Site icon Serbest Görüş

Yaşamayan bilmez…

Mehmet Akif Yeşilyurt


YORUM | MEHMET AKİF YEŞİLYURT

15 Ocak 2009 tarihinde bütün televizyonların ana bültenlererini, medya organlarının manşetlerini, New York’taki Hudson nehrinin üzerine inmiş bir uçağın görüntüleri dolduruyordu. Bütün dünya bu uçağı, uçağın pilotunu ve uçağın kanadına çıkmış yolcularını konuşuyordu. Bu ne bir film sahnesiydi ne de bir tatbikat.

Amerikan Havayollarına ait 1549 sefer sayılı A320 tipi uçak New York’taki LaGuardia Havalimanı’ndan Charlotte Douglas Havalimanına gitmek için havalanmasından kısa bir süre sonra iki motorunu da devre dışı bırakacak şekilde kuş sürüsüne çarpmıştı. 57 yaşındaki Kaptan pilot Chesley Sullenberg ve yardımcı pilot Jeff Skiles; motor gücü olmaksızın en yakınlardaki Teterboro Havaalanına yetiştiremeyeceklerine kanaat getirince rotayı Hudson Nehrine çevirmişler ve uçağı suyun üzerine indirmeyi başarmışlardı. Mürettebat ve yolcuların hayatı kurtulmuştu ve medya kaptan Sullenburger’i bir kahraman olarak tarif ediyordu.

Uçak suya iner inmez yolcular uçağın içinden tahliye edilmişti. Soğuk havada soğuk Hudson Nehri sularında batma ve hipotermi riski taşıyan yolcular çevredeki tekne ve feribotların da yardımıyla kurtarılmıştı. Bütün dünya Kaptan Sullenberg’i ve yardımcısı Jeff Skiles’i konuşuyordu.

Bir müddet sonra olayın sıcaklığı geçmişti ve gelen raporlarda farklı bir durum söz konusuydu. Dünyadaki bütün uçakların iletişim, adresleme ve raporlamasını yapan ACARS’dan gelen ön veriler, olay anında uçağın motorunun hala rölantide çalıştığını bildirmektedir. ‘Teorik olarak’, bu uçağın kalkış yaptığı LaGuardia Havalimanına tekrar dönmek ya da Teterboro’daki piste inmek için yeterli gücü olduğu anlamına geliyordu. Amerika Ulusal Ulaşım Güvenliği Kurulu, bilgisayar simülasyonlarında uçağın herhangi bir havalimanına motorsuz olarak güvenli bir şekilde inebildiğini iddia edince Kaptan Sullenberg hakkında dava açıldı. Havacılık dünyasından yakın tanıdıkları olan Ulusal Güvenlik Kurulu üyeleri onun hesaba çekilmesini istiyordu. Bu iddia bir halk kahramanı olarak gösterilen Sullenberg’in, kahraman değil 155 yolcunun hayatını riske sokan bir sorumsuz olduğu anlamına gelmekteydi. Üstüne üstlük erken emekli edilme ve ömür boyu emekli maaşı alamama ile de karşı karşıyaydı.

Mahkemede; Ulusal Güvenlik Kurulu yetkilileri, simülasyonda, pilotlarla olayı tekrar ettirmiş ve pilotlar da uçağı havalimanlarına başarılı bir şekilde indirmişlerdi. Pilotlar, bir simülasyonda olduğunu bildikleri için hiç bir gerçek korku, endişe, bilinmezlik yaşamadan ve ne yapması gerektiğini önceden bilerek, uçakları iki havalimanına da indirmeyi başardılar.

Hatırlayacaksınız, bu olay daha sonra Tom Hanks’in başrolünü oynadığı ”Sully’ filmine de konu oldu. Filmdeki mahkeme sahnesini herkesin bir kaç kere izlemesini öneririm. O bölüm hayatın sahiciliği ya da sahici hayatla teorik bilginin, savaş sahnesi gibidir.

Sullenberg’in gerçek mahkemede ne söylediğini bilmiyorum ama filmde Kaptan kendini savunurken diyor ki ”bu pilotlar insani davranışlar sergilemiyor. Tepkileri bunu ilk kez yaşıyormuş gibi değil. Oysa kimse bizi simülasyonu kullanan pilotlar gibi uyarmadı. Kimse bu yükseklikte iki motoru da duran ilk jet olacaksınız demedi. Tıpkı markete gidermiş gibi LaGuardia’ya döndüler çünkü ne yapmaları gerektiği onlara söylenmişti. Analiz ve karar vermek için bir zamana ihtiyaçları yoktu. Ne tarafa ne kadar döneceklerini biliyorlardı. Bu simülasyonlarda kokpitten bütün insani faktörleri çıkarmışsınız.”

Aslında bu yazının amacı ne bu olayı gündeme getirmek ne de bir film tanıtımı yapmak değil. Beni bu olayda ve filmde etkileyen şey teoride olanlarla gerçek hayatın karşılaşmasıdır.

Teoride herkes kahramandır, herkes iyiden, güzelden, doğrudan yanadır. Herkes Hüseyin’den yana Yezit’e de düşmandır. Herkes sınanmadığı her günahın düşmanıdır. İnsanlar konuşurken, kitabi bilgileri, ağdalı cümleleri, beylik lafları sağına soluna yerleştirir ve eline aldığı kılıçla herkesi doğrar. Klima serinliğinde ateşin karşısındakini yargılar, özgüveni ile çok kolay yargılamalar yapar. Sullenger gibi iki motoru da bozulan uçakta, mutlak bir belirsizliğin içinde sahici bir riskle karşı karşıya kalmak simülasyonda uçak kullanmaya hiç benzemez. Bir şeyi yaşamakla, izlemek hiç bir zaman aynı değildir.

İnsan yaşamadan bilemez. Yaşanmayan bilinmez..

Sullenger şanslıydı, kaza anındaki kararları nedeniyle bir mahkemede yargılandı. Kaptan kendini ifade etme imkanı bulup insanın bir robot olmadığını heyete kabul ettirdi. Sahici bir kriz anında insanın yaşadığı belirsizliğin, verdiği kararları etkileyebileceği konusunda mahkeme heyetini ikna etti. Mahkeme adil bir tutum sergileyerek sadece kendisine getirilen raporları doğru kabul edip buna göre karar vermedi.

Herkes Sullunger gibi şanslı olamıyor.

Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Exit mobile version