Cizîr’de yaşayan Mehmet Elçi, korucu olmamak için terk etmek zorunda kaldığı köyüne, tapulu arazilerinin Savunma Bakanlığı’na 49 yıllığına kiralanmasından dolayı dönemiyor
Kürdistan’da 1990’lı yıllarda binlerce köy “güvenlik” adı altında yakıldı, yurttaşlara koruculuk dayatmasında bulunuldu. Baskılarla yüzbinlerce kişi, farklı kentlere göçertildi. Şirnex’in Cizîr (Cizre) ilçesine 12 kilometre uzaklıktaki Şax ve Hebler köyleri, bu köylerde sadece ikisi.
1992 yılında yakılmadan önce Hebler’in 4 bin Şax’ın ise 2 bin civarında nüfusu vardı. Hebler’de 1985 yılında 20 gencin adı istekleri dışında korucu olarak kaydedildi. Bunlardan biri de Mehmet Elçi idi. Adının korucu olarak yazıldığını duyması üzerine yanına hiçbir şey almadan Cizîr’e göçen Mehmet Elçi, geride kalan 41 yılda köyünü sadece iki kez görebildi. Köye dönük “özel güvenlik bölgesi” kararının 2025 yılının Mayıs ayında kaldırılması sonrası bir saatliğine, bu yılda alınan özel izinlerle gün doğumundan gün batımına kadar sadece birkaç saat köyünü ziyaret edebilen Mehmet Elçi’nin köye dönüp yerleşme istemi ise engellerle takılıyor.
Köylerine dönmek istiyorlar
Bu engellerden biri de tapulu arazilerinin Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından 49 yıllığına Savunma Bakanlığı’na kiralanması. Köylülerin bilgisi dışında 10 Mart 2009 tarihinde gerçekleşen kiralama, 758 bin 736 metrekareyi kapsıyor. Köy 1’icni derece sit alanı olmasına rağmen söz konusu alanda birçok tarihi esere rağmen atış talimleri yapılarak, tatbikatlar gerçekleştiriliyor. Köy ayrıca Devlet Su İşleri (DSİ) 10. Bölge Müdürlüğü tarafından Cûdî Dağı’nın en önemli su kaynaklarından biri olan Nêrdûş Deresi üzerinde yapılması planlanan baraj tehdidi altında. Barajın yapılmasına başlanması an meselesi olurken, avukatların yürütmenin durdurulması talebi ile Şırnak İdare Mahkemesi’ne açtığı dava kapsamında 25 Haziran tarihinde keşif yapılacak. 41 yıl önce korucu olmamak için terk etmek zorunda kaldığı köyüne onurlu bir şekilde geri dönerek orada yeniden bir inşa başlatmak istediğini belirten Mehmet Elçi ile Müdür Gök (56) aradan geçen yıllarda yaşananları değerlendirerek, köylerinin ne atış talim alanı olmasını ne de baraj altında bırakılmasını istemediklerini belirtiler.
‘Koruculuğu kabul etmeyip köyden ayrıldım’
Hebler’in yakıldığı 1992 tarihinde Cizîr’de olduğunu belirten Mehmet Elçi, köyden sadece evlerini taşımak üzere araç almaya gidenlerin çıkışına izin verildiğini hatırlattı. Köylerinin yakılması sonrası birçok kişin Cizîr, Silopiya (Silopi) ve Federe Kurdistan Bölgesi’nde bulunan Mexmûr’a göç etmek zorunda kaldığını belirten Mehmet Elçi, “Köylüler perişan oldu. 1993 yılından bu yana yasaklar söz konusu. Geçen yıl bu yasaklar biraz esnetildi. Ben köyden 1985’in Ağustos ayında çıkmak zorunda kaldım. İsteğim ve bilgim dışında ismin koruculuk için yazılmıştı bende bunu kabul etmeyerek köyden çıktım. Ben bir daha köye dönemedim. Zorla korucu yapılanlarda 1991 tarihinde silahlarını teslim ederek koruculuğu terk ettiler” dedi.
