Serbest Görüş

Kürt Dil Konferansı: Anadili yaşamın her alanında güçlendirmeliyiz


Kürt Dil Konferansı’nın 2’nci gününde, Kürt dilinin geleceği, anadilde eğitim, dijital alanın dile yansımaları tartışıldı. Konuşmalarda asimilasyon politikalarına karşı yaşamın her alanında Kürtçe’nin güçlendirilmesi çağrısı yapıldı

Demokratik Dil Kurumları’nın, “Statüden eğitime kadar müzakere için yeni bir çerçeve” şiarıyla düzenlediği Kürt Dil Konferansı, 2’nci gününde ÇandAmed Kongre Merkezi’nde devam etti. Çok sayıda siyasi parti ile sivil toplum örgütü temsilcisinin katıldığı konferansın gerçekleştirildiği salona, “Hezkirina ziman hezkirina welat e, hezkirina welat hezkirina xwebûnê yê” pankartı asıldı.

“Kürt dilinin sürekliliği ve geleceği” başlığı altında gerçekleştirilen ilk oturumun moderatörlüğünü Kürtçe Eğitmen Nuh Bozkur yaparken, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Mêrdîn (Mardin) Milletvekili Beritan Güneş, Yazar İsmet İsmet Konak ve yazılım geliştiricisi Karwan Aref konuşmacı olarak yer aldı.

‘Dil yasakları çocukları nasıl etkiliyor?’ 

“Bir dili yeni nesillere aktarmanın en etkili yöntemleri nelerdir?” başlıklı konuşma gerçekleştiren Beritan Güneş, bir dil özgürleşmeden, o ulusun tarihinin yarım kaldığına dikkat çekerek, dil yasaklamasının çocuklar üzerindeki etkisini anlattı. Anadilde eğitim görmeyen, dil noktasında ayrımcılığa uğrayan çocukların dilini konuşmamaya başladığını belirten Beritan Güneş, okula giden çocuğun anadiliyle iletişim kurmayı unuttuğunu kaydetti.

Yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalan toplumların, dillerini korumak için yürüttüğü çalışmalara, oluşturduğu modellere dair örnekler sıralayan Beritan Güneş, “Çocukların anadilde büyümesini sağlamamız gerekiyor. Bilim; ‘Eğer çocuklarınızı iki dille büyütürseniz, akademik başarıları daha yüksek oluyor’ diyor. Ailelerle çalışmaları bu noktada arttırmamız gerekiyor. Zarokistan bu noktada model olabilir” diye belirtti.

‘Oto asimilasyon yaşıyoruz’  

İsmet Konak ise, “Kürtçenin toplumsal alanda yaygınlaşması nasıl harekete geçirilebilir?” başlıklı bir konuşma gerçekleştirdi. Kürdistan’ın iki yüz yıldır şiddet ve ikili politikalara denk geldiğini belirten İsmet Konak, amacın Kürtleri İttihat ve Terakki çemberi içinde eritmek olduğunu kaydetti.

İsmet Konak, “Osmanlı da Türkiye’de istiyordu ki Kürtler boyun eğsin. Ama Kürtler direndi ve bugüne kadar geldi. Ama günün sonunda asimilasyon başarılmadı diyemeyiz. Belli bir başarı elde etti. Dolayısıyla önce hasta, hastalığını kabul etmeli ki tedavi olabilsin. Ben Dêrsimliyim. Dêrsim en çok asimile olmuş kentlerden biridir diyebiliriz. Çünkü yaşlıları bile Türkçe konuşuyor. Dêrsim’de bazı kelimeler var. Mesela ‘Ber/ürün’ kelimesini soruyorum, ‘Bilmiyorum’ diyorlar, oysa var. Geldiğimiz noktada oto asimilasyonda yaşıyoruz. Asimilasyona karşı hissi bir direniş fazla yok” ifadelerini kullandı.

