Kürdistan’da yaygınlaşan bağımlılıkla mücadelenin yetersiz kaldığına işaret eden psikolog Azad Günderci, yalnızca tıbbi değil, aynı zamanda sosyal ve toplumsal bir mücadeleye de ihtiyaç olduğunu söyledi
Sağlık Bakanlığı’nın verilerine göre psikiyatri klinikleri ve Alkol ve Madde Bağımlılığı Tedavi ve Araştırma Merkezi’ne (AMATEM) bağımlılık nedeniyle başvuran kişi sayısı yılda 373 bine ulaştı. Birçok araştırmaya göre de Kürdistan kentlerinde de madde kullanım oranları hızla artıyor. Kürdistan’daki duruma dair değerlendirmelerde bulunan Psikolog Azad Günderci, bunun temel nedenlerinden birinin toplumsal yıkım olduğunu söyledi.
Travma ile bağımlılık arasında ilişki
Bölgede uzun yıllardır devam eden çatışma, zorunlu göç, baskı, adalet, özgürlük ve eşitlik noktasında yaşanan eksikliklerin toplumda derin travmalar yarattığını söyleyen Azad Günderci, “Travma ile bağımlılık arasında çok güçlü bir ilişki var. Travmatik yaşantılar arttıkça hem bireysel hem toplumsal düzeyde bağımlılık riski de artıyor” şeklinde konuştu.
Gelecek kaygısı, işsizlik
Ruhsal boşluk, gelecek kaygısı, işsizlik ve ekonomik sorunların da bağımlılığı besleyen başlıca nedenler arasında yer aldığını dile getiren Azad Günderci, oluşan boşluğun çoğu zaman madde tarafından giderilmeye çalışıldığını belirtti. Ruhsal boşluk, gelecek kaygısı, işsizlik ve ekonomik sorunların bağımlılığı besleyen nedenlerden olduğuna dikkat çeken Azad Günderci, “Bir genç spor faaliyetlerine, kültür etkinliklerine veya güvenli sosyal alanlara ulaşamıyorsa; buna karşılık uyuşturucuya çok rahat ulaşabiliyorsa o ruhsal boşluğu madde çok kolay doldurabiliyor. Boş zamanların doğru yönlendirilememesi nedeniyle bu alanları çoğu zaman suç örgütleri ve uyuşturucu ağı dolduruyor” dedi.
En riskli yaş grubunun ergenlik dönemidir
Geleceğe dair umut taşımayan gençlerin farklı arayışlara yöneldiğini belirten Azad Günderci, “Bir genç mutsuzluk ve umutsuzlukla mücadele etmek için kendini tedavi etmeye çalışıyor. Bunun en kısa yolu olarak da madde kullanımının olduğu ortamlara girebiliyor” ifadelerinde bulundu.
Bağımlılığın yalnızca bireysel tercihle açıklanamayacağına dikkat çeken Azad Günderci, çocukluk dönemindeki ihmal, istismar, ekonomik yoksulluk, okuldan kopuş ve sosyal destek mekanizmalarının yetersizliğinin çocukları sistem dışına ittiğini belirtti.
Madde kullanımının bir süre sonra biyolojik bağımlılığa dönüştüğünü tanımlayan Azad Günderci, en riskli yaş grubunun ergenlik dönemi olduğunu söyledi.
Eksik kalan çalışmalar
Amed ve bölge kentlerinde yürütülen bağımlılıkla mücadele çalışmalarının yeterli olmadığına dikkat çeken Azad Günderci, yerel yönetimlerin bazı adımlar attığını ancak bunların pratiğe geçirilmesi konusunda eksiklikler olduğunu söyledi. Azad Günderci, “Bu yalnızca belediyelerin işi değil. Kamu kurumları, sivil toplum örgütleri, meslek odaları ve bütün kent birlikte hareket etmeli. Mahalleden başlayıp il geneline yayılan psiko-sosyal destek ve rehabilitasyon çalışmalarına ihtiyaç var” şeklinde konuştu.
Azad Günderci, bağımlı kişilere dair onarıcı ve tedavi edici bir yaklaşımın esas alınması gerektiğini söyledi.
Sosyal ve toplumsal bir mücadele şart
Kürdistan kentlerindeki bağımlılığın hızla artmasının sebebinin devlet eliyle yürütülen özel savaş politikaları olduğunu hatırlatan Azad Günderci, “Uzun yıllar süren çatışmalar, zorunlu göçler, sürekli tekrar eden travmalar, yasların tanınmaması, adalet ve eşitlik duygusunun zedelenmesi toplumda derin ruhsal boşluklar oluşturuyor. Bu boşluk onarılmadığında bağımlılık çok daha kolay gelişiyor. Bu nedenle bağımlılıkla mücadele yalnızca tıbbi değil, aynı zamanda sosyal ve toplumsal bir mücadeledir” dedi.
Sadece ilaç tedavisiyle olmaz
Aile desteği, psikolojik destek, istihdam, eğitim, sanat ve spor faaliyetlerinin bağımlılıkla mücadelede belirleyici olduğunu belirten Azad Günderci, “Bağımlılık sadece ilaç tedavisiyle ortadan kaldırılabilecek bir durum değildir. Tedaviden sonra kişinin eski koşullarına geri dönmesi nüks riskini artırır. Bu nedenle sosyal destek sistemleri, okulda kalmayı sağlayan politikalar, istihdam olanakları ve kültürel-sportif faaliyetler birlikte yürütülmelidir. Bütün toplumun ortak mücadelesi olmadan bağımlılıkla kalıcı biçimde mücadele etmek mümkün değildir” ifadelerinde bulundu.
Kaynak: MA
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

