DEP Mêrdîn Milletvekili Mehmet Sincar’ın katledilmesine ilişkin davada tek sanık Cihan Yıldız hakkındaki yurt dışına çıkış yasağının kaldırılmasına tepki gösteren Cihan Sincar, ‘Adalet arayışı toplumsal barışın gereğidir’ dedi
4 Eylül 1993’te Êlih’te katledilen Demokrasi Partisi (DEP) Mêrdîn Milletvekili Mehmet Sincar cinayeti faillerinden Hizbullah tetikçisi Cihan Yıldız’ın yargılandığı davanın dün 17’nci duruşması görüldü. 7 yıldır mütalaa hazırlanmayan dosyada yargılanan tek isim Cihan Yıldız’ın yurt dışı yasağı ve adli kontrol tedbiri kaldırıldı.
Mehmet Sincar’ın eşi Cihan Sincar, kararı tepki göstererek, devletin rolünün araştırılmadığını belirtti. Mehmet Sincar’ın aynı zamanda İnsan Hakları Derneği (İHD) üyesi olduğunu hatırlatan Cihan Sincar, avukatlarının ve insan hakları savunucularının yıllardır dönemin devlet yetkililerinin de soruşturulması yönünde taleplerde bulunduğunu kaydetti.
‘Listeler yapıldığını Demirel söylemişti’
Dönemin siyasi ve bürokratik aktörlerinin cinayetteki olası sorumluluklarının araştırılmadığını ifade eden Cihan Sincar, “O dönemde bölgede yaşanan hak ihlallerini ve Kürt halkına yönelik baskıları gündeme getiren isimlerin hedef alındığını ve ona ilişkin bir listenin hazırlandığını biliyoruz. Çünkü o dönemde açıkça Süleyman Demirel çıkarak bu kişilerin listelendiğini ve bunlara ilişkin gerekli adımların atılacağını belirten açıklamalar yapmış bununla birlikte Demirel’in açıklamasından üç gün sonra Mehmet Sincar katledildi. Mehmet Sincar bu listede yer alanlardan biriydi. Buna rağmen devletin yaşanan bu cinayetlerde rolü hiçbir zaman gerçek anlamda araştırılmadı. Yani bir program ki baştan sona kadar devletin elinin olduğu bir program söz konusudur” dedi.
‘Samimiyetsiz yaklaşımla demokrasi gelmez’
Meclis’te kurulan Faili Meçhul Cinayetler Daire Başkanlığı’na değinen Cihan Sincar, başkanlığın öncelikle mağdur ailelerle görüşmesi gerektiğini söyledi. Cihan Sincar, “Bunca yıl geçmesine rağmen bizi dinleyen olmadı. Eğer gerçekten samimi bir araştırma yürütülmek isteniyorsa önce ailelerin görüşlerine başvurulmalı. Bizim yaşadıklarımızı dinlemeden kurulan hiçbir komisyonun inandırıcılığı olmaz. Meclis’e giden Kürt annelere bile saygı göstermeyen bir komisyon ne kadar samimi olabilir. Samimiyetlik benim kültürümü, dilimi, kaybettiklerimi kabul etmesi demektir. Mehmet Sincar da bunlardan biridir. Ancak onlar bunu kabul etmiyorlarsa bizler de onların samimiyetlerine inanmayız. Bu şekilde mi demokrasiyi sağlayacaklar. Böyle samimiyetsizce yaklaşmakla demokrasi gelmez” ifadelerini kullandı.
‘1 kişi yargılanıyor, onun da yasağı kalktı’
Davada tek sanık olarak yargılanan Cihan Yıldız hakkındaki yurt dışına çıkış yasağının kaldırılmasına tepki gösteren Cihan Sincar, “10 yılı aşkın süredir yargılanan bir sanığın adli kontrol tedbiri kaldırılıyor. Buna karşılık birçok Kürt siyasetçi ve milletvekilinin ise çeşitli sudan gerekçelerle yurt dışı yasakları devam ediyor. Zaten yapılan otopsilerde de Mehmet Sincar’ın katledilmesi tek bir kişi ve silahla olmadığı belirtilmesine rağmen bir kişi yargılanıyor ve yargılanan bu tek kişi de bir vekili katletmesine rağmen yurt dışı yasağı kaldırılıyor. Bu kararı veren adalet yarın öbür gün onun beraatını de verecektir. Gerçekten bunlara anlam veremiyoruz. Ancak davanın ilk gününden bu yana dediğimiz gibi asla yaşananların peşini bırakmayacağız” diye konuştu.
‘Gerçek adalet yüzleşmeyle gelir’
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan tarafından başlatılan Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne değinen Cihan Sincar, devletin samimi olmadığını belirterek, geçmişte yaşanan hak ihlalleri ve siyasi cinayetlerle yüzleşilmeden toplumsal barışın sağlanamayacağını kaydetti. Cihan Sincar, “Gerçek adalet tesis edilmeden, geçmişte yaşananlarla yüzleşilmeden ve kayıpların akıbeti ortaya çıkarılmadan samimiyete inanmak mümkün değildir. Mehmet Sincar yalnız değildi; gazeteciler, sanatçılar, siyasetçiler ve insan hakları savunucuları da katledildi. Bunların tamamı Kürt halkının hafızasının bir parçasıdır. Devlet bu dosyaları aydınlatmak için samimi adımlar atmalıdır. Ancak devlet yetkilileri bu anlamda hiçbir sorumluluk üstlenmemişler. Evet, hiçbir şey yaşananları geri getirmez. Ancak en azından geçmişte yapılan hatalarla yüzleşilmesi ve yakınlarını kaybeden ailelerden özür dilenmesi gerekir. Bu, adalet arayışının ve toplumsal barışın gereğidir” dedi.
Kaynak: Hamdullah Abak \ MA
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

