Gabar’da 32 yıl önce yakılan köylerini yeniden inşa etmek isteyen Ziwinga Şikaka köyü sakinlerinin dönüşünü engelleyen Abdullah Öner isimli şahıs, köyde hem ağaçları kesip satıyor hem de köyün meralarını kiralıyor
Kürdistan’da binlerce köy 90’lı yıllarda “güvenlik” adı altında yakılarak boşaltıldı. Köy yakmalarının yoğun yapıldığı yerlerden biri olan Şirnex’teki Gabar Dağı bölgesinde yaklaşık 300 köy koruculuk dayatmalarını kabul etmedikleri için yakılarak boşaltıldı. Barış ve Demokratik Toplum Süreci ile birlikte köylerine dönmek isteyen yurttaşlar, farklı engellerle karşılaşıyor. Bu köylerden biri de 1993 ve 1994 yıllarında iki kez yakılan Şirnex’ın Basa (Güçlükonak) ilçesindeki Ziwinga Şikaka köyü. Türkiye ve Kürdistan’ın farklı kentlerine göç etmek zorunda bırakıların yurttaşların köylerine geri dönmesi köyde yaşayan Abdullah Öner ve ona destek veren devlet yetkilileri tarafından engelleniyor.
Abdullah Öner denen kişinin 2007 yılında “güvenlik” gerekçesiyle sivil yurttaşların girişine yasaklı olduğu bir dönemde köye yerleştiği ve devlet desteğiyle ev kurduğu belirtildi.
Meraları kiralıyor
O dönem köyün muhtarlığını da yapan Abdullah Öner’in, devletin sağladığı imkanlarla yıllardır bölgede ağaç kesip sattığı belirtilirken, meralarını da koçerlere para karşılığında kiraladığı kaydedildi. Devlet desteğiyle köyde adeta “imparatorluk” kuran Abdullah Öner’in, 2021 yılında gerekli izinleri alıp köye yerleşen 5 aileye baskı uyguladığı ve sürekli tehdit ettiği kaydedildi.
Mezarlık ziyaretinde saldırıya maruz kaldılar
Son olarak Kurban Bayramı münasebetiyle (28 Mayıs) çok sayıda yurttaşın köydeki akrabalarının mezarlarını ziyaret etmek için köye gittiklerinde Abdullah Öner ve akrabalarının saldırısına maruz kaldıkları öğrenildi. Saldırıda 7 yurttaşın farklı yerlerinden yaralandığı ifade edilirken, silahların da kullanılmasına rağmen gözaltına alınan 5 kişinin ifade işlemlerinin ardından serbest bırakıldığı belirtildi.

‘Köye dönüşe engel oluyorlar’
Saldırının ardından köylülerin kendi köylerine girişleri “güvenlik” gerekçesiyle yasaklandı. 6 gündür köye 7 kilometre uzaklıkta bulunan Basa-Sêrt yolunda bekletilen köylüler, yaşananları anlatarak, köylerine dönerek yeniden inşa etmek istediklerini söyledi.
Êlih’ten gelen Nezir Elçiçek (37), tek amaçlarının köylerini yeniden inşa etmek olduğunu belirterek, “Köyümüz 32 yıl önce boşaltıldı. O tarihten bu yana köye geri dönme hayalleri içindeyiz. Ancak Öner ailesi devlet kurumlarının desteğiyle köyümüzü rant alanı olarak kullanıyor. Köyümüzün meralarını büyük paralar karşılığında koçerlere kiralıyorlar. Ağaçlarımız kesiliyor, yakılıyor. Büyük bir rant var ortada bundan kaynaklı geri dönmemizi istemiyorlar. Uzun yıllardır köye geri dönmek istiyoruz ancak bu aile izin vermiyor. Bu ailenin arkasında ondan rant devşirenler var. Birçok kez fiziki olarak saldırılarına maruz kaldık ancak silahlı saldırı yapanlar bile iki gün gözaltında bile tutulmuyor ve hemen serbest bırakılıyor. Bu bile yaşananları özetliyor aslında. Biz kimin bu aileye destek verdiğini açık bir şekilde açıklamasını istiyoruz. Biz köyümüze dönemezken bu şahıs 2007’de nasıl geri döndü” diye sordu.
