Site icon Serbest Görüş

Siyasetçi Hasgüler: Kürt meselesinde barışçıl çözüm Türkiye’nin dış politika gücünü artırır


Kıbrıslı siyasetçi Mehmet Hasgüler, Türkiye’nin Kürt meselesini barışçı bir yolla çözmesinin, dış politikadaki gücünü artırabileceğini söyledi

Ortadoğu, uzun süredir yeni savaşların ve müdahalelerin ortasında şekilleniyor. Hamas’ın İsrail’e yönelik başlattığı saldırı dalgası sonrası başlayan süreç, bugün İran’a yönelik ABD ve İsrail müdahalesiyle devam ediyor.

Suriye yönetiminin HTŞ’ye verilmesi sonrası gelişen süreçte Ortadoğu’da ABD’nin istediği bir yeniden dizayn çalışmaları sürerken, Türkiye’de bu sürecin tam ortasında duruyor.

Kıbrıslı siyasetçi ve Dış İlişkiler Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Hasgüler, Ortadoğu’da yaşanan süreci, Türkiye’de Kürt Özgürlük Hareketi ile başlayan süreci ve gelişmeleri değerlendirdi. Suriye, Gazze ve İran savaşlarının benzerlikler ve farklılıklar barındırdığını dile getiren Mehmet Hasgüler, şunları söyledi:

“Suriye, Gazze ve İran’daki savaşlarda sebepler ve nitelikler bakımından benzerlikler olduğu gibi farklılıklar da vardır. Belki Lübnan’ı da buraya katabiliriz; zira topyekûn bir savaş olmasa bile diğer yerlerdeki savaşlarının kaynağını anlamak açısından Lübnan bize daha kolay ve pratik ipuçları sunabilir.

Bir kere Suriye’de, Gazze’de ve Lübnan’da yaşananlar bir tür vekalet savaşıdır. İsrail, İran’la savaşmadan önce buralardaki İran vekilleriyle yıkıcı bir savaşa girdi.

Önce Suriye’ye bakalım. Burası ilk olarak İsrail’in etkisine açık bir hale getirildi. Türkiye, Esad’ın devrilmesine ve yeni rejimin ayakta kalmasına ciddi şekilde destek oldu. Elbette buradaki üstü örtük ABD desteğini de unutmamak lazım. İsrail, böyle bir ortamda yani ‘post Esad’ evresinde Suriye’de ciddi şekilde etki kurdu. Yeni rejimin de bununla bir derdi yok.

İsrail, Gazze’deki savaşa ise önce ‘İran’ın etkisini kırmak’ amacıyla girdi, ama asıl amacının Filistinlilere soykırım uygulamak ve bölgeyi Filistinlilerden tamamen arındırmak olduğu kısa sürede ortaya çıktı. Batı kamuoyu bu soykırıma büyük tepki gösterse de devletler düzeyinde İsrail’e ciddi bir yaptırım uygulanmadı.

Lübnan’da da amaç, sözde İran’ın vekili Hizbullah’ın belini kırmaktı, ama artık İsrail’in Lübnan’ın bir bölümünü işgal etmek istediğini hepimiz görüyoruz.

Buralarda işi biten İsrail, son olarak İran’daki rejimi değiştirmek veya yıkmak amacıyla ABD’yle birlikte bu ülkeye şiddetli bir saldırı başlattı. İlk saldırı dalgasında İran’ın üst düzey yöneticilerine yönelik suikastlar başarılı olunca, başta MOSSAD olmak üzere İsrail devletine aşırı bir güven geldi ve İran rejimini kolayca devireceklerini zannettiler. Ancak İran düşündüklerinden dirençli çıktı ve ABD-İsrail ittifakı bu ülkeyi yıkamayacağını anladı. Nitekim bu yüzden ABD ve İsrail, İran konusunda ayrışmaya başladı. Bundan sonra ABD-İsrail ittifakı, İran’daki rejim değişikliği için başka yollar düşünmek zorunda.

Tabii şunu da vurgulamak lazım: İran’a saldırı, uluslararası hukukun esamisinin okunmadığı ve güçlü ülkelerin her istediklerini yapabileceği bir dönemi de başlatmış oldu. BM bu dönemde çok kötü bir sınav verdi, örneğin. Önümüzdeki dönemde bu örgütün işlevinin epeyce sorgulanacağını da söyleyebiliriz.”

‘Yeni Rum yönetimi İsrail’in etkisinde’

Kıbrıs’ta yeni Rum yönetiminin İsrail ile olduğundan fazla bir etkileşim içerisinde olduğunu, İsrail’in etkisinin yoğun hissedildiğini dile getiren Mehmet Hasgüler, şöyle konuştu:

“Yeni dönemde Rum yönetimi İsrail’le tarihte hiç olmadığı kadar yakınlaştı. Ekonomiden savunmaya, istihbarattan uluslararası ilişkilere kadar pek çok alanda muazzam bir İsrail etkisi söz konusu. İsrail vatandaşları hiç durmadan Kıbrıs’tan toprak alıyor; güneyde Kıbrıslıların giremediği ve yalnızca İsraillilerin yaşadığı mahalleler bile ortaya çıktı. Bu durum Rum vatandaşlar arasında ciddi tedirginlik yaratıyor. Adanın egemenliğinin İsrail kontrolüne geçtiğini düşünen çok insan var. Yani bu zamana kadar Kıbrıs Türkiye ile AB arasındaki bir meseleydi; artık buna ek olarak Türkiye ile İsrail arasında da bir mesele haline geldi.

