Hizbullah üyelerine yönelik yargılamalarda cezasızlık anlayışının sürdüğünü belirten Mehmet Sincar dosyasının avukatı Mehdi Özdemir, kalıcı barış için geçmişle yüzleşilmesi gerektiğini vurguladı
Kürdistan’da 1990’lı yıllarda yüzlerce kişiyi alıkoyan, katleden ve domuz bağı işkencesi uygulayan Hizbullah üyelerine yönelik cezasızlık politikaları yıllardır sürüyor.
En son Êlih’te (Batman) 4 Eylül 1993 tarihinde katledilen Demokrasi Partisi (DEP) Mêrdîn Milletvekili Mehmet Sincar’ın da aralarında bulunduğu 183 kişinin ölümünden sorumlu tutulan Hizbullah lideri Edip Gümüş ile askeri kanat sorumlusu Cemal Tutar’a, Diyarbakır 6’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılandığı davada “örgüt üyeliği” suçundan 7 yıl 5 ay hapis cezası verildi. Her iki ismin tutumunu “saygın” bulan mahkeme, sanıklar hakkında “iyi hal” indirimi uygulayarak, cezayı 6 yıl 3 aya düşürdü. Böylelikle daha önce 9 yıl tutuklu kalan sanıkların tekrar cezaevine girmelerinin önü kapatılmış oldu.
Devlet HÜDA-PAR anlaşması
Özellikle 1992 ile 1994 yıllarında birçok kişinin Hizbullah tarafından katledildiğini hatırlatan Mehdi Özdemir, 2000’de Hizbullah’ın lideri Hüseyin Velioğlu’nun öldürüldüğü İstanbul Beykoz’daki operasyon sonrası ele geçirilen arşivlerle birlikte Hizbullah üyelerine yönelik yargılanmalara başlandığını hatırlattı.
2018 yılında devletin HÜDA-PAR’la kurduğu ilişkiye işaret eden Mehdi Özdemir, bunun ardından Hizbullah üyelerinin yeniden yargılanmasına başlandığını belirtti.
‘Faillerin sorumluluğu bertaraf ediliyor’
Edip Gümüş ve Cemal Tutar’ın yargılanma sürecine dair hatırlatmalarda bulunan Mehdi Özdemir, “14 Temmuz’da ‘Ölümlerden sorumluluğunun tespit edilmediği, Hizbullah örgütünde yönetici bir konumunun bulunmadığı’ noktasındaki iki farklı tespitle bu kişiler açısından örgüt üyeliği suçlamasıyla alt sınırdan ve iyi hal indirimi uygulanmak suretiyle -ödül gibi- 6 yıl 3 ay ceza verildi. Her iki şahsın Hizbullah örgütünde yönetici konumunda olduğu önceki yargılama sürecindeki gerek kendi beyanları, gerekse de tanık veya birlikte yargılandığı kişilerin savunmalarında ayrıntılı bir şekilde belirtilmişti. Ha keza Beykoz operasyonunda ele geçirilen dokümanlarda da bu husus tespit edilmişti. Yönetici konumunda olan kişilerin üyelik pozisyonuna indirgenerek yargılanma süreçlerinin yapılmasındaki asıl amaç, 183 kişinin ölümünden sorumluluklarının bertaraf edilmesidir. Bu açıdan baktığımız zaman Hizbullah örgütünün işlemiş olduğu ölümler, işkenceler, alıkoymalar ve benzeri tüm hukuk dışı eylemlerin sorumluluğunun bulunduğu bu kişilerin yargı eliyle aklanması; mevcut yaşamını yitirenler açısından da yargılama süreçlerinin failsiz bırakılmasının amaçlandığı bir süreci yaşıyoruz” diye belirtti.
Yargılamaya mağdurlar dahil edilmiyor
Mahkemelerin Hizbullah tarafından 1992-1994 yıllarında yaşamını yitirenlerin yakınları veya o dönem itibariyle mağdur pozisyonunda olan kişileri yargılamalara dahil etmediğine dikkat çeken Mehdi Özdemir, bu yargılama süreçlerine etkin katılımlarının sağlanmasının mahkemenin temel sorumluluk alanlarından biri olduğunu kaydetti.
Temyiz başvurusu
Mehmet Sincar’ın ailesi adına bu yargılama neticesinde “örgüt üyeliği” suçundan verilen hapis cezasına karşı temyiz yoluna başvurduklarını belirten Mehdi Özdemir, yaşamını yitirenlerin yakınının ya da mağdur pozisyonunda olan herkesin bu nihai karara karşı kanun yoluna başvuru yapmasının elzem olduğunu vurguladı.
‘Geçmişle yüzleşilecek mekanizmalar sağlanmalı’
Hizbullah’a dönük cezasızlık politikasını Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında da değerlendiren Mehdi Özdemir, şunları dile getirdi:
“Gerçek barış adaletin tesisiyle sağlanabilir. Geçmişle yüzleşmenin, adaletin gerçek anlamda tesis edildiği bir sürecin inşası gerekir. Bu da Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nde devletin geçmişle yüzleşmeyi sağlayacak adalet mekanizmalarını oluşturmasıyla sağlanabilir. Hizbullah eliyle işlenen cinayetlerdeki faillerin aklanma sürecine son verilmeli, bu anlamda arka plandaki sorumluluğu bulunan kişilere dair de bir yargılama süreci işletilmeli.”
Haber: Rukiye Payiz Adıgüzel / MA
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