‘Verilen sözler tutulmadı’
Verilen sözlerin tutulmadığını belirten Nezir Elçiçek, “Biz köyümüze onurlu bir şekilde dönmek istiyoruz. Bu topraklar bizim topraklarımız. Kimsenin toprağı değil. Yıllardır dönmek için yetkili kurumlara başvuru yapıyoruz bize sözler veriliyor ancak bu sözler tutulmuyor. Bundan kaynaklı Öner ailesi saldırılarını arttırıyor. Kimse onlara karışmadığı için kendilerinde bu gücü görüyorlar. 28 Mayıs’ta da bayram için köye geldik. Planlı bir saldırı oldu. Silahlar, taşlar, odunlar ile yaşlı insanlara saldırdılar. Biz sadece köyümüze dönmek istiyoruz. Başka bir talebimiz yok. Abdullah Öner yüzünden onlarca aile kendi köyüne dönemiyor. Jandarma burada bizim köyümüze girmemizi yasaklıyor ancak biz bunu kabul etmiyoruz. Bir çözüm bulunana kadar köyümüze en yakın noktada beklemeye devam edeceğiz” dedi.
‘Babam hala köyde ve ben kaygılıyım’
Bayramın ikinci günü 28 Mayıs’ta yaşanan saldırıya dair konuşan Ayşe Oygu, “Babam 2021’de köye geri dönüş sağlayan 5 aileden biri. Oraya döndüğünden beri Abdullah Öner’in baskıları ile karşı karşıyalar. Köyde bulunan akrabalarımızı ziyaret etmek için bayramda köye gittik. Mezarlığı ziyaret ettik. Gençlerin olmadığı bir zamanda onlarca kişi silahlar ile saldırı gerçekleştirdi. Saldırıda uzun namlulu silahlar da kullanmışlar. Birçok kişi ağır yaralandı. Şu an benim babam hala köyde ve ben kaygılıyım. Babam orada hayvanlarına bakıyor. Yeniden saldırıya maruz kalmayacakları ne malum? Kaygılarımız var. Köye girmemiz yasak. Şu an jandarma Abdullah Öner ve ailesini korumaya almak için köye giriş yasağı uyguluyor. Saldırı olduğu zaman askerler gelip bize bir şey sormadı. Gelen askerler Abdullah Öner’in evinin önünden çadır kurdu, kamp yapıp, ateş yakarak nöbet tuttular. Biz sadece köyümüze dönmek istiyoruz. Yetkililer buna bir çözüm bulsunlar” diye belirtti.
‘Köyümüzü inşa etmek istiyoruz’
Saldırıya maruz kalanlar arasında yer alan Agit Tansu (36) yaşananları anlatarak, “Biz bayram için gittik ancak saldırıya maruz kaldık. Devlet bunları desteklemeyi bırakmalı. Herkes kendi köyüne dönebiliyor ancak biz dönemiyoruz. Şu an yasaklı. Biz köyümüzü inşa etmek istiyoruz. Daha fazla kentlerde perişanlık içinde yaşamak istemiyoruz. Çocuklarımızın köyde büyümelerini istiyoruz. Köyde elektrik yok, yol yok. Kendi imkanlarımızla para toplayarak geçen yıllarda bir toprak yol yaptık. İzin verilse köyümüzü yeniden inşa edeceğiz” şeklinde konuştu.
Köyün boşaltılma hikayesi
PKK’nin 15 Ağustos 1984’te Sêrt’in Dihê (Eruh) ilçesinde gerçekleştirdiği ilk silahlı eylemde Ziwinga Şikaka’dan 5 kişinin katıldığı gerekçesi ile köy eylemden bir gün sonra devlet baskısı altına alınır. Yapılan koruculuk dayatmaları sonucu her ne kadar köyde bazı kişiler korucu olsa da Basa’nın ilçe olması ile birlikte 1991’de köyde bulunan bütün korucular silahlarını teslim ederek koruculuğu terk eder. Köyden PKK’ye katılımların yüksek olduğu gerekçesiyle köy tekrar devlet baskısına maruz bırakılır ve 1993’te köyde bulunan evler rastgele yakılır. Göçe zorlanan köy sakinleri, bunu reddederek ve kolektif bir şekilde köylerini yeniden inşa eder. Ancak aradan geçen bir yılda 1994’te tekrar köy yakılır ve kimsenin köye dönmesine izin verilmez. Bunun üzerine köy sakinlerinin büyük bir kısmı Êlih’e taşınırken, kimileri ise Denizli, Adana, Mersin, İstanbul gibi Türkiye metropollerine taşınır.
Haber: Emrullah Acar \ MA
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***