Site icon Serbest Görüş

Ekrem İmamoğlu’na işkence…

Necip F. Bahadır


Elleri kelepçeli, dar ve oksijensiz bir araçta 120 kilometre boş yere gidip gelen Ekrem İmamoğlu, mahkeme salonunda isyan etti: “Bu bilinçli bir işkencedir.” Haklı. Aracın bozulduğu gerekçesi kimseyi inandırmadı; Ankara’nın işe karıştığı aşikâr. Ama asıl üzücü olan bu muamelenin gündem bile olmaması, kınanmaması, tepki görmemesi. Kötülük sıradanlaştı, kanıksandı. Mazluma kimlik sorulmaz; mesele İmamoğlu değil, vicdan taşıyıp taşımadığınız.

NECİP F. BAHADIR | YORUM

Gardiyanlar sabahın köründe Ekrem İmamoğlu’nu kaldırdı. Kartal Adliyesi’nde duruşması vardı. Mahpusların ‘tabutluk’ dediği araç 7.30’da hareket etti. İmamoğlu elleri kelepçeli, dar, kasvetli ve oksijensiz ortamda 60 kilometre yol aldı. Ve araç birden durdu. Kısa bir aradan sonra dönüşe geçildi. Halbu ki menzile az kalmıştı. İmamoğlu’na ‘araç arızası’ gerekçe olarak gösterildi. Başka açıklama da yapılmadı. Dönüşte ihtiyaç molası talep etti. Fakat isteği cevapsız kaldı. “Bekle!” dendi.

Bunun adı ‘resmen işkence’ değil mi?

İmamoğlu yaşadıklarını mahkeme zaptına geçirirken isyan etti: “Bugün yaşanan tarihi bir zulümdür, işkencedir. Bu işkenceye sebep olanlar hakkında işlem yapılmasını talep ediyorum. Bu bir bilinçli işkencedir…” 

Haksız mı İmamoğlu? O araçlarla yolculuk başlı başına problem… Kısa mesafede bile içiniz dışınıza çıkar. Bizzat yaşayanlardan dinledim. 120 kilometre boş yere git gel? Arızanın ‘gerçek’ olmadığının İmamoğlu gibi herkes farkında… Ve fakat ses çıkaran yok.

Erdoğan da hapse girdi. Silivri’nin az ötesinde Pınarhisar’da yattı. Ülkeye olağanüstü iklim egemendi. 28 Şubat süreci söz konusuydu. Devlet ve kurumlarının Erdoğan ve temsil ettiği siyasete bakışı ‘düşmanca’ idi. Eski Türkiye’ydi. AB ile üyelik müzakereleri başlamamıştı. AB kriterlerinden eser yoktu. Ankara kriterleri geçerliydi. Erdoğan hangi şartlarda yattı? 12 metrekarelik tek kişilik hücrede mi kaldı? Duruşma salonlarında itilip kakıldı mı?

Ben hiç bu yönde medyaya yansımış haber hatırlamıyorum. En ufak bir olumsuzluk kamuoyuna yansırdı. Erdoğan yalnız kalmadı. Güvenliğini ve hizmetini gören birileri yanındaydı. Hapishane türbe gibiydi. Görüşmek kolaydı. Herhangi bir engel söz konusu değildi. Hatta cezaevinin hemen karşısında ailesinin bir daire tuttuğu bile söylendi. İmamoğlu’nun şartlarıyla Erdoğan’ı kıyaslamak mümkün mü? Ülke her alanda olduğu gibi hapishane ve işkence konusunda da geriye gitti.

İmamoğlu’nun maruz kaldığı ‘işkenceden farksız’ muamele kamuoyunun dikkatini bile çekmedi. İmamoğlu’nun çığlığı mahkeme salonunun dışına çıkmadı. Oysa gündem olması gerekirdi. Konuşulması, tartışılması lazımdı. Siyasetin ses vermesi gerekirdi. Sadece uygulama değil hassasiyet olarak da ülke geriledi. Kötülük sıradanlaştı. Kanıksandı. Ne tepki, ne itiraz… Ne de isyan…!

CHP dahi ‘mesele’ yapmadı bunu. Ortalığı ayağa kaldırması gerekmez miydi? Hangi CHP tabii? Her ikisi de… Kılıçdaroğlu dahil… İmamoğlu evladı gibi değil miydi? Böyle zamanda ‘politik kırgınlıklar’ unutulmaz mı? Özel’in derdi başından aşkın… Doğru fakat işkenceden öncelikli konu ne olabilir?

