M. NEDİM HAZAR | YORUM
Türkçe’nin en güçlü metaforlarından biridir sakız. ‘Sakız gibi sündürmek’ demek bir şeyin sonu gelmemesi, sürüp gitmesi, bitişe yaklaştırılamayan bir duruma işaret etmesidir misal. Sakız gibi çiğnemek demek ise tekrar tekrar aynı şeyleri söylemek, hakkını yiyip durmak, konuyu ölene kadar götürme anlamına geliyor. Anadolu halk bilgeliği, bu metaforla, tekrara dayalı, yaşayan, hiçbir zaman tükenmeyen bir durumu anlatır. Sakız çiğnedikçe büyür, tadı gitmiş olsa bile çıkmaz ağızdan; bu nedenle çiğneyip durursun.
Tayyip Erdoğan’ın 25 yıllık iktidarında, belki de en verimli, en yaratıcı, kendisinin işine en çok yarayan bir kavram sakızı var: FETÖ. Şimdilerde hapishanede bulunan Rasim Ozan Kütahyalı, bu kavramı Erdoğan iktidarının darbeden önceden kullanmaya başladığını, özellikle iktidar medyasının çok sık kullanarak halkın zihninde yer etmesine çalıştırdıklarını açıklamıştı.
Hatırlayacaksınız Erdoğan rejimi, ilk yıllarında toplumun hiçbir kesimini düşman olarak görmediği için bu tür kavramlara ihtiyaç duymuyordu. Ancak, yolsuzluk ve hırsızlıkları artıp, gerçek niyetlerini artık gizleyemez duruma geldikleri anda, gerçek yüzlerini de göstermeye başlamışlardı. ‘Legal görünümlü illegal yapı, paralel yapılanma’ vesaire gibi kavramları bu amaçla kullandılar.
Vaktiyle yandaş medyada çalışan bir ahbabım vardı, istihbarat özellikle her gün gazete sayfalarında defalarca bu kavramların kullanılması için sık sık not yolluyormuş. Şimdilerde artık bu tür yönlendirmelere pek ihtiyaç kaldığını düşünmüyorum açıkçası.
Öyle bir sakız ki, çiğneyip çiğnettikçe büyütülüyor, büyütüldükçe kanıksanıyor. Ve bir süre sonra muhteşem bir rejim silahına dönüştü bu kavram. Alt etmek istedikleri hasım, rakip, bitirmek istedikleri insanlar, çökmek istedikleri iş adamlarını bu sakızla vurmaya başladılar. Malum, ‘FETÖ borsası’ bile kurdular.
Öyle bir sakız ki, çiğnedikçe büyüyor, bitmiyor, tükenmiyor! Ve Erdoğan kendilerinden başka herkesi bu sakız ile vurmaya and içmiş gibi aynen devam ediyor.
Mutlak butlan kararı sonrası Kemal Kılıçdaroğlu kürsüye çıktığında eline tutuşturulan kağıdı okumaya başladığı an, bu metnin Saray’dan kendisine iletildiğini hemen anladım. Şu cümleyi söylemek sadece rejim elemanlarının marifeti olabilir zira: “Arkamızdan sinsice sızan, ruhunu satmış FETÖ terör örgütü ajanlarını zamanında fark edemedikleri için özür diliyorum.”
Tayyip Erdoğan ve Hakan Fidan’ın ortak çalışması olduğunu düşündüğüm bazı kavramlar var, bunlardan biri FETÖ. Mesela bir diğeri ‘Bay Kemal’ idi ama bugünlerde ona ihtiyaçları kalmadığı için kullanmıyorlar.
Bu kavramın icadından önce PKK kullanılıyordu. Yine bizzat Tayyip Erdoğan tarafından. İlginç bir ayrıntı aktarayım size. Zaman gazetesine kayyım atanmasından önce birkaç kez matbaamızı basmışlardı. Ellerinde taşıdıkları gerekçeli hukuk müsveddesi kağıtta ne yazıyordu biliyor musunuz?
“PKK terör örgütüne yardım ve yataklık.”
Evet Erdoğan, kendisi Öcalan aynı yatağa girmesine rağmen yıkmak istediği hasımlarını bu örgüt ile yıllarca vurdu.
Şimdilerde yine can ciğer kuzu sarması durumundalar!
15 Temmuz 2016 geldiğinde söylem şekil değiştirdi. Cemaat artık “PKK işbirlikçisi” değil, direkt FETÖ oldu. Ve bu kez, o söylem çok daha geniş bir alana yayıldı. Çünkü ordu mensupları da vardı, polis de vardı, hakim ve savcılar da vardı. Zamanla AKP’li olmayan herkes bu damgayı ya yedi ya da yiyecekti.
