‘İkinci Yüzyılda Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü Konferansı’na katılan Çağlar Demirel ve Hakan Öztürk demokrasinin en önemli ihtiyaç olduğunu vurgularken; Akın Birdal, Ankara’ya yüzünü konferansa çevirme çağrısı yaptı
İstanbul’da düzenlenen ve birçok aydın, sanatçı, akademisyen ile siyasetçinin katıldığı “İkinci Yüzyılda Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü Konferansı” ikinci gününde devam ediyor. Konferansa katılan isimler ile cumhuriyetin demokratikleştirilmesine değerlendirmelerde bulundu.
Konferansa katılan kadınlardan Özgür Kadın Hareketi (TJA) Aktivisti Çağlar Demirel, demokratik cumhuriyetin değişim ve dönüşümüyle ilgili yapılan tartışmalarda tarihi süreçleri bilerek üzerine konuşmak gerektiğini söyledi. Çağlar Demirel, “Genel olarak geçmişteki tekçi, milliyetçi, cinsiyetçi yaklaşımların, ulus devlet mantığının günümüzde gerçekleştirdiğini görüyoruz. Özellikle kadını hiçsizleştiren, ötekileştiren bir yaklaşımla hareket edilen bir cumhuriyet dönemini geride bıraktığımız bu süreçte, kadınların var olduğunu, kadınların özne olduğunu, kadınların bu cumhuriyetin demokratikleşmesinde en önemli rol ve misyonu üstlendiğini biliyoruz. Bunu bilerek hareket etmek gerektiğini ifade etmek istiyorum” diye konuştu.
‘Demokrasiyle çözülebilir’
İnançların, farklılıkların, kimliklerin ve kültürlerin varlığını gösteren bir demokratik cumhuriyete ihtiyaç olduğu bugün bir kez daha görüldüğüne vurgu yapan Çağlar Demirel, “Demokratik cumhuriyetin inşasında bütün halkların, Kürtlerin, Ermenilerin, Alevilerin, Süryanilerin, bütün herkesin kendi kimliğiyle, kültürüyle, varlığıyla bulundukları alanlarda orayı inşa edebilecek, orada kendi dillerini, kültürlerini yaşayabilecek ortamların olması gereken bir noktadır. Bu da demokrasiyle çözülebilir” dedi.
Çağlar Demirel, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Demokratikleşme gerçekleşince kadın ve erkek eşitliğinden tutalım, cins ayrımcılığının ortadan kalkacağı, halkların ve inançların bir arada ortak bir şekilde yaşayabileceği, bir ulusun da kimliğin de, inancın da birlikte ortak yaşamı inşa edebileceği bir noktadan, bir Türkiye’den bahsediyoruz. O nedenle bugünkü tartışmaların çok önemli olduğunu düşünüyorum.”
‘Öncülüğünü yapacak bir seviyeye ulaşacağımıza inanıyorum’
Konferansta yürütülen tartışmaların kadınlar tarafından da ele alındığını ifade eden Çağlar Demirel, “Bu konferans aynı zamanda tartışmaları kadınlar cephesinden daha derinlikli ele alacağımız için bir fırsat. Geçmiş cumhuriyette kadınların yok sayıldığı süreçlerde yeni bir sistemi, değişimi ve dönüşümü gerçekleştirirken, kadınlar olarak rol ve misyonumuzun neler olacağını biliyoruz. Kadınların demokratik cumhuriyette nasıl bir öncülük ve sorumluluk üstleneceği de aşikar. Feminizmden, bugün tüm kadınların ortak bir arada yaşadığı bir demokratik cumhuriyetin inşasından bahsediyorsak, eksik kalan yönleri de biz kadınlar özgün olarak tartışıp ona göre bu demokratik cumhuriyette rol ve misyonun öncülüğünü yapacak bir seviyeye ulaşacağımıza inanıyorum” diye konuştu.
Öztürk: Doğru önemli adımlar atabilmek için mücadele vermeliyiz
Konferansa katılımcılarından bir diğer isim olan Emekçi Hareket Partisi (EHP) Genel Başkanı Hakan Öztürk ise cumhuriyetin demokratikleşmesi halinde emekçilerin gündeminin de demokratikleşeceğine vurgu yaptı. Hakan Öztürk, demokratik cumhuriyetin olmasıyla birlikte Kürt meselesinin çözümüne yönelik önemli bir adım atılacağını da söyledi.
Hakan Öztürk, “Cumhuriyeti demokratikleştirirsek bu tabii ki işçi sınıfının örgütlenmesi, işçi sınıfının mücadele edebilmesi, işçi sınıfının haklarını alabilmesi, en başta bir ücret mücadelesi verebilmesi için önümüzde çok önemli bir yol açacak diye düşünüyorum. O aşamaya gelebilmek üzere ciddi bir demokrasi mücadelesi veriyor olmalıyız. Hem Kürt meselesinin çözülmesi için hem Türkiye’ye genel olarak belli bir demokrasi düzeyini taşıyabilmek için hem de tabii ki bunların hepsinden yararlanarak işçi sınıfının iktidarına doğru önemli adımlar atabilmek için mücadele vermeliyiz” dedi.
