Site icon Serbest Görüş

Türkiye tartışması artık insan haklarından çok rejim meselesi

Türkiye tartışması artık insan haklarından çok rejim meselesi


HABER-İZLENİM | ADEM YAVUZ ARSLAN, Washington DC

ABD Kongresi’nde bugün düzenlenen Türkiye oturumu, son yıllarda Washington’da Türkiye üzerine yapılan en dikkat çekici değerlendirmelerden biri olarak kayda geçti. Tom Lantos İnsan Hakları Komisyonu tarafından gerçekleştirilen “Türkiye Bir Daha Özgürlüğü Görecek mi? Otoriter Konsolidasyon mu, Demokrasinin Savunusu mu?” başlıklı oturumda gündem yalnızca insan hakları ihlalleri değildi. Tartışmanın merkezinde, Türkiye’de demokratik sistemin geleceği ve seçim yoluyla iktidar değişiminin hâlâ mümkün olup olmadığı sorusu yer aldı.

Washington’da Türkiye üzerine yapılan önceki oturumlarda ağırlıklı olarak ifade özgürlüğü, basın üzerindeki baskılar, siyasi tutuklamalar ve hukuk devleti sorunları ele alınırken, bu kez çerçeve daha geniş tutuldu. Konuşmacıların değerlendirmeleri, Türkiye’de yaşananların artık münferit hak ihlalleri ya da demokratik gerileme başlıklarıyla açıklanamayacak bir noktaya ulaştığı yönündeydi. Oturum boyunca sıkça vurgulanan tema, Türkiye’nin bir “insan hakları sorunu”ndan ziyade bir “rejim sorunu” ile karşı karşıya olduğu görüşüydü.

Rekabetçi otoriterlikten daha ileri bir aşamaya mı?

Oturumun dikkat çeken sunumlarından biri, Harvard Üniversitesi ve Carnegie Endowment araştırmacısı Andrew O’Donohue’dan geldi. O’Donohue, Türkiye’nin uzun süredir siyaset bilimi literatüründe “rekabetçi otoriter rejim” kategorisinde değerlendirildiğini hatırlattı. Bu modelde seçimler yapılmaya devam eder, muhalefet faaliyet gösterebilir; ancak iktidar, devlet imkânlarını kullanarak siyasi rekabeti ciddi ölçüde kendi lehine şekillendirir.

Ancak Washington’daki tartışmalarda öne çıkan değerlendirme, son dönemde yaşanan gelişmelerin Türkiye’yi bu kategorinin ötesine taşıyabileceği yönündeydi. Özellikle İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na yönelik süreç ve ana muhalefet partisi CHP etrafında şekillenen yargı tartışmaları, seçimlerin varlığından çok, seçim sonuçlarının iktidar değişimini sağlayıp sağlayamayacağı sorusunu gündeme taşıdı. Bu nedenle Kongre’deki tartışmanın ekseni, “Türkiye’de seçim yapılacak mı?” sorusundan “Seçimler iktidarı değiştirebilir mi?” sorusuna kaymış görünüyordu.

CHP’ye yönelik müdahaleler Washington’ın radarında

Oturumda en fazla dikkat çeken başlıklardan biri de CHP’ye yönelik hukuki ve siyasi müdahale iddiaları oldu. Türkiye uzmanı Henri Barkey, CHP’nin kurultay sürecine ilişkin yargı kararlarını ve parti yönetimi üzerindeki baskıları, siyasi rekabet alanının daha da daraltılmasının işareti olarak değerlendirdi.

Washington’daki uzman çevrelerde giderek yaygınlaşan görüşe göre, mesele artık yalnızca belirli siyasetçilerin hedef alınması değil. Tartışma, muhalefetin kurumsal kapasitesinin ve seçimlerde iktidara alternatif oluşturabilme potansiyelinin ne ölçüde korunabileceği noktasına taşınmış durumda. Bu nedenle CHP etrafındaki gelişmeler, uluslararası gözlemciler tarafından yalnızca iç siyasi çekişmeler olarak değil, Türkiye’de demokratik rekabetin geleceğini etkileyen gelişmeler olarak okunuyor.

