Site icon Serbest Görüş

Özgür Özel ‘savunma’ hattını yine yanlış yerde kuruyor!

Özgür Özel ‘savunma’ hattını yine yanlış yerde kuruyor!


Erdoğan bombayı CHP’nin bahçesine bıraktı, gündem değişti. Ama asıl mesele bu mağduriyetin nasıl kullanılacağı. Akıllı bir siyasetçi bunu dar parti sorunu olmaktan çıkarır, toplumsal bir uyanışa dönüştürür. Özgür Özel ise direnişi Kemalizm zeminine çekiyor, Anıtkabir sembolizmine yaslanıyor. Bu, Erdoğan’ın muhalefette görmek istediği lider profilidir. Kemalizm kalesi CHP’ye güvenlik hissi verse de, 85 milyona ulaşmanın önündeki en büyük engel olmaya devam ediyor.

MAHMUT AKPINAR | YORUM

Tayyip Erdoğan, mutlak butlan kararını çıkartıp bombayı CHP’nin bahçesine bıraktı ve bir anda ülkenin gündemini değiştirdi. Herkes her şeyi unuttu, bununla uğraşıyor. CHP can derdine düştü, “Bu kuyudan nasıl çıkarım?” diye enerjisini kendini kurtarmaya harcıyor. Özgür Özel mutlak butlan kararından sonra biraz durağanlık yaşasa da sokaklara indi ve TBMM’de coşkulu bir grup toplantısı yaparak moral motivasyon topladı.

Kemal Kılıçdaroğlu cenahı, Özgür Özel’e verilen yoğun ve haklı destek nedeniyle bir miktar cesaretini yitirmiş görünüyor. Sokaktan yükselen tepkinin ne kadar süreceğini, bir noktadan sonra ‘uzlaşma’ ve ‘uyum’ gibi gerekçelerle tansiyonunun düşürülüp düşürülmeyeceğini bilemiyoruz.

Mutlak butlan davasında bir yerel mahkeme kararıyla ana muhalefet partisinin kapatılmasına yönelik girişim, açık bir siyasi darbe ve operasyondur. Özgür Özel yönetimi, iktidar tarafından hedef alınmış ve mağdur edilmiştir. Ancak asıl mesele, bu mağduriyetin nasıl kullanılacağıdır.

Akıllı bir siyasetçi, yaşadığı bu haksızlığı sadece kendi partisinin sorunu olmaktan çıkarıp hukuk ve demokrasi sorunu haline getirir. Bu fırsatı toplumun geniş kesimlerinde biriken öfke ve sıkıntıyla buluşturur, bir sinerjiye dönüştürür.

Çünkü Türkiye’de sadece CHP’ye operasyon yapılmıyor. Ağır ekonomik kriz, işsizlik, özellikle genç işsizliği, otoriter yönetim, adaletsizlik, hukuksuzluk ve çöken yargı sistemi gibi sorunlar toplumun her kesimini derinden etkiliyor. Bu mağduriyet, eğer doğru okunursa, toplumsal bir uyanışa ve geniş bir muhalefet dalgasına dönüşebilir. Özgür Özel, bu fırsatı bütün toplum kesimlerine yaymak yerine, direnişi Kemalist zemine çekiyor, Anıtkabir ve Kemalizm söylemlerine bina ediyor.

CHP’nin kronik sorunu tam da burada yatıyor. Parti, kendisini ‘Mustafa Kemal’in partisi’ olarak tanımlamaktan, Tek Parti dönemiyle övünmekten, ırkçı çağrışımları olan ‘Andımız’ı savunmaktan öteye taşıyamadı. İçindeki katı çekirdek, CHP’yi 1930’ların ulusçu, toplumu tepeden biçimlendiren ideolojik bir yapı olarak görmeye devam ediyor. Ara ara ‘açılım’ denemeleri yapsa da, günün sonunda CHP’nin tekrar Kemalizm parantezine hapsolduğuna şahit olduk. CHP’nin kurtulamadığı ‘Cumhuriyet’in sahibi’, ‘toplumun efendisi’ tavrı Kürtleri, dindarları, muhafazakârları, azınlıkları ve liberal kesimleri bu partiden uzak tutuyor.

Özgür Özel’in Güvenpark’ta kendiliğinden toplanan kalabalığa, “Hadi Anıtkabir’e gidiyoruz!” çağrısı, tam da bu refleksin yeni bir örneğiydi. Konuyu Kemalizm sembolizmine indirgemek, partinin çelik çekirdeğini memnun ediyor ama ülkedeki siyasi tıkanıklığı açmaya hizmet etmiyor. Sıkışınca Kemalizm kalesine sığınmak, CHP’lilerin alışkanlığı haline geldi. O kale onlara güvenlik hissi verse de, Türkiye’nin tamamını kucaklamanın önündeki en büyük engel.

Ülkeyi yönetme iddiasındaki bir parti için bu büyük bir handikap. Ecevit dönemi hariç CHP’nin yüzde 30’ların üzerine çıkamaması tesadüf değil. Kemalizm, toplumun tamamını birleştiren ortak payda değil. Dersim travmasını yaşayan Aleviler için, dindar ve muhafazakâr kesimler için, azınlıklar için ya da liberal sekülerler için Kemalizm olumlu çağrışımlar yapmıyor.

Tarihteki diğer aktörler gibi Mustafa Kemal de tarihçilere emanet edilmeli. Sabah-akşam 1930’lardan kalma sloganlar ve sembollerle 85 milyona hitap etmek artık mümkün değil.

Türkiye bugün büyük bir değişim enerjisi biriktirdi. AKP’nin hukuksuzluklarına, tek adam yönetimine, yozlaşmaya, kamu kaynaklarının israfına ve demokrasiden uzaklaşmasına karşı farklı kesimlerden ciddi tepki var. Bir ana muhalefet lideri, bu enerjiyi dar alana hapsetmez. Aksine bu enerjiyi büyütür, genişletir, birleştirici söylemlere dönüştürür, buradan ortak paydalar üretir.

Uğradığı hukuksuzluk ve mağduriyet nedeniyle, yerel seçimlerden sonra toplum Özgür Özel’e tekrar prim veriyor, destek oluyor. Mevcut konjonktürün ve toplumun Özel’den beklentisi Türkiye’nin genel ve temel sorunlarına odaklanan, demokrasi, hukuk ve evrensel insan hakları üzerinden yürüyen bir liderlik sergilemesidir. İktidara karşı verdiğiniz mücadeleyi Anıtkabir’e, Onuncu Yıl Marşı’na veya Kemalizm’e yaslanarak kazanamazsınız. Bu, Erdoğan’ın muhalefette görmek istediği bir lider profilidir.

Özgür Özel dünkü coşkulu grup konuşmasında ‘tarihin doğru tarafında yer almaktan’ bahsetti, CHP’ye ihanet edenlerle hesaplaşacaklarını söyledi. Tarihin doğru tarafında durmak mahalle ayrımı yapmaksızın, kayıtsız şartsız, hukuku, demokrasiyi ve adaleti savunmaktır. Hizipçi, ayrıştırıcı dilden ve tavırdan kurtulup ülkenin geleceğini, 85 milyonun huzurunu öncelemektir.

Özgür Özel ve CHP iktidar olmak, ülkeyi yönetmek istiyorsa, korunaklı Kemalizm kalesinden çıkmak, savunma ve mücadele hattını toplumun tamamının kaygıları ve beklentileri üzerine kurmak zorundadır. Aksi takdirde, rejimin bekçisi olarak kalır ama asla iktidar olamazlar.

Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Exit mobile version