava hareketi ve özellikle kentlerde görülen kentsel ısı adası etkisi eklendiğinde, hissedilen sıcaklık ve vücudun maruz kaldığı toplam ısı yükü önemli ölçüde artmaktadır. Betonlaşmanın yoğun olduğu, yeşil alanların yetersiz kaldığı ve hava dolaşımının sınırlı olduğu kentlerde insanlar gün boyu daha yüksek sıcaklıklara maruz kalmakta, geceleri ise ortamın yeterince serinlememesi nedeniyle bu ısı yükü devam etmektedir. Bu durum özellikle açık alanda çalışanlar, yaşlılar, kronik hastalığı bulunan bireyler ve dezavantajlı yaşam koşullarına sahip gruplar açısından sağlık riskini daha da artırmaktadır” diye belirtti.

‘Yaşlılar, kronik hastalar ve bakım ihtiyacı duyanlar için planlamalar yapılmalı’

Sıcak hava dalgalarının etkilerinin kişiden kişiye farklılık gösterdiğini ifade eden Gamze Varol, yaşlı bireylerde yaşlanmaya bağlı fizyolojik değişikliklerin susama hissinin azalması ve eşlik eden kronik hastalıklar nedeniyle sıcaklığa uyum kapasitesinin düşebildiğini kaydetti. Gamze Varol, “Kalp, akciğer, böbrek hastalıkları veya diyabet gibi kronik hastalıkları bulunan kişilerde ise yüksek sıcaklıklar mevcut hastalıkların ağırlaşmasına neden olabilmektedir. Ayrıca bazı ilaçlar sıvı-elektrolit dengesini veya vücudun ısı düzenleme mekanizmalarını etkileyebildiğinden, sıcak hava dalgaları sırasında sağlık riskini artırabilmektedir. Bu nedenle sıcak hava dalgalarına hazırlık yalnızca bireylerin sorumluluğuna bırakılamaz. Risk altındaki kişilerin önceden belirlenmesi ve sıcak hava dalgaları başlamadan önce koruyucu önlemlerin planlanması gerekir. Özellikle yalnız yaşayan yaşlılar, hareket kısıtlılığı bulunan bireyler, kronik hastalığı olanlar ve bakım gereksinimi bulunan kişiler için aile hekimliği, yerel yönetimler ve sosyal hizmet birimlerinin iş birliği içinde çalışması önem taşımaktadır” ifadelerinde bulundu.

‘Riski azaltmak mümkün’

Gamze Varol, sağlık açısından korunmanın yollarını şöyle sıraladı:

“Bireysel düzeyde yeterli sıvı tüketmek, günün en sıcak saatlerinde mümkün olduğunca dış ortamda bulunmamak, ağır fiziksel aktiviteleri ertelemek, hafif ve açık renkli giysiler tercih etmek, serin ortamlarda bulunmaya çalışmak ve özellikle yalnız yaşayan yaşlılar ile kronik hastalığı bulunan yakınlarımızı sıcak hava dalgaları sırasında düzenli olarak kontrol etmek sağlık riskini azaltmaya katkı sağlayacaktır. Telefonla düzenli durum değerlendirmesi yapılması, gerektiğinde ev ziyaretlerinin planlanması, yeterli sıvı tüketimi ve ilaç kullanımı konusunda bilgilendirme yapılması, serinleme olanaklarına erişimin desteklenmesi ve ihtiyaç halinde sağlık hizmetlerine hızlı ulaşımın sağlanması ciddi sağlık sonuçlarının önlenmesine katkı sağlayabilir.”

Toplumun sıcak hava dalgaları konusunda düzenli olarak bilgilendirilmesi, erken uyarı sistemlerinin etkin kullanılması ve sıcaklığa bağlı sağlık sorunlarının belirtilerinin bilinmesinin de büyük önem taşıdığını dile getiren Gamze Varol, bilinç bulanıklığı, bayılma, vücut sıcaklığında belirgin yükselme, nefes darlığı, göğüs ağrısı, şiddetli halsizlik veya idrar miktarında belirgin azalma gibi belirtiler ortaya çıktığında zaman kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması önerisinde bulundu.

İklim değişikliğiyle mücadele etmek bir sorumluluk

İklim değişikliğinin nedenlerini azaltmaya yönelik politikalar ile kaçınılmaz hale gelen etkilerine uyum sağlayacak uygulamaların birlikte hayata geçirmek gerektiğine işaret eden Gamze Varol, “Bir yandan sera gazı emisyonlarının azaltılması, fosil yakıtlara bağımlılığın azaltılması ve iklim değişikliğini sınırlandırmaya yönelik politikalar kararlılıkla sürdürülmeli; diğer yandan erken uyarı sistemlerinin sağlık hizmetleriyle bütünleştirilmesi, risk altındaki grupların önceden belirlenmesi, sıcak hava eylem planlarının uygulanması ve toplum temelli koruyucu uygulamaların güçlendirilmesi gerekmektedir. İklim değişikliğiyle mücadelede kalıcı başarı, bu iki yaklaşımın birbirini tamamlayacak biçimde birlikte yürütülmesine bağlıdır. İnsan sağlığını, yaşadığımız çevreden bağımsız düşünmek mümkün değildir. Soluduğumuz hava, içtiğimiz su, tükettiğimiz gıda, yaşadığımız kentler ve doğal ekosistemler sağlığın temel belirleyicileri arasında yer almaktadır. Bu nedenle iklim değişikliği yalnızca sıcaklıkların artması anlamına gelmemekte; hava kirliliğinden su güvenliğine, gıda sistemlerinden bulaşıcı hastalıkların yayılımına kadar pek çok alanda sağlık üzerinde doğrudan ve dolaylı etkiler oluşturmaktadır. Son yıllarda giderek daha fazla benimsenen ‘Gezegen Sağlığı (Planetary Health)’ yaklaşımı, insan sağlığının ancak doğal sistemlerin sağlıklı işleyişiyle korunabileceğini vurgulamaktadır. Benzer şekilde ‘Tek Sağlık (One Health)’ yaklaşımı da insan sağlığı, hayvan sağlığı ve çevre sağlığının birbirinden ayrı değerlendirilemeyeceğini ortaya koymaktadır” diye kaydetti.

Haber: İbrahim Açıkyer \ MA

Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Exit mobile version