Oto asimilasyona karşı öneriler  

Oto asimilasyonun 4 aşamadan oluştuğunu söyleyen İsmet Konak, “Birincisi anne, babaların çocuklarıyla kendi diliyle konuşmaması, ikincisi okula giden çocukların evde konuştuğu dilden rahatsız olması ve Kurmancî veya Kurmanckî konuşmak istemeyen çocuklara karşı ebeveynlerin hemen pes etmesi, üçüncüsü sokakta oynayan çocukların Türkçe konuşması, son olarak da yaşamın her alanında Kürtçe konuşulmaması” diye belirtti.

Oto asimilasyona karşı önerilerini de sıralayan İsmet Konak, “Cizîr’e gittik. Biraz izledim, kendi içinde Kürtçe konuşuyorlardı. Niye çocuklar Amed’de, Dêrsim’de Türkçe konuşuyorlar da, orada Kürtçe konuşuyorlar? Bunun sebebini araştırmak gerekiyor. Amed’de biraz kültürden kopma, gevşeme var. Diğer bir şey genel yaşamımız içinde Kürtçe konuşma meselesi. Siyasetçilerimizin genel anlamda konuşmaması önemli bir sorun. Bir sürü parti başkanı var. Siyasetçilerimiz diğer partilileri ziyarete gittiğinde orada kendi diliyle konuşsun. Tercüman çevirsin. Bunu artık şart koşmamız gerekiyor. Orada toplum bilsin ki Kurmanckî ve Kurmancî var. Bunu siyaset aracılığıyla yayabiliriz. Siyasetçilerimiz birçok yere, panellere gidiyor, Avrupalılar Türkçe bilmiyorlar. Niye Türkçe konuşuyorsunuz? Kendi dilinizle konuşun. Bu gösteriyor ki asimilasyon içimizde derin bir yer kaplamış” şeklinde konuştu.

‘Dilimizi korumalıyız’  

Kürdistan’da esnafın polis, asker gibi devlet görevlileriyle Kürtçe konuşabileceğini ve bu şekilde onları Kürtçe öğrenmeye zorlayabileceğini dile getiren İsmet Konak, “Türkler daha önce bu metodu kullanmıştı. Bazid’de Türkçe’nin hakim olabilmesi için dönemin valisi ‘Devlet kurumlarda Kürtçe konuşmayı yasaklayalım’ demiş ve başarılı olmuş. Bizde bunu pazarlarda kullanabiliriz. Bizim toplumumuz birlik, dayanışma kültüründen, birlikte hareket etmekten bazen kaçıyor. Dilimizi korumamız lazım” dedi.

Dijital alanın etkisi  

“Eğitim sisteminde dijital alanın etkisi ve rolü” başlığı altında konuşan Karwan Aref, dijital çalışmalara dair deneyimlerini aktardı. Karwan Aref, “Kabul etmek gerekiyor; çocuklar şimdi artık doğar doğmaz, dijitalin içine doğuyor. Buna karşı politikalarımızın olması gerekiyor. Yoktur gibi yaklaşamayız. Buna denk eğitim politikalarımızın olması, toplum içindeki politikalarımızın, projelerimizin olması lazım. Onların dünyasına ulaşabilecek mekanizmalar oluşturmamız gerekiyor” diye kaydetti.

“Qosera (Dağın üstü)” isimli bir proje hazırladıklarını kaydeden Karwan Aref, “Üzerine çalışıyoruz. Okumanın siyaseti nasıl olmalı üzerine bir platform kuruyoruz. Bunun için öğretmenlere ihtiyaç var. İçerik hazırlamaya ihtiyaç var, sahaya taşımaya ihtiyaç var. Bunun için pratik adımlar atmak gerekiyor. Şimdi ne yapacağımızın tartışmasını yürütmemiz gerekiyor. Dil meselesi çocuklarımızın geleceği, bizim dilimizi savunmamızın meselesidir. Dijitalleşmek sadece teknolojileşmek değildir, yeni bir dünyaya açılıyoruz. Onun için buna karşı hazırlıklı olmamız lazım. Tecrübemizi güçlendirmemiz ve çalışmamız lazım” şeklinde konuştu.

İlk oturum soru-cevap kısmının ardından sona erdi. Konferans, çeşitli panellerle devam etti.

Kaynak: MA 

Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Exit mobile version