İşkence sıradanlaştı!

28 Şubat Türkiye’si ile Erdoğan Türkiye’si arasında öyle büyük fark var ki! Erdoğan darbe dönemlerine bile rahmet okuttu. Saadet Partisi’nden Mustafa Kamalak vaktiyle boşuna, “28 Şubatçılar daha şerefliydi!” demedi. Abdullah Gül’ün eşi Hayrunnisa Hanım açıkça 28 Şubat’tan daha ağır muameleye maruz kaldığını söyledi. Mahallenin tespiti bu… Fakat AKP tabanını uyandırmaya yetmedi. Erdoğan’ın Türkiye’sinde işkence gibi onur kırıcı suçlar sıradanlaştı.

Duyarlılığın yitirilmesi daha ağır… Muhafazakâr kesimin suskunluğu tarihe kara leke geçecek. Öylesine karanlık bir dönem…

Ekrem İmamoğlu’na işkenceyi kınamak veya tepki göstermek için illa CHP’li olmanız gerekmiyor. ‘Akıl ve vicdan sahibi’ olmanız yeterli. Yani insan olmanız kâfi… Siyasete ilgi duymayabilirsiniz. İmamoğlu ile uzak mahallenin, farklı iklimlerin insanları olabilirsiniz. Muarızınız da olsa insan onuruyla bağdaşmayan muamelelere karşı çıkmalısınız. Maalesef ülke bu konuda iyi sınav veremedi. AKP tabanı dışında kalan kitlelerin tepkisi de yetersizdi, zayıftı. Tablo her açıdan üzücü…

Aracın bozulması gibi gerekçe inandırıcı değil. Adım gibi eminim Ankara işe karıştı ve ‘sırf zulüm ve işkence olsun’ diye yapıldı. İmamoğlu’nun mahkeme salonundaki dik duruşu ‘onu oraya tıkan iradeyi’ rahatsız etti. Sosyal medyaya bir duruşma sonrası salon boşaldıktan sonra İmamoğlu’nun Ankara’ya dönerek nutuk çektiği yansıdı. Süngüyü düşürmesini mi bekliyordu acaba? Olabilir… ‘Pes’ diyerek ve ‘af talep etmesini’ görmeyi çok ister. Tüm otoriterlerin karakteridir bu…

Ertuğrul Özkök AKİT TV’ye çıktı. İmamoğlu’nu konuşurlarken sözü Erdoğan’a getirdi. Toplumun unuttuğu hususları hatırlattı. Doğrusu büyük cesaretti. “Erdoğan yolsuzluktan yargılandı” dedi ve ayrıntı verdi: “Sadece Akbil bugün İmamoğlu ile ilgili ortaya konulan iddialardan daha fazlasıydı parasal olarak…”

Karşısındaki neye uğradığını şaşırdı. Büyük bir şok… Özkök, “Siz unuttunuz mu bunları? 2002’de Erdoğan’ın suçlama iddianamesine baktın mı sen? İmamoğlu için yapılan suçlamaların maddeleri bile aynı… Bak aynısı…” diye sordu.

Bu sorulara cevap verebilecek bir babayiğit var mı? Nerede? Erdoğan söz konusu olduğunda büyük sessizlik…

Ertuğrul Özkök’ün final cümleleri benim başından beri anlatmaya çalıştığımın özeti gibiydi: “Şimdi Erdoğan’ı ne evinden aldılar, ne eşini, çocuğunu, kızını, şoförünü, yakınlarını aldılar… Hatta ilk duruşmada hâkim vareste tuttu… Davaların duruşmasına dahi gitmedi. Bir kısmından beraat etti o dönemde, bir kısmından da zaman aşımına uğradı. Aynı suçlamalardır…”

O günler çabuk unutuldu. Özkök’ün hatırlattığı iyi oldu.

Şimdi kıyaslayın iki dönemi? Hangisi daha insaflı ve insani? Hangisi daha vicdanlı ve merhametli?

Özellikle vicdan ve merhamet gibi duyguları dinden alan AKP tabanının böyle bir kıyaslama yapmasını çok isterim. Ve üzerinde düşünmesini…

Mesele İmamoğlu falan değil… Mazluma kimlik sorulmaz. İnsanlık… Tarihin ve kaderin neresinde durduğunuz… Zulüm ve işkenceye karşı tavrınız… Bir vicdan taşıyıp taşımadığınız…

Herkesin iddiasıyla sınandığı bu çetin günler asla unutulmayacak…

 

Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

Exit mobile version