DBP’nin Gimgim ilçesinde düzenlediği halk buluşmalarında konuşan Çiğdem Kılıçgün Uçar, barış sürecinin yasal güvencelerle ilerlemesi gerektiğini belirterek, ‘Devlete adım attıracak olan bizim pratiğimiz ve mücadelemiz olacak’ dedi
Demokratik Bölgeler Partisi’nin (DBP), “Barışın sözünü halkla kuruyoruz” şiarıyla düzenlediği halk buluşmaları Gimgim’in (Varto) Reqasa köyünün ardından Gimgim’ın Kültür mahallesinde devam etti. Buluşmaya DBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar ile Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Milletvekili Sümeyye Boz katıldı.
Burada konuşan Çiğdem Kılıçgün Uçar, Kürt halkı olarak tarihi meseleyi konuştuklarını kaydederek, 90’lardan bu yana toplumun hafızasında yarım bırakılan barış olduğunu söyledi. Sürecin yürütücüsünün Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan olduğunu anımsatan Çiğdem Kılıçgün Uçar, “Sayın Öcalan herkes ‘devlete sonsuz güvenin’ demedi. ‘Kendinize güvenin’ dedi. 27 Şubat’tan bu yana ciddi adımlar atıldı. Dünya üzerinde birçok deneyim var. Sayın Öcalan’ın hala hükümlü olarak tutulması niyet meselesini tartışmaya açık hale getiriyor. Sayın Öcalan diyor ki ‘uzatılırsa süreç bozulur. Devlet de ‘Süreç uzarsa enfekte olur’ diyor. Bugün barışı konuşabiliyorsak, Kürtler artık görünmez bir güç olmadığı içindir. Rojava’da hayat bulan paradigma Abdullah Öcalan’ın paradigmasıdır. Etkisi ne kadar büyük, onu belirtmek istiyorum” dedi.
‘Hakikat Meclis’e dayandı’
Kürt Özgürlük Hareketi’nin demokrasi talebi kadar güçlü bir demokrasi talebinin olmadığını anımsatan Çiğdem Kılıçgün Uçar şêyle konuştu:
“Kürtlerin ve halkların kazanmaya çok yakın olduğu bir dönemde konuşuyoruz. Meclis’te bir komisyon var. Kıymetli bir çalışma. Çünkü Kürt inkarı kararının ilk alındığı yer Meclis. Kürtler bir anayasayla bir günde yok sayıldı. Bu süreç bu anayasayı değiştirmeye yönelik. Ankara’dan Kürdistan’ın görülmediğini biliyoruz. Ama Kürdistan’dan bu gerçeklik kendini çok güçlü hissettiriyor. AKP’ye güvensizlik bu ülkeyi rehin almış durumda. Kürtlerin artık ezilen kimlikten çıkması hukuku, yasası tartışılıyor. Anayasasında olsaydık hiç bir arkadaşımız cezaevinde olmayacaktı. Hakikat geldi Meclis’e dayandı. Sürecin zorlukları var ama barış talebimizin berrak olması gerekiyor.”
‘Umutluyuz’
Ardından söz hakkı alan bir yurttaş sürece ve Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a inançlarının tam olduğunu aktararak, “Bir toprağı beslersen oradan çok güzel otlar yeşertirsin. Bu kadar can verdik. İnancımızı kaybetmememiz gerekiyor. Eskiden söylenen söz gibi, önce mücadele ve can verdik şimdi ise karşılığını alma zamanı. Onlar bizi kandırmaya çalışıyor fakat onlar kendini kandırıyor. Umarım barış sağlanır ve umutluyuz” ifadelerine yer verdi. Barış sürecine inançlarının tam olduğunu vurgulayan yurttaş, “Bizi artık kandıramazlar. Kürtler artık bir. Biz barış ve kardeşlik istiyoruz. Kürt, Türk, Arap, Çerkez bütün dillerin, ırkların ve inançların yanındayız ve saygı duyuyoruz. Biz halkımızla birlikte bu mücadeleyi vermeye devam edeceğiz” dedi.
Hakkaniyetli bir barış için mücadele edeceklerini dile getiren başka bir yurttaş ise “Çok bedeller ödedik. Bu toplumda hakkaniyetli bir barış olsun istiyoruz. Egemen zihniyet bizi yok sayıyor ve kısıtlıyor. Bu barış için elimizden ne gelirse onu yapacağız. Hakkımız olan her şeyi istiyoruz. Çok bedel ödedik hakkaniyetli bir barış istemeye hakkımız var” şeklinde konuştu.
Heyet Qeremeş köyüne geçti
Ardından Qeremeş Köyü’ne geçen heyet, kitlesel bir şekilde karşılandı.
Çiğden Kılıçgün Uçar burada şöyle devam etti:
“Kürtlerin yaşam, dil ve kimlik hakkını yasal güvence altına almalıdır. Devletin bile ihtiyaç duyduğu bu barış artık başarıya ulaşmalı. Tarihi bir eşikteyiz. Devlet ısrarla adım atmıyor. Devlete biz adım attıracağız. Savaşı ret edip barışı kuracağız. Kürt meselesi hiçbir partinin ve kimsenin koltuk sayısına heba edilemeyecek ağır bir meseledir. Önderlik, 27 Şubat çağrısını en çok da halkına inandığı için yaptı. Devlete adım attıracak olan bizim pratiğimiz ve mücadelemiz olacak. Bu ülkenin tarihini ve kimliğini taşıyan halka devletin yaşam borcu var.”
Kaynak: MA
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