Yani bu ülkede, eğer Tayyip Erdoğan biatçısı değilsen ya FETÖ’cüsün ya da müstakbel FETÖ’cü! 2016 sonrası, Erdoğan bu sözcüğün etkisini bizatihi görünce, artık gündelik olarak kullanmaya başladı.
Ve ne acı ki, toplumda, “Bu kavramı insanları şeytanlaştırmak için sen icat ettin, bunu kullanmayı reddediyoruz.” diyebilecek zekada ve vicdanda hiç kimse kalmamıştı!
Erdoğan için ‘FETÖ’ kavramı şahane bir aparat. Herhangi bir muhalif kişiye, muhalif harekete, muhalif kişiler grubuna yapıştırabiliyorsun ve o kişi, kendini savunmaya başladığında, otomatik olarak “Ama siz de…” diye cevap veriyor. Tartışmanın odağı, o zaman artık muhalif in haklı olup olmadığı değil, FETÖ bağlantısı var mı yok mu oluyor. Yani söylem, tartışmanın merkezine çivilenmiş oluyor ve gerçek suçlama (yargının tarafsızlığı, hukuk devleti, kurumsal bağımsızlık) arka planda kalıyor.
FETÖ kavramı adeta siyasal İslamcıların en bağımlı oldukları bir sakız. Demokrasinin öldürülmesi aniden başlamaz sevgili okur, yavaş yavaş, basamak basamak yapılır. Erdoğan rejimi, artık tamamen tüketme noktasına geldiği demokratik nizamı tamamen bitirme fazına geçmiş bulunuyor.
Önceki gün yapılan CHP toplantısı sonrasında yapılan açıklama tam da Saray’ın istediği şekilde oldu. CHP hâlâ akıllanmamış görünüyor. “Esas Fetöcü sizsiniz!” bağlamında savunmanın bir işe yaramayacağını hâlâ anlamamış olmaları inanılır gibi değil. Açıkçası bu tür bir davranış tam da Saray’ın istediği şekildir. Saray açısından, mükemmel bir sonuç alınıyor.
Kaç yüz defa yazdık, söyledik bilmiyorum ama tekrar yazıyorum. Siz bu yazıyı okurken Özgür Özel’in tutuklanması için gerekli plan yürürlüğe konmaya başlayacak. Zira Erdoğan için Özgür Özel İmamoğlu’ndan daha “tehlikeli” bir konumda. Ve kimse kusura bakmasın Özel’in taşıdığı meşruiyetin büyüklüğü, gelebilecek cezanın ağırlığını da belirleyecek.
İşte alenen yazıyorum; Özel’in milletvekilliğinin düşürülmesi, hakkındaki fezlekelerin yürürlüğe konması, siyasi yasağın gelmesi ve son olarak FETÖ suçlamasıyla ceza alması artık kaçınılmaz.
Erdoğan bunları yapmak zorunda.
CHP bunu görmek yerine, “Efendim arabayı şu tarihte aldık, şu tarihte modifiye ettik!” türünden akıl almaz bir savunma geliştirmeye çalışıyor. Son olarak Saray’ın sakıza çevirdiği FETÖ söylemi, niçin bu kadar etkili olduğuna bir bakalım.
Etkili zira muhalefet ve halk tabanı, bu söylemi sorgulamıyor.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, son zamanlarda, Cemaat’in bir “terör örgütü” olmadığını açık açık söyledi. Yeminli Cemaat düşmanı Doğu Perinçek bile bunu kabul etti. Erdoğan çok iyi biliyor ki, muhalefet FETÖ söylemine “Esas siz FETÖ’cüsünüz!” diyerek cevap vermeye çalışacak ve bunun işe yarayacağını zannedecektir.
CHP’nin yaptığı açıklamalara bakıyorum hâlâ meselenin gerçeğinden uzakta, boş beleş işlerle uğraşıyorlar. Cemaat nefreti kodlarına o kadar işlemiş ki, Erdoğan’ın bir sosyal grubu şeytanlaştırmasını nasıl kullandığının farkında bile değiller.
İnanın hak ediyorlar ama söylemek istemiyorum; esasen CHP’nin bu vurdumduymaz, akıl dışı tutumunu, “Müstahaksınız!” kelimesiyle özetlemek de mümkün.
Laftan anlamıyorlar zira.
Çiğneyin bakalım Tayyip reisiniz ağzınıza koyduğu sakızı…
Kaynak: Tr724
***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