40 yıl sonra 1 saat gördü
Köylerinin Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından 49 yıllığına Savunma Bakanlığı’na kiralanmasından kaynaklı dönemediklerini söyleyen Mehmet Elçi, “Çevrede bulunan bütün köylerde geri dönüşler oluyor. Bizde birçok kez bunun için gerekli girişimlerde bulunduk ancak bize onay çıkmadı. Sonradan köylerin kiralandığını öğrendik. Gabar’ın en ücra köşesinde yol gitmeyen yerlere bile dönüşler oldu ancak bizim Cizîr’e 12 kilometre uzaklıkta biz dönemedik. Meğerse tapulu arazilerimiz kiralanmış. Köyde herkesin tapuları var. Şimdide her ne kadar özel güvenlik bölgesi kararı kaldırılsa da biz yine dönemiyoruz. 40 yıl aradan sona geçen yıl izinle bir saatliğine gidip gördüm. Evimin üzerine çıktım, yıkılmıştı bu beni çok üzdü. Bu yılda bir kez gittim. Ancak otların yüksek olmasından kaynaklı köyün içinde rahat gezemedik. Köyün çevresini gezdik sadece” diye belirti.
‘Tarihimize sahip çıkmalıyız’
Köyün baraj altında bırakılmak istendiğine değinen Mehmet Elçi, “Biz köyümüze onurlu bir şekilde dönmek istiyoruz. Köylülerin talebi budur. 40 yıldır bunun hayali ile yaşıyoruz. Köyümüz bölgenin en güzel köylerinden. Eskiden orada yetişen meyveler bölgenin tamamına yeterdi. Cizîr’de yenilen meyvelerin hepsi bizim köyden gelirdi. Biz bu köyü nasıl bırakalım. Bir süreç var, köylerimize döneceğiz sandık ancak bu olmadı. Benim köyde yüz dönüm tapulu arazim var. Ancak gidip ekip, biçemiyorum. Orada hayvancılık yapmak istiyoruz ama izin verilmiyor. Köylüler buna karşı bir olmalı. Baraja ve yasaklara karşı birlikte hareket etmemiz gerek. Bu yapılanları kabul etmiyoruz. Köyümüzü yeniden inşa etmek istiyoruz. Bu sorun sadece bizlerin değil bütün bölgenin sorunu. Şax ve Hebler tarihi yerler. Herkes tarihine sahip çıkmalı” ifadelerini kullandı.
‘Köyümüze dönmek istiyoruz’
Cizîr’de Nur Mahallesi’nde bakkal işleten Heblerli Müdür Gök de köye onurlu bir şekilde dönmek istediklerini belirterek “34 yıl önce köyümüzün yakılması üzerine çıkmak zorunda kaldık. ‘Güvenlik’ iddiası ile köyümüz boşaltıldı ancak bugün bu gerekçe ortadan kalkmıştır. Bir süreç var. Her ne kadar devletin adım atmamasından kaynaklı süreç ağır aksak ilerlese de bizim açımızdan olumlu bir süreçtir. Bizim bu süreçten beklentimiz köylerimize geri döneceğimiz imkanların sağlanması. Şax ve Hebler bölgenin en güzel ve tarihi köyleri. Köyümüz 1’inci derece sit alanı ancak 49 yıllığına kiralanmış. Köyde tatbikat ve atış talimleri yapılıyor. Biz bunu istemiyoruz. Korunması gereken bir yerde yıkım yapılıyor. Bu yetmezmiş gibi baraj tehdidi var. Biz köyümüzün suya gömülmesini istemiyoruz. Kimse bunu kabul etmiyor. Herkes köyüne dönmek istiyor. Gül gibi köyüm varken ben niye kentte sürüneyim? Köylerde hayvancılık ve tarım yapmak varken bu binalar arasına gömülmek istemiyoruz” şeklinde konuştu.
Haber: Emrullah Acar / MA
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

