Site icon Serbest Görüş

Devlet ‘tamamlandı’ yanılgısına düşmemeli


Bask partisi EH Bildu’nun Uluslararası İlişkiler Sorumlusu Igor Zulaika Zurimendi ile konuştuk: 

  • Mesele, devletin Kürtlere ‘her zaman haklıydınız’ demesi değildir; mesele, devletin Kürtlere ve Türkiye’deki diğer kesimlere bir şeylerin değişebileceğini hissettirecek güveni ve güvenceleri sunmasıdır 
  •  Devlet açısından bakıldığında, ‘bu aşamaya gelindiği için artık başka bir şey yapmaya gerek olmadığı’ yanılgısına düşülmemelidir. Sorunları daha büyümeden ele alıp çözüme kavuşturmak çok daha iyidir
  •  Kürt Hareketi için söyleyebileceğimiz tek şey şudur: En önemli husus, yaptıklarınızı hareketinize izah edebilmektir. Muhtemelen en zorlu müzakereler de işte bu noktada, yani kendi yoldaşlarınızla yürütülen süreçte yaşanır

Şirin Bayık

İspanya’nın Bask Bölgesi’ndeki çatışma çözümü, müzakere süreçleri ve ETA’nın silahsızlanma modeline dair uluslararası alanda tecrübelerini paylaşan EH Bildu’nun Uluslararası İlişkiler ve Politika Sorumlusu Igor Zulaika Zurimendi ile Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ni ve diğer dünya örneklerini konuştuk. İspanya’daki Bask Bölgesi ile Madrid hükümeti arasındaki tarihi çatışmaların çözümü ve ETA’nın silahsızlanma süreçlerinde aktif bir figür olarak öne çıkan Zurimendi, 11 Temmuz 2025’te PKK’nin tarihi silah yakma törenine gözlemci olarak katıldığını belirterek, aradan geçen bir yıl içerisinde süreçte daha fazla gelişmenin yaşanması beklentisini dile getirdi.

  • Bildiğiniz gibi Türkiye’de Barış ve Demokratik Toplum Süreci devam ediyor. Bu süreç dahilinde PKK’den bir yıl önce somut bir adım geldi ve silah yakma eylemi gerçekleştirildi. Çatışma çözümlerine bakıldığında diğer dünya örneklerinden farklı olarak başlatılan bu süreci siz nasıl değerlendiriyorsunuz?

Casenê Mağarası’ndaki silahların imhasına tanıklık eden uluslararası gözlemcilerden biri olmaktan onur duydum; bu, bizim için çok önemli bir andı. Bu son derece önemliydi çünkü söz konusu grubun, çatışmayı çözüme kavuşturmaya yönelik adımlar atarak demokratik ve barışçıl bir toplum yaratma konusundaki siyasi kararlılığını ortaya koyuyordu. Dolayısıyla, bu yıl daha fazla ilerleme kaydedildiğini ve somut gelişmeler yaşandığını görmeyi umuyorduk. Genel olarak bunun çok cesurca bir karar olduğunu düşünüyoruz. Bu, Kürt Hareketi’nin kendi iradesiyle alması gereken bir karardı; ancak Kürt Hareketi’ni aldığı kararlarda her zaman desteklediğimiz gibi, bu kararında da onlara destek verdik. Bu nedenle, atılan adımın çok önemli ve yerinde bir karar olduğuna inanıyoruz. Yine de, bu yıl içerisinde daha fazla gelişme yaşandığını görmeyi arzu ettiğimiz de bir gerçektir.

  • Sizde olduğu gibi bu tür çatışma çözümü süreçlerinde DDR (Silahsızlanma, Demobilizasyon ve Yeniden Entegrasyon) önemli bir süreç olarak ön plana çıkıyor. Sizce bu süreç neden önemli?

Evet, DDR konusuna baktığımızda; asıl önemli olanın DDR kavramının kendisi olup olmadığından emin değilim. Önemli olan, çatışmaların yol açtığı sonuçların aşılmasına yönelik adımların atılmasını sağlamaktır. Bizim de öğrendiğimiz budur. Dolayısıyla, evlerine dönmek durumunda olan eski savaşçıların varlığı bir sorun teşkil ediyorsa, onları mobilize etmek ve topluma yeniden kazandırmak önem taşır. Eğer risk oluşturan silahlar varsa, bunların imha edilmesi gerekir. Yani bizim için önemli olan, bu sorunları ele almaktır. Belki DDR kavramı veya fikri tek başına esas mesele değildir ama eğer bu süreç amaca hizmet ediyorsa, ne âlâ. Önemli olan, gelecekte sorun yaratabilecek meseleleri çözüme kavuşturmaktır. Yani esirler, savaşçılar, silahlar ve ülkenin askerden arındırılması… Tüm bu hususlar ele alınmalıdır. Mesele sürecin adı değil, bu konuların ele alınması gerekliliğidir.

