HASAN CÜCÜK | HABER PORTRE
Houston Stadı, uzatma dakikalarında Gabriel Martinelli’nin Japonya ağlarını sarsmasıyla adeta patladı. Brezilya’yı zafere taşıyan gol, tribünlerde ve kulübede biriken bütün duyguları serbest bırakmıştı. Futbolcular birbirlerine sarılıyor, sarı formalı binlerce taraftar Houston’ı bir anlığına Maracanã’ya çeviriyordu. Adrenalin herkesin damarlarında dolaşıyordu.
Herkesin…
Bir kişi dışında.
Sahanın kenarında, fırtınanın tam ortasında, kusursuz giyimli Carlo Ancelotti dimdik duruyordu. Yüzünde en küçük bir ifade değişikliği yoktu. En büyük kurtuluş anında bile stoacı dinginliğini ve yılların kazandırdığı berrak muhakemesini koruyordu.
Herkes duygularına teslim olmuştu. Carlo ise tek kelime etmeden, Brezilya Milli Takımı’nın başına neden getirildiğini gösteriyordu.
Brezilya tarihinin ilk yabancı teknik direktörü olan Ancelotti, Mart 2025’te göreve geldiğinden bu yana bu tercihin ne kadar doğru olduğunu kanıtlıyor.
Soğukkanlılığın gücü
Ancelotti, Brezilya’yı anlamaya çalışıyor. Portekizce öğrendi, milli marşı söylüyor, ülkenin kültürüne saygı gösteriyor. Ancak onu farklı kılan, hiçbir zaman duygularının esiri olmaması. Olaylara daima serinkanlı yaklaşıyor ve popüler olanı değil, doğru olanı seçiyor.
Modern futbolun en büyük teknik adamlarından biri olmasının nedeni de bu. Pep Guardiola gibi oyunu yeniden tanımlamaya, Jürgen Klopp gibi ateşli bir karakter olmaya çalışmıyor. O bir pragmatist. Tek amacı, sıradaki maçı kazanmak.
Birçok teknik direktör geleceğe yatırım yaparken, Ancelotti bugünü düşünüyor. Casemiro kariyerinin son dönemini yaşıyor olabilir ama savunmanın önünde hâlâ en güvenilir isim olduğuna inanıyorsa formasını tereddütsüz ona veriyor. Göreve gelir gelmez yaptığı ilk işlerden biri de Real Madrid’deki en güvendiği oyuncularından Casemiro’yu yeniden orta sahaya yerleştirmek oldu. Üstelik sadece onu değil, gözden çıkarılmış başka isimleri de yeniden milli takıma kazandırdı.
Çünkü göreve geldiğinde Brezilya dağılmanın eşiğindeydi. Arjantin deplasmanında alınan 4-1’lik yenilgi yalnızca ağır bir skor değil, ulusal gururu inciten bir darbeydi. Ancelotti dümenin başına geçti ve gemiyi gösterişli manevralarla değil, doğru rotayla yeniden güvenli sulara çıkardı.
Sessiz otorite
Brezilya’da Ancelotti’ye duyulan saygı olağanüstü. İnsanlar yalnızca kazandığı kupalara değil, karakterine de güveniyor.
Avrupa’nın beş büyük liginde şampiyonluk yaşayan tek teknik direktör. Milan ile Serie A, Chelsea ile Premier League, Paris Saint-Germain ile Ligue 1, Bayern Münih ile Bundesliga, Real Madrid ile La Liga… Buna beş Şampiyonlar Ligi zaferi de eklenince, onun neden böylesine saygı gördüğünü anlamak zor değil.
Elbette görevden alındığı dönemler oldu. Ama hiçbir şey, farklı futbol kültürlerinde edindiği eşsiz deneyimi gölgeleyemez. Bazen yalnızca gür kaşlarını hafifçe kaldırması bile çevresindekilere “Her şey kontrol altında” mesajını vermeye yetiyor.
Brezilya’nın kadrosu hâlâ kusursuz değil. Ama Ancelotti takıma bir yön verebilir ve bunu yaptı. Gerektiğinde acımasız davranmaktan da çekinmedi. Japonya karşısında yaşanan savunma felaketinin ardından o maçta görev alan savunmacıların hiçbirini Dünya Kupası kadrosuna almadı. Kaleci bile bunun dışında kalamadı.
Gösterişin ve histerinin alkışlandığı futbol dünyasında Ancelotti, ağırbaşlılığın hâlâ bir erdem olduğunu hatırlatıyor. Houston’daki son düdükte de bunu yaptı. Başkaları sevinçten kendini kaybederken o yalnızca yardımcılarının omzuna dokundu, ardından rakip kulübeye yürüyüp zarafetle teşekkür etti.
Çünkü gerçek asalet, en çok zafer anlarında ortaya çıkar.
Ve Carlo Ancelotti bunu herkesten iyi biliyor.
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