‘Demokrasi çok kritik bir ihtiyaç’
Rusya deneyimini hatırlatan Hakan Öztürk, “Daha önceki deneyimlerde de mesela Rusya’daki devrimcilerin en büyük hedeflerinden bir tanesi Çar’ı ortadan kaldırmaktı. Çarlık’ı ortadan kaldırdıktan sonra çok ciddi bir özgürlük olanağı elde ettiler ve buna bağlı olarak da devrime doğru yürüyebildiler. Bizde de demokratikleştirilmiş bir anayasa ve Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) kararları uygulansa başlı başına yeterli olur. Buna bağlı olarak partiler de sendikalar da örgütlenir. Şu anda herhangi bir işçi grubu sendika kurmak istese ilk fırsatta işten atılıyor. Anayasal düzenin doğru dürüst işlemesine ihtiyaç var. Peki, realite nedir? 35 bin lira açlık sınırı, işçiler, emekçiler 28 bin lira alıyor. Emekliler bundan daha vahim bir vaziyette. Bu ne demektir? Eğer demokratik koşullar sağlanırsa haklarımızı arayabileceğimiz yol ve yöntemlere de kavuşabileceğiz. O nedenle demokrasi çok kritik bir ihtiyaç. Anayasaya uymak çok önemli bir durum. Yüksek mahkemelerin kararlarına uymak çok önemli” diye ifade etti.
Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında çıkarılacak yasal düzenlemelerle ilerleme sağlanacağının altını çizen Hakan Öztürk, “Bu da ciddi bir demokratikleşme düzeyi demektir. Bütün bunlara bağlı olarak da aydınlık günlere doğru yürüyebiliriz diye düşünüyorum” şeklinde konuştu.
‘Ne yazık ki daha bir adım atılmadı’
Cumhuriyetin “tekçi” anlayıştan kurtulamadığını vurgulayan İnsan hakları savunucusu Akın Birdal, “Şimdi biz burada, ikinci yüzyılda sivil toplum olarak yeniden bir demokratik basınç oluşturmaya çalışıyoruz” dedi. Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’nın muhataplarının devlet, PKK, iktidar, toplumsal-siyasal muhalefet, uluslararası kuruluşlar ve Meclis olduğunu belirten Akın Birdal, “Burada bu muhataplardan adım atan, bugüne değin PKK olmuştur. Silahları bırakmıştır ve partisini dağıtmıştır. Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümü konusunda samimiyetini ortaya koymuştur. Kuşkusuz, Meclis’te oluşturulan komisyon da önemli. Meclis tatile girmeden çerçeve yasası, yani bu sürecin bir hukukunun oluşturulacağı ve bir yol haritası konulacağı söyleniyor. Ama ne yazık ki daha bir adım atılmadı” diye konuştu.
‘Buradaki beklentinin, özlemin toplumsallaştırılmasını sağlayacağız’
“Umuyoruz ki Meclis tatile girmeden hem umut hakkı sağlanır, birebir ilişki yolları açılır, kanallar açılır ve tecrit son bulur” diyen Akın Birdal, “Kürt sorununun demokratik, barışçıl çözümü konusunda da güçlü bir irade ortaya konulur. Türkiye’de herkes demokrasi istiyor. Türkiye’de herkes adalet istiyor. Türkiye’de herkes barış istiyor ve Türkiye’de herkes eşitlik ve özgürlük temelinde bir arada yaşamak istiyor. Çoğunluk bu. Ve azınlığın, işte muktedir olduğu o tekçi iradeyi boşa çıkarmalıyız ve halklarımızı özlemine kavuşturmalıyız. İşte bu konferansımız bu muratla yapılıyor ve dün çok önemli mesajlar verildi. Bugün de tamamlanacak ve bir sonuç bildirisi ile yeni bir çağrı yapacağız. Ve buradaki beklentinin, özlemin toplumsallaştırılmasını sağlayacağız” dedi.
‘Ankara yüzünü kulağını buraya çevirsin’
Sürece dair çağrıda da bulunan Akın Birdal, “Çağrımız tabii ki sürecin kesintiye uğramamasıdır. Sürecin toplumsallaştırılması, örgütlü bir sürece evrilmesi ve herkesin bu işe dahil olmasını sağlamalıyız. Artık bir hafıza kaybına neden olmayalım ve mutlaka demokrasiye, barışa, adalete Türkiye’nin artık o demokratik kabuğunu kıralım ve demokratik, yeni bir yapılanmaya dönüştürelim diye düşünüyoruz. Gerçekten bu konferans da yine ikinci cumhuriyetin demokratik bir niteliğe dönüşmesi için yaratılmış bir fırsat. Bence Ankara yüzünü, kulağını buraya çevirsin” dedi.
Kaynak: MA
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

