Doku ailesinin avukatı Ali Çimen, 108 kişi hakkında savcılığa yeni bir suç duyurusunda bulundu. Listede dönemin Başsavcısı Mustafa Atbaş’tan dönemin İl Emniyet Müdürü Yılmaz Delen’e, ASELSAN görevlilerinden Gençlik Merkezi işletmecisine kadar birçok isim var
Şirin Bayık
Dêrsim’de 5 Ocak 2020’de kaybettirilen Gülistan Doku’ya dair dönemin valisinden başsavcısına, emniyet müdüründen polisine ve kamu görevlilerine uzanan suçlar, büyük bir yozlaşmayı, çürümeyi ve devlet kademelerindeki organize suç ağını da ortaya çıkarmış oldu. Şu ana kadar 12 kişinin tutuklandığı Gülistan Doku soruşturmasında ikinci dalga gözaltıların yapılması bekleniyor.
Doku ailesinin avukatı Ali Çimen, Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı’na yeni bir suç duyurusunda bulundu. 108 kişinin isminin yer aldığı suç duyurusunda, adı geçen kişilerin “suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme, suçluyu kayırma, görevi kötüye kullanma, resmî belgede sahtecilik ve yargı görevi yapanı etkileme/adil yargılamayı etkileme” suçlarını oluşturabilecek niteliklerinin göz önünde bulundurulması ve gözaltına alınarak haklarında yasal işlem başlatılması talep edildi. Örtbas ağının daha da genişlediği dosyada, çoğunluğunu emniyet görevlilerinin oluşturduğu listede dikkat çeken isimler ve detaylar yer aldı. Dosyada yer alan örtbas mekanizmasının birbirini tamamlayan bir zincir halinde gerçekleştirildiğine dikkat çekildi.
Gülistan’ın arkadaşı D.M.’nin ifadesi
Suç duyurusunun ayrıntılarına göre Gülistan Doku’nun yakın arkadaşı D.M., Gülistan’ın kaybettirilmesinden hemen önce aktif olarak iletişimde olduğu isimlerden biri ve yakın arkadaşıydı. Hatta HTS kayıtlarına göre Gülistan Doku, kaybolmadan önceki gün arkadaşı D.M. ile karşılıklı arama ve mesaj trafiği yaşadı. Bu tablo, D.M.’nin olayın yaşandığı saatlerde Gülistan’ın en güvendiği ve en çok temas kurduğu kişi olduğunu gösteriyor. Buna rağmen D.M.’nin ifadesi, olaydan 25 saat sonra, 06.01.2020 tarihinde gece saat 00.43’te alındı. D.M. ifadesinde Gülistan’ın intihar etmiş olabileceği ihtimali üzerinde durdu. Bu durum, D.M.’nin baskı altına alındığı ve verdiği ifadenin yönlendirilmiş olduğu şüphesine yol açıyor. D.M.’nin gece yarısı ifadesini alan iki polis ise söz konusu 108 kişilik listede yer alıyor. Söz konusu iki polis aynı zamanda iki gün boyunca PolNet sistemini araştıran isimler olarak öne çıkıyor.
İntihar oyununun imzacısı
Listede ismi geçen kritik isimlerden biri de dönemin Asayiş Şube Müdürü Ertuğrul Arslan. Olayın başından itibaren soruşturmada yer alan Arslan, Dinar Köprüsü görüntü zincirinde talimat veren ve üst yazının imzacısı olarak öne çıkıyor. Dönemin Emniyet Müdürü Yılmaz Delen’le birlikte Gülistan Doku olayını intihar olarak göstererek 262 gün boyunca barajda aramaların sürmesine ve bu esnada delillerin karartılmasında etkin rol oynadığı iddia ediliyor. Yanı sıra Arslan, o dönem baş şüpheli olarak bilinen Zainal Abakarov ile ailesini Antalya’daki bir tatil köyüne götürerek yanlarında aylarca kalan bir isim. Bu seyahat, konaklama ve ulaşım masraflarını kimin ya da kimlerin finanse ettiği sorusu yanıt beklerken, bu olayda adı geçen diğer yetkili isimlerin ve kolluk görevlilerinin soruşturma dosyasına eklenip eklenmeyeceği de merak konusu. Kamuoyunda sıkça tartışılan Antalya tatiline ilişkin soru işaretleri de hâlâ yanıtlanmayı bekliyor.