Ankara kadar Washington da tartışılıyor

Middle East Forum Direktörü Michael Rubin’in değerlendirmeleri ise dikkatleri Ankara’dan çok Washington’a çevirdi. Rubin, ABD yönetimlerinin ve Batılı başkentlerin Türkiye’deki demokratik gerilemeye karşı uzun süredir düşük profilli bir politika izlediğini savundu. Ona göre bu yaklaşım, Ankara’da uluslararası maliyetlerin sınırlı olduğu yönünde bir algının oluşmasına katkı sağladı.

Washington’da Türkiye tartışmalarında son yıllarda sıkça karşılaşılan bir görüş bu. İnsan hakları örgütleri ve bazı Kongre üyeleri, Batılı ülkelerin stratejik ve güvenlik temelli kaygıları nedeniyle demokrasi ve hukuk devleti konularında yeterince güçlü bir tutum sergilemediğini ileri sürüyor. Ancak aynı zamanda, ABD yönetimlerinin Türkiye ile ilişkilerde NATO, bölgesel güvenlik ve jeopolitik dengeleri öncelikli gördüğü de bilinen bir gerçek. Bu nedenle Washington’daki tartışma, yalnızca Türkiye’nin değil, Batı’nın Türkiye politikasının da sorgulandığı bir zeminde ilerliyor.

İnsan hikâyelerinden sistem tartışmasına

Oturumun en dikkat çekici bölümlerinden biri, eski siyasi mahkûm ve NASA’da görev yapan bilim insanı Dr. Serkan Gölge’nin tanıklığıydı. Gölge, kendi davasının uluslararası kamuoyunda görünürlük kazandığı için bilinir hale geldiğini, ancak benzer süreçlerden geçen binlerce kişinin aynı imkâna sahip olmadığını vurguladı.

Bu vurgu, oturumun genel ruhunu da yansıtıyordu. Çünkü konuşmacılar, Türkiye’deki hak ihlallerini artık tek tek vakalar üzerinden değil, sistemin işleyişi bağlamında değerlendirme eğilimindeydi. Tartışma, belirli davaların ötesinde, kurumların bağımsızlığı, yargının tarafsızlığı ve siyasi rekabetin sürdürülebilirliği gibi daha temel başlıklara taşınmış görünüyordu.

Serkan Gölge, ABD Kongresi’nde Türkiye’deki siyasi yargılamaları anlattı:

-Sıradan bir hayat terör suçuna dönüştürüldü
-Delil değil, profil üzerinden yargılandık
-Ben tek değilim, binlercesi var
-2019’da Trump-Erdoğan görüşmesi sonrası tahliye edildimhttps://t.co/b3NgWpCgh0 pic.twitter.com/crzqZSChoN

— Tr724 (@tr724com) June 3, 2026

Asıl tartışma: Türkiye’nin siyasi sistemi

Washington’daki oturumdan çıkan en önemli sonuç, Türkiye’ye ilişkin uluslararası tartışmanın yeni bir aşamaya geçmiş olmasıdır. Artık mesele yalnızca gazetecilerin tutuklanması, ifade özgürlüğü ihlalleri ya da bireysel hak ihlalleri olarak ele alınmıyor. Bu başlıklar önemini korusa da, tartışmanın merkezinde daha temel bir soru bulunuyor: Türkiye’de demokratik rekabet ve seçim yoluyla iktidar değişimi gelecekte de mümkün olacak mı?

Bu nedenle Kongre’deki oturumun başlığı, aslında Washington’daki genel yaklaşımı da özetliyordu: “Türkiye bir daha özgürlüğü görecek mi?”

Bugün ABD’de Türkiye üzerine çalışan uzmanların önemli bir bölümü için bu soru, artık yalnızca insan hakları perspektifinden değil, ülkenin siyasi sisteminin geleceği açısından da değerlendiriliyor. Washington’dan bakıldığında görülen tablo, Türkiye tartışmasının insan hakları dosyasının ötesine geçerek doğrudan rejimin niteliği ve demokratik sistemin sürdürülebilirliği eksenine taşındığıdır.

Serkan Gölge, ABD Kongresi’nde Türkiye’deki siyasi yargılamaları anlattı: “Sıradan bir hayat terör suçuna dönüştürüldü”


Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Exit mobile version