  •  Türkiye’de devam eden sürece ilişkin taraflar farklı tanımlamaları görüyoruz. Örneğin, Kürt Hareketi ‘Barış süreci’ derken, devlet ‘terörsüz Türkiye’ demekte ısrar ediyor. Çatışma çözümünde tarafların kullandığı dil ve tonu neden önemlidir?

Devletin dilinin ve üslubunun ne olması gerektiği konusunda bir şey söyleyemeyeceğim. Ancak anladığım kadarıyla, bu dil ve üslubun çözüm sürecine katkı sağlayan bir nitelikte olması gerekiyor. Eğer mevcut söylemleri çözüme hizmet etmiyorsa, muhtemelen bir faydası da yoktur. Ayrıca şunu da anlamak gerekir: Mesele, devletin Kürtlere “her zaman haklıydınız” demesi değildir; mesele, devletin Kürtlere ve Türkiye’deki diğer kesimlere, hayatlarına devam edebileceklerini ve bir şeylerin değişebileceğini hissettirecek güveni ve güvenceleri sunmasıdır. Dolayısıyla, hükümetin tutumunda da bir değişiklik olduğunun topluma yansıtılabilmesi adına, kullandıkları dili değiştirmeleri önemlidir.

  • Son dönemlerde Türkiye gündeminde de yasal çerçeve konuşuluyor. Yine bu tür süreçlerde siyasi tutsaklar için koşulsuz salıverilme maddeleri de önem taşıyor. Barış süreçlerinde bu maddenin önemi nedir?

Evet,  açıkçası, neyin daha önemli olup olmadığını söyleyebilecek durumda değilim. Ancak şunu söyleyebilirim ki çatışmanın tarafları için bir çıkış yolu bulunmalıdır; bu yol onurlu olmalı, haklara saygı göstermeli ve kendilerine ileriye dönük bir yol açmalıdır. Söz konusu meseleleri çözecek bir yol bulunması şarttır. Bunun hukuki bir süreç mi olacağı konusuna gelince; buna karar vermek bana düşmez; bunun yolunu bulmak müzakerecilerin ve sürece dahil olan tarafların işidir.

  • Türkiye iç politikada Kürt meselesinde barış sürecini sürdürüyor ancak dış politikada Kürtlere muhalif pozisyonunu ise koruyor. Bir uluslararası ilişkiler görevlisi olarak bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Evet, barış süreçleri ve her türlü siyasi süreçle ilgili temel husus şudur; karşı taraf her zaman kendi çıkarlarını savunacaktır. Dolayısıyla bu konuyu ele alırken, Türkiye’nin muhtemelen yine böyle davranacağını göz önünde bulundurmamız gerekir; bu da Kürt Hareketi’nin neler olup bittiğini çok örgütlü bir biçimde anlatmasını ve farklı kesimlere ulaşmaya çalışmasını zorunlu kılar. Zira Türk devleti, kendi konumunun gücünü elinden alacak hiçbir adım atmaz. Kendi güçlerini kendi elleriyle azaltmazlar. Onlar için müzakere, bu sorunu nasıl çözebileceklerini görmeye yönelik bir yöntemdir. Öte yandan, biraz önce ifade ettiğim üzere, tutumlarını değiştirmeleri gerekir; çünkü onlar Kürtleri tasfiye etmeyi amaçlıyorlar. Yani onlar açısından bu süreç, sizin için olduğu gibi bir süreç değil, tam tersine, mümkün olduğunca az şey vermeye çalıştıkları bir süreçtir. Uluslararası tutum da bu durumla bağlantılı olacaktır. Zira onlar mümkün olduğunca az taviz vermeye çalışacaklardır.

  • Son olarak kendi deneyimlerinizden yola çıkarak neler söyleyebilirsiniz?

Örneğin devlet açısından bakıldığında, “bu aşamaya gelindiği için artık başka bir şey yapmaya gerek olmadığı” yanılgısına düşülmemelidir. Sorunları daha büyümeden ele alıp çözüme kavuşturmak çok daha iyidir. Kürt hareketi için ise kendi deneyimlerimizden hareketle söyleyebileceğimiz tek şey şudur: En önemli husus, yaptıklarınızı kendi hareketinize izah edebilmektir. Muhtemelen en zorlu müzakereler de işte bu noktada, yani kendi yoldaşlarınızla yürütülen süreçte yaşanır. Sanırım edindiğimiz dersleri bu iki fikirle özetleyebiliriz; Sorunların ele alınması ve hareketin birliğinin korunması gerekmektedir.

Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Exit mobile version