Rumlarla İsrail’in ittifakına Yunanistan da destek verdi ve aralarında bir üçlü ittifak oluştu. Ama Kıbrıs’taki aktörler bunlarla sınırlı değil. Fransa ve ABD güneyden üs aldı, Hindistan’la Rumlar arasındaki yakınlaşma da dikkat çekiyor.

Kıbrıs’ın garantör ülkelerinden, adanın eski sömürgeci gücü Birleşik Krallık da durumdan rahatsız ama ilginçtir ki AB üyesi Kıbrıs’ta yaşananlara Brüksel’den tepki yok.”

‘Kürt meselesi güvenlikçi bakışla mı yoksa demokratik anlayışla mı ele alınacak?

Kürt meselesinin etnik ve ulusal bir mesele olarak görülemeyeceğini, Kürtlerin dört ülkede yaşadığını ve örgütlü olduklarını belirten Mehmet Hasgüler, şunları ifade etti:

“Kürt meselesi sadece etnik ve ulusal bir sorun değildir. Dört ülkede de Kürtler yaşıyor ve örgütlü bir güce sahipler. Ancak aralarında çok benzerlik olmasına rağmen dört ülkedeki Kürtler de farklı bir siyasi geçmişten ve deneyimden geliyorlar. Burada konu, her ülkenin bu meseleyi kendi içinde demokratik yaklaşım, güven ve karşılıklı rıza oluşturmak suretiyle çözme kapasitesidir. Yani asıl soru şu: Kürt meselesi güvenlikçi bakışla mı yoksa demokratik anlayış ve yollarla mı ele alınacak?

Bu dört ülkedeki demokrasi birikimini düşünürsek, sorunu barışçı bir şekilde çözebilme açısından Türkiye, güvenlik kapasitesi ve demokratik deneyim yönüyle öne çıkıyor. Diğer üç ülkenin Kürt sorununa nasıl çözüm üreteceğini ise her ülkenin kendi özgül şartları ve süreçleri belirleyecektir.”

‘Türkiye’nin stratejik hesap yapmasını zorunlu kılıyor’

Kürt meselesinin barışçıl bir şekilde çözülmesinin Türkiye için önemli olduğunu söyleyen Mehmet Hasgüler, şunlara dikkat çekti:

“Bu son süreci bölgesel gelişmelerden bağımsız ele almak doğru değildir. Devletler, iç politik süreçler yanında jeopolitik etki ve gelişmelerle de kararlar üretirler ve hayata geçirirler. Bugün Suriye’nin geleceği, İran savaşının sonuçları, Irak’taki dengeler, Gazze’deki soykırım, Lübnan’ın durumu gibi olgular ve genel anlamda Ortadoğu’nun yeni bir şekle bürünmesi, Türkiye’nin stratejik hesap yapmasını zorunlu kılıyor.

Türkiye’nin Kürt meselesini barışçı bir yolla çözmesi, konuya demokratik katılım ve toplumsal meşruiyet bağlamında yaklaşması, dış politikadaki gücüne büyük katkı koyabilir.”

‘Türkiye’yi daha da öne çıkaracaktır’

Barış sürecinin başarısının Türkiye’nin bölgesel liderlik vasfı için önemli olduğunu belirten Mehmet Hasgüler şöyle devam etti:

“Barış sürecinin başarısı Türkiye’ye Irak ve Suriye süreçlerinde yeni hareket alanı sağlayabileceği gibi, ekonomik koridor olma vasfını ve bölgesel liderlik kapasitesini arttırabilir. Bölgenin küresel sisteme entegre edilmesi gibi bir hedef var, bunun bir bölümünün İsrail bir bölümünün de Türkiye üzerinden yapılmak istendiğini düşünüyorum. Barış sürecinin başarısı bu konuda Türkiye’yi daha da öne çıkaracaktır.”

‘Ortadoğu da yeni yapılar, devletler oluşabilir’

Ortadoğu’da artık yeni yapı ve devletlerin olabileceğini vurgulayan Hasgüler son olarak şunları söyledi:

“Bence kesin olan şu ki, bölgede küresel sisteme ayak uyduracak yeni yapılar doğacaktır. Ancak sınırlarla ilgili bir değişim, başka ağır zorlukları da beraberinde getirir.  Dolayısıyla sürecin, eski devletlerin ortadan kalkmasına ve yeni devletler icat edilmesine yol açacak bir aşamaya evrileceğini düşünmüyorum.

Önümüzdeki on yılda bölgenin en önemli konularının başında enerji güvenliğinin sağlanması ve sürekliliği gelecektir. Bunu son Hürmüz krizinde de gördük. Türkiye gerek coğrafi konumu, gerekse tarihsel birikimi ve devlet kapasitesi bakımından bu konuda da öne çıkacaktır diye düşünüyorum.”

Mehmet Hasgüler Kimdir?

Lefke Avrupa Üniversitesinde görev yapan Kıbrıslı yazar ve siyasetçi Prof. Dr. Mehmet Hasgüler, 2009-2010 yılları arasında KKTC Başbakanlık’ta siyasi danışman olarak görev yaptı. 2010-2014 yılları arasında ise Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu’nun dış politika danışmanı olarak görev yaptı. Kıbrıs üzerinde kitapları bulunan Hasgüler’in köşe yazıları Türkiye ve KKTC’de gazetelerde yayınlandı.

Kaynak: ANF

Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Exit mobile version