ASELSAN detayı
Öte yandan suç duyurusunda ASELSAN’dan bir isim de yer alıyor. Bu kişiye ilişkin kritik bir ses kaydı ortaya çıkmış olmasına rağmen yıllardır dosyaya eklenmedi.
Olayın detayları ise şöyle: ASELSAN’da görevli H.D.’nin, o dönem 155 İhbar Kayıtları Çözümleme Tutanakları’na geçen bir ses kaydı ortaya çıktı. İddiaya göre söz konusu ses kaydında H.D.’nin, Gülistan’ın kaybolmasından iki gün sonra K kameralarının değiştirildiğine dair ifadeleri yer alıyor. “Üç araçla sahaya çıkıldığı ve kamera değişimlerinin yapıldığı”nın söylendiği kayıt, somut bir delil olmasına rağmen henüz soruşturma dosyasında yer almıyor. Ortaya çıkan bu kaydın altı yıldır görmezden gelinmesi de dosyaya ilişkin başka bir soru işareti.
Ayrıca Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı Muharebe Bürosunun 28.08.2025 tarihli raporunda da olay yerini gören KGYS kameralarının 05.02.2017’de sisteme entegre edildiği, “01.01.2020 tarihinden itibaren herhangi bir değişim, arıza ve onarıma dair arşivde ve sistemde herhangi bir belgeye rastlanmadığı” belirtilmişti. Kayıtların cihazda en az 30 gün saklanıp üzerine yazılarak otomatik silindiği ve 01.01.2020 ile 08.01.2020 tarihleri arasına ait depolanmış arşiv kaydına rastlanmadığı ifade edilmişti. Ancak 155 ses kayıtlarında 07.01.2020 tarihli kamera değişiminden söz edilmesine rağmen resmi belgelerde böyle bir değişimin olmadığı belirtilerek bu ifade görmezden gelinmişti. Bu kritik delilin örtbas edilmesi de olayın yaşandığı tarih aralığına ait görüntülerin bulunamamasına neden oldu.
Öte yandan tam da 07.01.2020 tarihinde Uzunçayır Baraj Gölü’nde aramalar başlatılmış, hemen ertesi gün yani 08.01.2020’de Dinar Köprüsü altında “Gülistan’ın intihar notu” olduğu iddia edilen bir notun bulunduğu kamuoyuna duyurulmuştu. Not, kriminal büroda incelenmişti. Bu iki olay da örtbasın ilk günden itibaren devreye girdiği yönündeki şüpheleri güçlendiriyor. Bir yandan K kameralarının yönü değiştirilirken, bir yandan da baraj aramalarında “intihar notunun bulunduğu” söyleniyordu.
Soru işaretleri giderilecek mi?
Doku ailesinin avukatı Ali Çimen’in 108 kişilik son suç duyurusu, dikkatleri Gülistan Doku dosyasında yıllardır devam eden delil karartmalarının somut adreslerine çevirdi. Soruşturmanın hangi yönde ilerleyeceğine ilişkin henüz netleşen bir durum söz konusu değil. Ancak suç duyurusunda yer alan bazı isimler çok sayıda soruyu da beraberinde getirdi. Örneğin:
- 155 kayıtlarında dile getirildiği öne sürülen kamera değişimi neden bugüne kadar teknik olarak araştırılmadı?
- ASELSAN görevlilerinin olay günü ve sonrasında yürüttüğü faaliyetlerin kapsamı neydi? Kamera değişimi yapıldıysa bunun resmi kayıtları neden bulunmuyor? Eğer yapılmadıysa 155 kayıtlarında geçen konuşmalar neyi ifade ediyor?
- 1-8 Ocak 2020 tarihleri arasındaki KGYS görüntüleri neden arşivlerde yer almıyor? Bu görüntülerin yokluğu teknik bir eksiklik mi, idari bir ihmal mi, yoksa bilinçli bir müdahalenin sonucu mu?
- Dönemin başsavcısı, emniyet yöneticileri ve görevlileri hakkında yöneltilen delil karartma iddiaları ne zaman soruşturulacak?
- Zainal Abakarov ve ailesini tatile götüren emniyet görevlisi ya da görevlileri soruşturmaya dahil edilecek mi? Bu seyahati finanse eden isimler kimler? Bu isimler soruşturmaya dahil edilecek mi?
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

